Politika

Rusya’dan Türkiye’ye Provokasyon

Rusya ile Türkiye arasındaki artan gerilim, yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Tarihsel rekabet, Ukrayna savaşı ve Türkiye’nin artan stratejik ağırlığı, Moskova’nın sert tepkileriyle karşılık buluyor.

Rusya’dan Türkiye’ye Provokasyon
18-01-2026 09:00
17-01-2026 21:29

Rusya’dan Türkiye’ye Provokasyon: Dünya Güçlerinin Fay Hattında Tehlikeli Tırmanış

Rusya ile Türkiye arasında uzun süredir dengeler üzerine kurulu olan ilişkiler sarsılıyor. Karadeniz’de artan askeri hareketlilik, hava sahası ihlalleri ve insansız hava araçlarıyla yapılan provokasyonlar, Ankara-Moskova hattında yeni ve riskli bir döneme girildiğini gösteriyor.

Dünyanın en hassas jeopolitik kırılma hatlarından birinde dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Yıllardır Doğu ile Batı arasında denge siyaseti yürüten Türkiye, artık Rusya’nın doğrudan hedefinde. Daha önce kapalı kapılar ardında yürütülen gerilimler, bugün açık askeri hamleler ve güç gösterileriyle sahaya yansıyor. Hava sahası ihlalleri, Karadeniz’de riskli manevralar ve drone olayları, Ankara açısından sıradan diplomatik gerilimlerin ötesinde, ulusal güvenliğin özüne dokunan bir tablo ortaya koyuyor.

Kırılgan Denge Bozuluyor

Bir dönem pragmatik bir iş birliği modeliyle tanımlanan Türkiye-Rusya ilişkileri, son gelişmelerle birlikte ciddi bir sınamadan geçiyor. Enerji alanındaki bağımlılık, turizm gelirleri, büyük altyapı projeleri ve bölgesel krizlerde kurulan taktik ortaklıklar, iki ülke arasında yüzeysel bir istikrar sağlamıştı. Özellikle Batı ile ilişkilerin gerildiği dönemlerde Türkiye, Moskova için vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıkmıştı. Ancak bugün gelinen noktada Rusya’nın askeri provokasyonları, bu ilişkinin hızla aşındığını gösteriyor.

Tarihin Gölgesi Yeniden Beliriyor

Bu gerilim, tarihsel arka plandan bağımsız değil. Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası arasında yüzyıllar boyunca süren mücadeleler, Karadeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyada derin izler bıraktı. Rusya’nın bu mücadelelerden çoğu zaman güçlenerek çıkması, Türk devlet geleneğinde kalıcı bir stratejik temkin duygusu oluşturdu. Soğuk Savaş boyunca Türkiye’nin NATO üyesi olarak Batı blokunda yer alması, bu güvensizliği daha da pekiştirdi.

Soğuk Savaş Sonrası Yakınlaşma

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından iki ülke arasında yeni bir sayfa açıldı. Zayıflayan Rusya ve ekonomik açılım arayışındaki Türkiye, karşılıklı çıkarlar üzerinden iş birliğini derinleştirdi. Enerji hatları, doğal gaz anlaşmaları ve savunma alanındaki temaslar bu dönemin temel unsurları oldu. Ankara için Moskova, Batı’ya karşı stratejik bir denge unsuru olarak görüldü; Rusya için ise Türkiye, Avrupa’ya açılan kritik bir kapı işlevi gördü.

Suriye Krizi ve Kırılma Noktası

Ancak bu iş birliği hiçbir zaman sorunsuz olmadı. 2015 yılında Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesi, ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu açıkça ortaya koydu. Suriye iç savaşında tarafların farklı cephelerde yer alması, gerilimi derinleştirdi. Rusya Esad rejimini desteklerken, Türkiye hem muhalif grupları hem de sınır güvenliğini önceleyen bir politika izledi. Libya ve Güney Kafkasya’da da benzer rekabet alanları oluştu.

Ukrayna Savaşı Dengeleri Değiştirdi

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Türkiye’nin jeopolitik konumunu daha da kritik hale getirdi. Ankara, işgali tanımayan ve Ukrayna’ya askeri destek veren bir çizgi izlerken, Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmadı. Bu denge siyaseti, Türkiye’yi Moskova açısından hem vazgeçilmez hem de öngörülemez bir aktör haline getirdi. Türkiye, bir yandan arabulucu rolü üstlenirken diğer yandan Karadeniz’deki stratejik ağırlığını artırdı.

Provokasyonlar Ne Anlama Geliyor?

Son dönemde artan askeri ihlaller, Moskova’nın bu yeni durumu kabullenmediğini gösteriyor. Uzmanlara göre Rusya’nın hamleleri askeri sonuçlardan ziyade siyasi mesajlar taşıyor. Türkiye için hava sahası ihlalleri “kırmızı çizgi” olarak değerlendirilirken, Azerbaycan gibi yakın müttefikler üzerinden verilen mesajlar da dikkat çekiyor. Ankara cephesinde bu adımlar, sistematik bir baskı ve gözdağı stratejisi olarak okunuyor.

Ankara Yeniden Batı’ya Yaklaşıyor

Bu gelişmeler, Türkiye’nin dış politika rotasında belirgin bir yön değişikliğine yol açtı. ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkiler yeniden canlandırılırken, savunma ve güvenlik alanındaki temaslar hız kazandı. Enerjide Rusya’ya bağımlılığı azaltma adımları atılırken, S-400 hava savunma sistemi dahi yeniden tartışmaya açıldı. Ankara’nın bu hamleleri ideolojik değil, tamamen güç dengelerine dayalı bir strateji olarak değerlendiriliyor.

Bölgesel ve Küresel Etkiler

Türkiye ile Rusya arasındaki gerilimin tırmanması, Ukrayna savaşından Karadeniz güvenliğine kadar geniş bir alanı etkileyebilir. Türkiye’nin Ukrayna’ya vereceği olası ek destek ve boğazlar üzerindeki denetimi, savaşın seyrinde belirleyici olabilir. Uzmanlara göre Moskova’nın provokasyon siyaseti kısa vadede güç gösterisi sunsa da uzun vadede Rusya’yı daha da yalnızlaştırma riski taşıyor.

Sonuç

Rusya ile Türkiye arasındaki artan gerilim, yalnızca iki ülkeyi değil, bölgesel ve küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Tarihsel rekabet, Ukrayna savaşı ve Türkiye’nin artan stratejik ağırlığı, Moskova’nın sert tepkileriyle karşılık buluyor. Bu sürecin nasıl şekilleneceği, Karadeniz’in geleceğinden Avrupa güvenliğine kadar birçok başlıkta belirleyici olacak.

Kaynak WHUDAT

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER