?>

Büyülü Bir Dünyanın Ardına Kadar Açılan Kapısıdır Tiyatro

Ali AŞILI

7 saat önce

Neden bu çağda bile Hâlâ Tiyatroya İhtiyacımız Var?

Hayatın baş döndürücü bir hızla aktığı, her şeyin bir ekranın ardına sıkıştığı modern dünyada, bazen durup nefes alacak bir liman arıyoruz. İşte tam bu noktada tiyatro, binlerce yıllık tozlu raflardan çıkıp gelen eski bir dost gibi elimizden tutuyor. Tiyatro, sadece kostümlü insanların bir sahnede hikâye anlatması değil; aslında insanlığın en çıplak, en dürüst ve en canlı aynasıdır.

Dijital Yalnızlığa Canlı Bir Panzehirdir Tiyatro

Bugün bilişim çağının, uzay teknolojilerinin, sanal evren, çoklu evren vb. algoritmaların labirentinde kaybolmuş durumdayız. Herkes kendi ekranına bakıyor, herkes kendi dijital hücresinde rahatça ve tek başına kaybolmuş bir hayatı yaşıyor. Oysa tiyatro salonuna girdiğiniz anda tüm bu yapay duvarlar hemen oracıkta yıkılıverir. Yanınızda hiç tanımadığınız biriyle aynı anda gülmeye başlarsınız, aynı sessizlikte hüzünlenirsiniz. Tiyatro bizi birbirimize bağlayan o insanlık kadar eski kadim bağı hatırlatır bizlere,

Tiyatro, bizi ekranların soğuk dünyasından çekip çıkarır ve insanın insana dokunduğu, göz göze geldiği o samimi hoşgörü dünyasını yeniden inşa eder.

Tiyatro Sadece İzlemek için değildir. Bir Düşünce Yolculuğuna Çıkmaktır.

İyi bir tiyatro oyunu, perde kapandığında bile bitmez; asıl perde kapanınca tiyatronun zihnimizde bıraktığı o müthiş etki zamanı yeniden oracıkta tekrar baştan başlatır. Tiyatro bizi koltuğunda uslu uslu oturan pasif birer izleyici olmaktan çıkarır. Bizi rahatsız eder, sorgulatır ve şu soruyu beynimize fısıldar: "Sen kimsin ve nasıl bir dünyada yaşıyorsun?"  Geçmişi hatırlatır: Nereden geldiğimizi, ne olduğumuzu, varoluşun  gayesini asla unutmamamızı sağlar.

Tiyatro bugünü tartışır: İçinde bulunduğumuz karmaşayı masaya yatırır. Bize kim olduğumuzu hatırlatarak, orda durmamızı ve görmemizi sağlar.

Tiyatro geleceği düşletir: "Başka bir dünya mümkün mü?" diye sordurur.

Tiyatro Ne Bir Müze Ne de Bir Ticarethanedir.

Tiyatronun gücü, onun ne kadar çok bilet sattığında ya da sadece gelenekleri tekrar etmesinde yatmaz. Onu sadece para kazandıran bir işletme gibi görmekse tiyatronun içinde insanlığın ilk anından itibaren bu güne kadar yanan o kutsal ateşi bir anda söndürür. Aynı şekilde, onu sadece geçmişi koruyan donuk bir müze parçasına dönüştürmek de ruhumuzu zayıflatır. Tiyatro, nefes alan, değişen ve toplumla birlikte büyüyen canlı bir organizmadır. Onun özünü korumak, bu canlı deneyimi her kuşakta yeniden yeşertmekten geçer.

Tiyatro Umudun Adıdır. Hayatın Sahnesidir.

Dünyanın giderek daha sert ve bölünmüş bir yer haline geldiği bugünlerde, tiyatro bize hâlâ bir umut ışığı olduğunu hatırlatır. Şiddetin, savaşların ve dijital bir denetimin arttığı bu çağda, özgürce düşünmenin ve insanca hissetmenin kalesidir tiyatro.

Unutmayalım ki; perde açıldığı sürece insanlık kendini aramaya, sorgulamaya ve daha güzel bir geleceği hayal etmeye devam edecektir. Tiyatro, yaşamın ta kendisidir ve biz var olduğumuz sürece Tiyatro vazgeçilmez kalacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI