Avrupa Birliği’nin kapsamlı Sığınma ve Göç Paktı, 12 Haziran 2026 itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme, AB’nin dış sınırlarındaki denetimleri güçlendirmeyi ve iltica başvurularının daha kısa sürede sonuçlandırılmasını hedefliyor.
Pakt kapsamında, düzensiz yollarla AB’ye giriş yapan göçmenler ilk yedi gün içinde güvenlik taramasından geçirilecek. Bu süreçte biyometrik veriler kayıt altına alınacak. Koruma başvurusu kabul edilme oranı düşük ülkelerden gelen kişiler için ise sınırdaki iltica işlemleri en fazla 12 hafta içinde tamamlanacak.
Avrupa Birliği yetkilileri, yeni sistem sayesinde sınır güvenliğinin artırılacağını, düzensiz göçün kontrol altına alınacağını ve son dönemde yasa dışı sınır geçişlerinde düşüş gözlemlendiğini belirtiyor.
Üye Ülkeler Arasında Yeni Dayanışma Mekanizması
Yeni Sığınma ve Göç Paktı, üye ülkeler arasında sorumluluğun daha adil paylaşılmasını amaçlayan bir dayanışma mekanizmasını da hayata geçiriyor. Buna göre dış sınır ülkeleri üzerindeki yükün azaltılması için diğer AB ülkeleri; sığınmacı kabul edebilecek, mali katkı sağlayabilecek veya operasyonel destek sunabilecek.
Avrupa Komisyonu, düzenlemenin uygulanma sürecini yakından takip ederken, üye ülkelere teknik destek sağlamayı ve düzenli ilerleme raporları yayımlamayı sürdürecek.
İnsan Hakları Örgütlerinden Eleştiri
Öte yandan yeni pakt, insan hakları kuruluşlarının eleştirilerine de konu oldu. Amnesty International ve PRO ASYL, hızlandırılmış sınır prosedürlerinin sığınmacıların hukuki güvencelerini zayıflatabileceği ve uluslararası koruma standartlarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Eleştiriler arasında, sığınmacıların üçüncü ülkelerde kurulabilecek geri dönüş merkezlerine yönlendirilmesiyle sorumluluğun Avrupa dışındaki ülkelere kaydırılabileceği görüşü de yer alıyor. Bazı siyasi partiler ise mevcut düzenlemelerin yetersiz olduğunu savunarak daha sert göç politikaları talep ediyor.
Yeni Sığınma ve Göç Paktı’nın uygulanmasıyla birlikte, Avrupa Birliği’nde göç yönetimi, sınır güvenliği ve insan hakları arasındaki dengeye ilişkin tartışmaların önümüzdeki dönemde de gündemde kalması bekleniyor.