Bazı insanlar bir dönemi yönetir.Bazı insanlar ise gelecek yüzyılları etkiler.Hasan Ali Yücel, işte bu ikinci grupta yer alan insanlardan biriydi.Onun adı çoğu zaman bir siyasetçi ya da devlet adamı olarak anılır. Oysa geride bıraktığı mirasa bakıldığında görülür ki Hasan Ali Yücel'in asıl meselesi iktidar değil, eğitimdi.Çünkü o, bir ülkenin geleceğinin fabrikalarda değil, sınıflarda şekillendiğini biliyordu.Bir milletin gerçek gücünün sahip olduğu silahlarda değil, yetiştirdiği insanlarda olduğunu görüyordu.1940'lı yıllarda Millî Eğitim Bakanı olarak görev yaparken yalnızca günün sorunlarını çözmeye çalışmadı. Henüz doğmamış nesilleri düşünerek hareket etti.Onun döneminde dünya klasikleri Türkçeye çevrildi.Batı ve Doğu düşüncesinin önemli eserleri milyonlarca insanın ulaşabileceği hale geldi.Çünkü Hasan Ali Yücel'e göre eğitim, yalnızca diploma almak değil; düşünmeyi öğrenmekti.Bir insanın ufku ne kadar genişlerse, bir toplumun ufku da o kadar genişlerdi.Bugün üniversitelerde okunan birçok klasik eser, o yıllarda başlatılan çeviri seferberliğinin ürünüdür.Belki de Hasan Ali Yücel'in en önemli miraslarından biri buydu:İnsanlara yalnızca bilgi vermek değil, düşünmenin kapılarını açmak.Zamanın ötesinde yaşayan insanlar, kendi dönemlerinin alkışına değil geleceğin ihtiyaçlarına kulak verirler.Hasan Ali Yücel de bunu yaptı.O, yalnızca öğrencileri değil; öğretmenleri, yazarları, bilim insanlarını ve aydınları da yetiştirmeye çalıştı.Çünkü biliyordu ki bir ülkenin kaderi, yetişmiş insan sayısıyla değişir.Bugün onun attığı adımların üzerinden onlarca yıl geçti.Fakat hâlâ eğitim konuşulurken, kültür konuşulurken ve aydınlanma konuşulurken adı anılıyorsa bunun bir sebebi vardır.Çünkü bazı insanlar yaşadıkları döneme hizmet eder.Bazı insanlar ise gelecek nesillere.Hasan Ali Yücel'in mirası ne bir makamdır ne de bir unvan.Onun mirası, düşünmeyi öğrenmiş insanlardır.Ve belki de geleceğe bırakılabilecek en değerli mektup budur.Bir kitap...Bir öğretmen...Bir fikir...Ve o fikrin aydınlattığı nesiller...