Bu hafta uluslararası diplomasi sahnesinin odağında Donald Trump ile Xi Jinping arasında Pekin’de gerçekleşecek kritik zirve yer alıyor. Görüşmelerde ticaret, güvenlik ve Asya-Pasifik dengeleri ele alınacak olsa da en tartışmalı başlık Tayvan’a yönelik ABD silah sevkiyatları olacak.
Trump yönetiminin Tayvan’a yaptığı milyarlarca dolarlık silah satışını doğrudan Xi Jinping ile görüşeceğini açıklaması, Washington’un yıllardır sürdürdüğü diplomatik çizgiden sapma olarak değerlendiriliyor. Çin yönetimi, Tayvan’ı kendi toprağının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve yabancı askeri desteğe sert şekilde karşı çıkıyor.
Xi Jinping’in daha önce “yeniden birleşmenin kaçınılmaz olduğu” yönündeki açıklamaları, zirvenin tansiyonunu daha da artırıyor.
Tayvan Savunmasını Güçlendiriyor
Bölgede gerilim yükselirken Tayvan da savunma kapasitesini artırma yoluna gidiyor. Trump yönetimi Aralık 2025’te Tayvan için yaklaşık 11 milyar dolarlık silah paketine onay vermişti. ABD Senatosu’ndaki iki partili grubun desteğiyle 14 milyar dolarlık yeni bir paketin de gündemde olduğu belirtiliyor.
Tayvan Parlamentosu ise 8 Mayıs 2026 tarihinde yaklaşık 24,8 milyar dolarlık özel savunma bütçesini kabul etti. Söz konusu bütçenin, mevcut ve gelecekteki Amerikan silah alımlarının finansmanında kullanılacağı ifade edildi.
Uzmanlara göre bu adım, Tayvan’ın olası bir Çin baskısına karşı hazırlık mesajı niteliği taşıyor.
Trump’ın Hamlesi Tartışma Yarattı
Trump’ın Tayvan silah satışlarını doğrudan Pekin yönetimiyle müzakere etme planı, ABD’nin 1982 yılında verdiği “Altı Güvence” politikasına aykırı olarak yorumlanıyor. Bu güvence kapsamında Washington, Tayvan’a yapılacak silah satışlarını Çin ile pazarlık konusu yapmayacağını taahhüt etmişti.
Tayvan Dışişleri Bakanlığı ise ABD ile yakın temas halinde olduklarını ve ulusal çıkarların korunması için süreci dikkatle takip ettiklerini açıkladı.
Ada yönetiminde, Trump’ın Çin ile yürütülecek pazarlıklarda Tayvan konusunda taviz verebileceğine dair endişelerin arttığı belirtiliyor.
Kritik Günler Başlıyor
Uluslararası kamuoyu şimdi Pekin’deki görüşmelerden çıkacak mesajlara odaklanmış durumda. Analistler, Trump’ın alışılmışın dışındaki diplomatik yaklaşımının bölgedeki gerilimi azaltabileceği gibi, Çin-ABD ilişkilerinde yeni bir kriz dönemini de tetikleyebileceği görüşünde birleşiyor.
