?>

Bir Yılbaşı Sabahı: Bitmiş Birinin Karşısında Kalmış Olan

Aybike KARAKELLE

4 saat önce

Kimi insanlar yılı kapatır, kimi insanlar o kapının önünde kalır.

Nereden başlasam bilmiyorum.

31 Aralık 20...

Çok erken uyanmadım. Çok geç de değildi. Saat belki 10.00, belki 10.30. Akşamdan beklediğim bir mesaj vardı. Telefonuma baktım, hiçbir şey yoktu. "Belki uyuyordur" diye düşündüm. Bir şey yapmadım.

Kalktım. Kahvemi içtim. Kitabımı okudum. Sakin olmaya çalışarak bekledim; "özür dilerim" diye başlayan bir mesaj geleceğine inanarak. Beklediğim gibi geldi ama devamı beklediğim gibi değildi. Sorun bende değildi, ondaydı. Beni üzmek istemiyordu. Klasik cümleler. Bahaneler.

Üzüldün mü, korktun mu, anlamadım. Panikledim. Ne yapacağımı bilemedim. Yüz yüze konuşmayı hak ettiğimi söyledim. Belki bir şey bulurum, belki durumu kurtarırım diye düşündüm. Ama kafasında her şeyi bitirmiş bir insana ne yapabilirsin ki?

Ben, onun kafasında bitirdiğine inanmak istemedim. Hiçbir şey yapmamışken, her şeyi yapmayı kabul ettim. İkna olmadı. Gitmemi istedi. Gitmek istemedim. O gitmek istedi, gitmesini istemedim. Olmadı. Gitmek zorundaydım, gittim.

Neyi kabullenemediğimi bilmiyorum. Hırs mı yaptım, yoksa gerçekten aşkından mı ölüyorum... Hava çok soğuktu. Bacaklarımı hissetmiyordum. Eve geldim, kaloriferin yanına oturdum. Boş boş telefonuma baktım. Akşamki planlarım iptal olmuştu. Canımı sıkan şey yılbaşı planının bozulması mıydı, yoksa başka şeyleri onun için ertelemiş olmam mı, bilmiyorum. Bildiğim tek şey, canımın çok sıkkın olduğuydu.

Bir ara karnım o kadar çok ağrıdı ki... Aşk acı mı, unutmak zorunda kaldım. Olmadığım bir insana dönüşmekten korktum. Ama dönüşmeyeceğim galiba.

Neyse. Alışveriş yaptık, yurda döndük. Bir şeylerimi alma bahanesiyle yine mesaj attım. Gerçekten onları almak mıydı niyetim, yoksa dışarıda olabileceğim son bir saati onunla geçirmek mi, onu da bilmiyorum. Zaten uzun sürmeyeceğini düşünüyordum. Bir sigara bile içmez belki dedim. Yine de sigaramı alıp çıktım.

Terlikleriyle çıkmıştı. "Hemen verip gideyim, seni tutmayayım, üşütme" dedim. O oturmak istedi. Ne istediğini anlayamadım. Ne yapmak istediğini, benimle olmak isteyip istemediğini... Hiçbir şeyi anlamadım.

Döndüm. Yurt girişi 11'di. İçtim. Eğlendim. Ağlamadım. O saatten sonra hiç. Karnım açtı; bütün gün bir şey yememiştim. Bir şeyler yedim. Çok ses yaptığımız için görevli kızdı, biz de her şeyi kapatıp yattık. Saat 2.30–3 gibiydi.

Sonra, sanki çok gerek varmış gibi, sabah 10.00'da uyandım. Ranzanın üst katındaydım; inmek zor geldi. Yarım saat oyalanıp belki geri uyurum diye bekledim. Olmadı. Kalktım. Kahvemi koydum. İçebileceğim sıcaklığa gelene kadar akşamdan kalan sofrayı topladım, bulaşıkları yıkadım. Kahveyi çok sıcak içemiyorum; zamana ihtiyacım var.

Sigaramın azaldığını fark ettim. Sigara almaya çıktım. Kahvemi de yanıma aldım. Biraz yürürüm dedim. Kulaklığımın şarjı bitmişti ama iyi oldu. Sessizliği dinledim. Herkes uyuyordu. Kuşlar vardı. Ben vardım. İki köpek, bir kedi... Koşuşturuyorlardı.

Yatakhanenin arkasında, yemekhanenin önünde banklar var. Güzel bir yer. Kendime mekân belledim burayı. Ağaçlar, bankların rengi... Su yeşili mi desem, başka bir yeşil mi, bilmiyorum. Ama güzel. Biraz nostaljik. Buralar eski; modern değil, yeni değil.

Konuşacak kimsem yok gibi. Herkese anlatabilirim ama kimseye anlatamam gibi. Burada otururken hayatımla ilgili bazı kararlar almam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Bu hissi sık sık yaşıyorum. Karar alıyorum, uygulayamıyorum. "Bundan sonra böyle olacak" diyorum, olmuyor.

27 yaşındayım. Bu yaşıma kadar hiçbir yılbaşı sabahına bu kadar mutsuz uyanmamıştım. Yılbaşı önemli olduğu için değil; ama insanın aklında yer ediyor. Yeni bir yıla girmek çok mu önemli bilmiyorum. Dün de yaşıyordum, bugün de yaşıyorum. Ama bu yaşımda, yeni bir yıla bu kadar mutsuz uyanmama sebep olan her şeyden vazgeçmem gerektiğini biliyorum.

En çok da kendimde kusur aramaktan.

Bir sigara yakıyorum. Yeni kararlar almaya niyetleniyorum.

Sonra vazgeçiyorum.

Karar falan almıyorum.

Ne hâlim varsa görmek üzere, kapatıyorum.

YAZARIN DİĞER YAZILARI