?>

Ramazan Ayı Muhasebesi

Hülya AKBUL-ÇAKIR

9 saat önce

Ramazan ayı iyi deǧerlendirildiǧinde insanın kendine yaklaşabildiği ve yüzünü kendine döndüǧü muazzam bir zaman dilimidir... Ramazan ayını bitirdik ve bayramı yaptık...Peki bir sonraki Ramazan ayına kadar bize öǧretisi ne olacak diye muhasebe yaptık mı acaba? Günlük hayatın telaşı içinde sürekli konuşan ve anlatan insanoǧlu bu ayda biraz durabilmeyi yaşar.. Durdukça fark eder... Fark ettikçe de kendine dair daha önce görmediği şeylerle karşılaşır...Açlık ve susuzluk bu ayın sadece görünen tarafıdır. Asıl olan, insanın kendisiyle ve içindeki taşkınlıkla yüzleşmesidir. İnsan çoğu zaman kendini iyi niyetli olarak tanımlar. Doğruyu savunduğunu, haklı olduğunu düşünür. Bunun çoğu zaman gerçenkten de böyle olduǧuna inanıyorum. Fakat insanın sadece ne söylediğine değil, nasıl söylediğine de dikkat edebileceǧi bir fırsattır Ramazan ayı... Çünkü insan niyetinin temizliğine güvenerek dilinin sınırlarını ihmal edebiliyor günlük hayatında...Halbuki söz, niyetin gölgesinde şekillense de tek başına bir etki oluşturur. Sertleşen bir ifade veya kırıcı bir ton ya da talihsiz bir örnek en doğru düşüncenin bile etkisini zayıflatabildiǧini gözardı ediyoruz çoǧu kere. İnsan haklı olmanın verdiği rahatlıkla konuşurken fark etmeden maksadını aşabiliyor... Tam da burada doğru ile doğruyu doğru şekilde söylemek arasındaki fark ortaya çıkıyor aslında. Ramazan ayının en ince öğretisi bence burada saklı: Ölçü... Sadece yeme içmede değil, konuşmada da ölçü… Tepkide ölçü… Duyguda ölçü… İnsan kendini tuttuğu kadar olgunlaşabilir. Dilini frenleyebildiği kadar derinleşir. Çünkü her söylenen söz bir iz bırakır gönülde. Ve o iz çoğu zaman niyetten bağımsız olarak karşı tarafta anlam bulur.İnsan genelde kendi içinden geçenle karşısındakinin anladığı arasındaki farkı küçümsemek de ve hatta unutmakda. Oysa asıl kırılmalar tam da burada yaşanmaktadır. Kişi doğruyu söylediğini düşünürken karşısındaki yanlış anlayabiliyor veya incinmiş, kırılmış olabiliyor. Niyet ile etki arasındaki bu mesafe fark edilemediğinde ilişkiler yıpranmakta, anlamlar bulanıklaşmakta... Bu yüzden bazen geri çekilmek gerekir. Bir adım geri… Bir cümle eksik… Hatta bazen tamamen susmak… Çünkü susmak her zaman bir eksiklik değil çoğu zaman şuurlu bir eylem olmalıdır. Özellikle de yorgun iken susmak kişiyi tamamen korur... Aslında insan her düşündüğünü söylemek zorunda olmadığının şuurunda olduǧunda gerçekde kendini yönetmeye başlamış oluyor...Ramazan ayı insana tam da bunu hatırlatıyor bence... İnsanı  kendine hakim olmasını... İnsanın en çok sınandığı yerlerden biri de mutlakaki konuştuğu anlardır. Ve çoğu zaman en büyük hatalar, en doğru olduğuna inanılan cümlelerin içinde saklı oluyor...Ancak Ramazan ayının asıl değeri bu farkındalıkların sadece o aya ait kalmamasıdır. Asıl mesele bu öğrenilenleri Ramazan’dan sonraki günlere taşıyabilmektir. İnsan bu ayda kazandığı sabrı, ölçüyü ve farkındalıǧı hayatına dahil edebildiği ölçüde kendine yatırım yapmış olur.  Bu yüzden Ramazan ayı bir son değil, bir başlangıç olmalıdır. İnsan bu ayda fark ettiği sınırları unutmadan yaşamaya devam edebilmelidir. Daha az kırarak, daha çok anlayarak… Daha az konuşup, daha çok düşünerek… Ve en önemlisi her doğruyu söylemek yerine, doğru olanı doğru zamanda ve doğru şekilde söyleyerek… Ve hatta bazen susarak...Belki de bu ayın en sade ama en güçlü dersi şudur: İnsan maksadı iyi niyetli de olsa, ölçüyü kaçırıp haddini aşmamalıdır!

YAZARIN DİĞER YAZILARI