İsrail hükümeti, kamuoyunda tartışmalara neden olan “timsahlı hapishane” planının hayata geçirilmesi için önemli bir hukuki adım attı. Çevre Bakanı Idit Silman, yayımladığı kararnameyle Nil timsahlarını “yetiştirilmiş yabani hayvan” statüsüne aldı. Böylece, daha önce yalnızca ruhsatlı hayvanat bahçelerinde tutulabilen timsahların, belirli şartlar altında devlet kurumları tarafından da barındırılmasının önü açıldı.
Kararla birlikte, İsrail Cezaevi Hizmetleri (IPS) başta olmak üzere güvenlik kurumlarının, gerekli güvenlik ve hayvan refahı standartlarını sağlamaları koşuluyla timsah bulundurabilmelerine hukuki zemin oluşturuldu. Söz konusu girişim, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in aylar önce gündeme getirdiği “timsahlarla korunan yüksek güvenlikli cezaevi” önerisine dayanıyor.
Kaçışları Önleme ve Maliyetleri Düşürme Hedefi
Ben-Gvir’in planına göre, özellikle Filistinli mahkûmların tutulduğu yüksek güvenlikli cezaevlerinin çevresi timsahlarla dolu su hendekleriyle çevrilecek. Bu uygulamanın firar girişimlerini zorlaştırmasının yanı sıra güvenlik personeli ihtiyacını azaltarak maliyetleri düşürmesi hedefleniyor.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail Cezaevi Hizmetleri planın uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla fizibilite çalışmaları başlattı ve timsahların bakımı ile barındırılması konusunda bilgi almak için çeşitli hayvanat bahçelerini ziyaret etti. Bir genç Nil timsahının yaklaşık 8 bin dolar, yetişkin bir timsahın ise 20 bin dolara kadar mal olabileceği belirtiliyor. Planın esin kaynağının ise ABD’nin Florida eyaletindeki ve kamuoyunda “Alligator Alcatraz” olarak anılan bir göçmen gözaltı tesisi olduğu ifade ediliyor.
Etik ve Hayvan Refahı Tartışmaları
Öte yandan, söz konusu plan hem İsrail’de hem de uluslararası kamuoyunda yoğun eleştirilere neden oldu. İsrail Doğa ve Parklar Kurumu, timsahların statüsünün değiştirilmesine karşı çıkarken, uzmanlar uygulamanın hayvan refahı ve kamu güvenliği açısından ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulundu. Geçmişte bazı timsahların doğal yaşam alanlarından kaçarak çevre için tehlike oluşturduğu hatırlatıldı.
İnsan hakları örgütleri ise öneriyi “insanlık dışı” ve “dehşet verici” olarak nitelendirerek, özellikle binlerce Filistinli tutuklunun bulunduğu ve koşulları uzun süredir eleştirilen cezaevlerinde böyle bir yöntemin kullanılmasının etik açıdan kabul edilemez olduğunu savundu. Uzmanlar ayrıca, hayvanların caydırıcılık amacıyla güvenlik unsuru olarak kullanılmasının ciddi etik tartışmaları beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor.