?>

Aydınlanma Çaba İster

Duygu DOĞAN

2 saat önce

Aydınlanma, insana dışarıdan verilen bir unvan değil; insanın kendi zihninin karanlık odalarını tek tek açmaya cesaret etmesidir. Çünkü düşünmek konforlu değildir. Sorgulamak insanı yalnız bırakır. Okumak, insanın yıllarca doğru sandığı birçok şeyi yeniden tartmasına neden olur. Gerçek anlamda aydınlanma; emek, sabır ve insanın kendi egosuyla yüzleşebilme olgunluğu gerektirir.

Toplumlar çoğu zaman düşünen insanlardan değil, uyumlu insanlardan hoşlanır. Çünkü düşünen insan soru sorar. “Neden?” der. “Başka bir yol yok mu?” diye düşünür. Oysa otoritenin en sevdiği insan tipi, sorgulamayan insandır. Kalabalıkların büyük kısmı dinleyicidir; az bir kısmı düşünür. Çünkü düşünmek sorumluluk doğurur. Bilgi, insanın omzuna vicdan yükler.

Aydınlanma tam da burada başlar. İnsan, yalnızca başkalarının söyledikleriyle yaşayan bir varlık olmaktan çıkıp kendi aklının rehberliğinde yürümeye başladığında… Çünkü hakikatin yolu ezberden değil, idrakten geçer.

Bugün dünyanın en büyük problemi aslında bilgi eksikliği değil; düşünme tembelliğidir. İnsanlar artık çok şey duyuyor ama az şey anlıyor. Çok konuşuyor ama az dinliyor. Çok tepki veriyor ama az düşünüyor. Oysa medeniyet dediğimiz şey, insanın kaba kuvvetten akla doğru yürüyüşüdür. Silahın yerini kelimenin almasıdır. Öfkenin yerini iletişimin almasıdır.

Okuyan insan kolay kolay savaşı sevmez. Çünkü kitaplar insana yalnızca bilgi vermez; başka hayatları, başka acıları ve başka ihtimalleri de gösterir. Gerçek okuma, insanın vicdanını büyütür. Vicdanı büyüyen insan ise yıkmayı değil, anlamayı tercih eder. Çünkü bilir ki en büyük güç bağırmakta değil, anlayabilmektedir.

İnsan kendini yetiştirirken çoğu zaman yalnız kalır. Bazen kendi cehaletiyle, bazen çevresinin küçümseyici bakışlarıyla mücadele eder. Fakat insan kendine yatırım yapmaya başladığında artık eski hayatına geri dönemez. Çünkü hakiki öğrenme, insanı geri dönülmez biçimde değiştirir. Bir kitapla başlayan yolculuk, bazen bir ömür boyunca devam eder.

Doğan Cüceloğlu’nun işaret ettiği gibi insanın önce kendi sesiyle konuşabilmesi gerekir. Başkalarının korkularıyla değil, kendi vicdanıyla yaşayabilmesi… Acar Baltaş’ın vurguladığı zihinsel dayanıklılık da burada anlam kazanır. Çünkü düşünmek yalnızca bilgi edinmek değil, insanın kendi iç dünyasını da inşa etmesidir. İlber Ortaylı’nın yıllardır anlattığı kültür meselesi de aslında budur: Dünyayı daha geniş görebilmek. Dücane Cündioğlu’nun dikkat çektiği gibi, insan bazen en büyük savaşını kendi zihninin karanlığıyla verir.

Bu yüzden aydınlanma bir lüks değil, bir zorunluluktur.

Daha adil bir dünya istiyorsak önce düşünen insanlar yetiştirmek zorundayız. Çünkü bilgi yalnızca kariyer yapmanın değil, insan kalabilmenin de temelidir. İnsanlık tarihindeki gerçek ilerleme; daha güçlü silahlar üretmekle değil, daha bilinçli insanlar yetiştirmekle mümkün olmuştur. Belki de insanlığın kurtuluşu daha fazla bağırmakta değil, daha fazla okumaktadır. Çünkü aydınlanma, insanın yalnızca dünyayı değil, önce kendisini değiştirme cesaretidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI