Almanya’da aşırı sağın yükselişi sürüyor. Almanya için Alternatif (AfD), skandallar ve parti içi çekişmelere rağmen kamuoyu yoklamalarında birinci sıraya yerleşti. Uzmanlara göre parti, özellikle hükümet içindeki anlaşmazlıklardan faydalanarak siyasi etkisini artırıyor.
Friedrich Merz liderliğinde geçen bir yıllık başbakanlık döneminin ardından AfD, birçok ankette en güçlü parti konumunda. Bazı ölçümlerde farkın dört puana kadar çıktığı belirtiliyor. Popülerlik sıralamalarında ise AfD’nin önde gelen ismi Alice Weidel, Merz’i geride bırakmış durumda.
SKANDALLARA RAĞMEN YÜKSELİŞ
Parti, nepotizm (akraba kayırma) iddiaları ve iç çekişmelere rağmen oylarını artırmayı sürdürüyor. Siyasi gözlemciler, bu yükselişi AfD’nin stratejik hamlelerine bağlıyor.
HEDEF: KOALİSYONDA ÇATLAK YARATMAK
AfD, CDU ile SPD arasındaki koalisyonu zayıflatmayı amaçlıyor. Parti, kendisini CDU’nun “doğal ortağı” olarak konumlandırmaya çalışıyor.
Başbakan adayı Merz’in Bundestag’daki ilk tur oylamada başarısız olmasının ardından AfD’den dikkat çekici bir çıkış geldi. Parti yöneticilerinden Bernd Baumann, “Bir çoğunluk var, Sayın Merz” diyerek CDU’ya dolaylı bir iş birliği mesajı verdi.
“ZEHİRLİ TEKLİF” VE SİYASİ HESAP
AfD, CDU’nun kendi taleplerini gerçekleştirebilmesi için AfD desteğine ihtiyaç duyabileceğini öne sürüyor. Aynı zamanda mevcut hükümeti “son derece istikrarsız” olarak nitelendiriyor.
Partinin uzun vadeli hedefi ise Almanya siyasetinde “yangın duvarı” olarak adlandırılan, diğer partilerin AfD ile iş birliği yapmama ilkesini yıkmak. Analistlere göre AfD, kültürel ve ideolojik tartışmaları körükleyerek CDU/CSU ile SPD arasındaki ayrışmayı derinleştirmeye çalışıyor.
SİYASİ DENGELER DEĞİŞİYOR MU?
AfD’nin yükselişi, Almanya’da siyasi dengelerin yeniden şekillenebileceği yönünde tartışmaları da beraberinde getiriyor. Ancak CDU’nun AfD ile olası bir iş birliğine nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor.
Gelişmeler, Almanya siyasetinde önümüzdeki dönemde daha sert tartışmaların yaşanabileceğine işaret ediyor.