Almanya’da organ bağışı konusunda köklü bir değişimin kapısı aralanıyor. Federal Meclis’te farklı partilerden milletvekillerinin hazırladığı yeni yasa tasarısı, ülkede uzun süredir uygulanan mevcut sistemi değiştirerek “itiraz sistemi”ne geçilmesini öngörüyor. Amaç, kritik seviyedeki organ bağışı yetersizliğini azaltmak ve binlerce hastaya umut olmak.
Mevcut uygulamada, bir kişinin organ bağışçısı sayılabilmesi için hayattayken açık onay vermesi ya da ölüm sonrası ailesinin izin çıkarması gerekiyor. Ancak bu yöntem beklenen sonucu vermedi. 2025 yılında Almanya genelinde yalnızca 985 kişi organ bağışında bulunurken, 8 binden fazla hasta yaşamsal organ beklemeye devam ediyor.
2030’a Doğru “İtiraz Sistemi” Tartışması
Yeni düzenlemenin 1 Ocak 2030 tarihinde yürürlüğe girmesi hedefleniyor.
Tasarıya göre gelecekte 18 yaşını dolduran her vatandaş, aksi yönde resmi bir beyan vermediği sürece otomatik olarak potansiyel organ bağışçısı kabul edilecek. Sisteme karşı çıkan vatandaşlar ise istedikleri zaman ve gerekçe göstermeden kayıt üzerinden itiraz edebilecek.
Yasa teklifini destekleyen milletvekilleri, bu modelin organ bağışını “istisnai bir durum” olmaktan çıkarıp toplumda normal bir uygulama haline getireceğini savunuyor. Ayrıca yakınlarını kaybeden ailelerin ağır karar yükünden kurtulacağı belirtiliyor.
Almanya’nın, Eurotransplant ağı içinde hâlâ “onay sistemi” uygulayan tek ülke olduğuna dikkat çekilirken, ülkenin uzun süredir diğer Avrupa ülkelerinden gelen organlarla ihtiyaçlarını karşılayan bir “net alıcı” konumunda olduğu ifade ediliyor.
Etik Tartışmalar Alevlendi
Öte yandan yasa tasarısı kamuoyunda ve siyasette yoğun tartışmaları da beraberinde getirdi. Farklı partilerden oluşan başka bir milletvekili grubu, düzenlemeyi “temel haklara müdahale” olarak değerlendiriyor.
Muhalif görüşe göre, bir kişinin sessiz kalması otomatik olarak “onay” anlamına gelmemeli. Eleştirilerde, bireyin hiçbir karar vermeme hakkının da kişisel özgürlük kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Federal Meclis’te önümüzdeki aylarda sert etik tartışmaların yaşanması bekleniyor. Benzer bir yasa girişimi 2020 yılında parlamentoda reddedilmişti. Tasarıyı destekleyenler ise ilk görüşmenin yaz tatilinden önce yapılmasını ve yıl sonuna kadar karar alınmasını hedefliyor.
