?>

Neden Erteliyoruz?

Orhan Seyfettin KABALI

3 saat önce

Bir önceki yazımda, hayatın birçok döneminde yeni başlangıçların eşiğinde bulunduğumuzu ve değişimin çoğu zaman küçük bir adımla başladığını konuşmuştuk. Ancak başlangıçların Psikolojisini anlamaya çalışırken önemli bir soruyla karşı karşıya kalıyoruz; eğer yeni Başlangıçlar bu kadar önemliyse, neden çoğu zaman o ilk adımı atmakta zorlanıyoruz?

Hepimizin hayatında sürekli ertelediği bir şey vardır. Kimi uzun zamandır okumayı planladığı kitabı, kimi yapmak istediği spora başlamayı, kimi başlamayı bir diyeti, kimi de vermesi gereken önemli bir kararı.

İlginç olan şu ki çoğu zaman ertelediğimiz şeylerin bizim için faydalı olduğunu biliriz. Buna rağmen harekete geçmekte zorlanırız. Peki neden?

Yaygın bir inanışa göre erteleme tembellikten kaynaklanır. Oysa psikoloji bize farklı bir şey anlatıyor. Erteleme çoğu zaman bir zaman yönetimi sorunu değil, bir duygu yönetimi sorunudur.

Bir işe başlamayı düşündüğümüzde bazen farkında olmadan kaygılı hissederiz. Başarısız olma korkusu, eleştirilme endişesi, mükemmel yapamama düşüncesi veya sonucu kontrol edememe hissi zihnimizde rahatsızlık oluşturur. Beynimiz ise bu rahatsızlığı azaltmak için kısa vadeli bir çözüm üretir: “Şimdi değil, sonra.” İşte ertelemenin temel mekanizmalarından biri budur. O an için rahatlarız. Yapılması gereken işi bir süreliğine zihnimizden uzaklaştırırız.

Ancak bu rahatlama geçicidir. Çünkü ertelenen iş ortadan kalkmaz. Aksine, zaman geçtikçe büyür, zihnimizde daha fazla yer kaplar ve daha fazla stres ve kaygı üretir. Bu nedenle erteleme paradoksal bir döngü oluşturur. Rahatlamak için erteleriz, fakat erteledikçe daha fazla kaygılı hissederiz.

Bir başka neden ise mükemmeliyetçiliktir. Birçok insan bir işe başlayamadığı için değil, o işi kusursuz yapmak istediği için erteler. “Tam hazır olayım öyle başlayayım”, “Daha uygun bir zaman bulayım”, “Her şey planladığım gibi olsun” düşünceleri kulağa mantıklı gelebilir.

Ancak hayat çoğu zaman kusursuz şartlar sunmaz. Gerçek şu ki ilerleme, mükemmellikten değil hareketten doğar.Belki de bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor; Gerçekten zamanım mı yok, yoksa başlamaktan mı çekiniyorum?

Çünkü bazen ertelenen şey bir iş, bir proje veya bir karar değildir. Bazen ertelenen şey hayatın kendisidir. Oysa değişim hâlâ aynı yerden başlıyor: Küçük bir adımla.

Ve belki de bugün atacağımız o küçük adım, yarın olmak istediğimiz kişiye giden yolun, başlamak istediğimiz bir işin ve güzel bir geleceğin başlangıcı olabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI