Türkistan’ın Sesi: Diller Susar, Gönüller Konuşur

Türkistan’ın Sesi: Diller Susar, Gönüller Konuşur
03-05-2026

Bugün, Uluslararası Gençlik ve Eğitim Platformu aracılığıyla ve Yönetim Kurulu Başkan vekili Oğuzhan Kul’un davetiyle katıldığım Türkistanlılar Gecesi, yalnızca bir etkinlik değil; bir hissin, bir özlemin ve birliğin vücut bulmuş hâliydi.

Bu gece, sanatta 50. yılını kutlayan değerli sanatçı Mehmet Sabir Karger vesilesiyle, geçmişten bugüne taşınan bir sevdaya tanıklık ettim. Sahnedeki her nota, her söz, her bakış… Aslında tek bir şeyi söylüyordu:
“Biz biriz.”

Diller farklıydı. Kelimeler bazen eksik, bazen anlaşılmazdı. Ama müzik evrenseldi. Ve o evrenselliğin içinde, kelimelerin ötesine geçen bir bağ vardı. Gönüller konuşuyordu. Ruhlar birbirini tanıyordu.

Bu topraklarda büyümüş biri olarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’in değerlerini ve onun milliyetçilik anlayışını bir kez daha derinden hissettim. Çünkü Atatürk milliyetçiliği; ayrıştıran değil, birleştiren; dışlayan değil, kapsayan bir bilinçtir.

Benim için hiçbir zaman din, dil, ırk ya da coğrafya bir ayrım olmadı. Doğu ya da Batı, Kuzey ya da Güney… Ruhum hiçbir zaman sınırlarla çizilmedi.
Ama bu gece, başka bir gerçeği daha gördüm:

Türkistanlıların Türkiye’ye duyduğu o derin sevgi…
Bu topraklarda yaşamadan, bu havayı solumadan, bu bayrağın altında büyümeden bile hissedilen o aidiyet…

Bir çığlık vardı orada.
Ama bu bir acı çığlığı değil, bir sevgi çığlığıydı.

“Biz sizdeniz. Sizinleyiz. Ve sizi bekliyoruz…” diyen bir çağrıydı.

Afganistan’daki Türklerden Kırım’a, Doğu Türkistan’dan Orta Asya’nın dört bir yanına kadar uzanan o bağ…
Özgürlüğü için mücadele eden, kimliğini korumaya çalışan, varlığını sürdürmeye çalışan her bir Türk kardeşimin sesi, o salonda yankı buluyordu.

O gece şunu iliklerime kadar hissettim:
Anadolu ile Türkistan aslında hiç kopmadı. Sadece özlemle birbirini çağırmayı sürdürdü.

Sahnedeki ozanlar, çalınan sazlar, giyilen yöresel kıyafetler, sunulan hediyeler…
Devlet temsilcilerinden gönüllülere kadar uzanan o geniş katılım…
Hepsi tek bir ahenk içindeydi:

Birlik.
Beraberlik.
Ve anlayış…

Sanki herkes birbirinin hasretini gidermek için oradaydı.

Ve ben, bu geceden şunu alarak ayrıldım:
Bu duygu büyüyecek.
Sevgiyle, anlayışla ve birlik bilinciyle…

Çünkü bazı bağlar vardır;
ne sınır tanır, ne dil…
Sadece hissedilir.

Bu Da Görmeden; Görünmeyene: İnanmak Kadarındır.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?