
Artık “şok olduk”, “dehşete kapıldık” gibi süslü cümleleri bir kenara bırakalım. Jeffrey Epstein dosyaları bir skandal değildir. Bu, modern dünyanın göbeğinde işlenmiş örgütlü bir insanlık suçudur ve bu suçun failleri, sokak aralarında değil; saraylarda, plazalarda, kürsülerde dolaşmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı üç milyon belge, aslında buzdağının görünen ucudur. Gazetecilerin, hukukçuların, araştırmacıların ortak kanaati nettir, en kirli, en mide bulandırıcı görüntüler hâlâ kasalarda bekletilmektedir. Neden? Çünkü o görüntüler yayınlandığı an, “saygın” diye sunulan birçok ismin maskesi paramparça olacaktır.
İddialar korkunçtur. Epstein adasında her odada gizli kameralar olduğu, bu kameraların çocuklara karşı işlenen suçları kaydettiği öne sürülmektedir. Yaşları sekize kadar düşen çocukların sistematik biçimde istismar edildiği iddiaları, artık “komplo teorisi” değil, dosyalara girmiş beyanlardır. Ve bu adaya gidenler, sıradan insanlar değildir.
Siyasetin tepesinde olanlar…
Küresel sermayenin tanrıları…
Medyada “aydın”, “vizyoner”, “rol model” diye parlatılan figürler…
İsimler telaffuz ediliyor, ardından hemen şu sihirli cümle geliyor, “Hakkında kesinleşmiş hüküm yok.” Evet, yok. Çünkü sistem tam olarak bunun için var. Güçlülerin yargılanmaması için.
Virginia Giuffre’nin anıları bu yüzden bir tokattır. “Nobody’s Girl” bir kitap değil, hayatta kalabilmiş bir kurbanın mahkeme salonlarına sığmayan haykırışıdır. Bir insanın, “Bir seks kölesi olarak ölebilirdim” cümlesini kurması, tek başına bu düzenin çürümüşlüğünü anlatmaya yeter. Prens Andrew hakkında dile getirdiği iddialar inkâr edildi, parayla susturulmaya çalışıldı. Ama hakikat parayla boğulmaz; sadece geciktirilir ve şimdi asıl can yakan gerçeğe gelelim:
Bu iğrençliği yapanlar “cahil”, “eğitimsiz”, “ilkel” insanlar değildir. Tam tersine en iyi üniversitelerden mezun, en pahalı takım elbiseleri giyen, ahlak dersi vermeyi seven elit bir zümredir.
Demek ki sorun cehalet değil.
Demek ki sorun eğitim değil.
Sorun, ahlakın bilinçli olarak imha edilmesidir.
Ahlak gittiğinde geriye sadece çıplak içgüdü kalır. Güçlü olanın her şeyi yapabildiği, paranın suçu yıkadığı, çocukların bile “bedel” haline geldiği bir bataklık kalır ve bu bataklığa “özgürlük”, “modernlik”, “ilerleme” denir.
Hayır.
Bu ilerleme değil bu vahşetin cilalanmış hâlidir. Epstein öldü, dosyalar açıldı deniyor. Ama gerçek şu ki eğer tüm görüntüler, tüm isimler, tüm ilişkiler ortaya dökülmezse, Epstein hâlâ yaşamaya devam ediyor demektir. Bir kişi olarak değil, bir sistem olarak. Artık bu noktadan sonra susan herkes suç ortağıdır. Görüp de konuşmayan, bilip de saklayan herkes bu karanlığın parçasıdır ve eğer bu dosyalar da bir şekilde örtbas edilirse, evet.
Adalet yoksa, kıyamet gerçekten kopmalıdır, yaşasın zalimler için CEHENNEM…
Allah’a ısmarladık hoşça kalın.
