Milli Savunma Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nin 5 Mayıs’ta “Yıldırımhan” adlı füze projesini tanıtması, Türkiye savunma sanayisinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 Savunma Fuarı’nda sergilenen model ve açıklanan teknik özellikler, Türkiye’nin ilk kez kıtalararası balistik füze (ICBM) geliştirme hedefini açık biçimde ortaya koydu.
Uzmanlara göre Yıldırımhan, yalnızca bir savunma projesi değil; aynı zamanda Türkiye’nin küresel ölçekte stratejik bir aktör olma iddiasının da göstergesi. Ancak füzenin açıklanan 6 bin kilometrelik menzili, savunma çevrelerinde farklı tartışmaları da beraberinde getirdi.
Prof. Dr. Serhat Güvenç, Türkiye’nin bu projeyle “gerektiğinde tek başına stratejik caydırıcılık yeteneğine sahip olmayı hedeflediğini” belirterek, bunun Ankara’nın küresel ölçekte etki sahibi olma arayışının işareti olarak yorumlanabileceğini söyledi.
İngiltere merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (IISS) kıdemli uzmanlarından Mark Fitzpatrick ise Türkiye’nin böyle bir projeyi kamuoyuna duyurmasının, “kendine yeni bir rol biçtiği” anlamına geldiğini ifade etti.
Doç. Dr. Furkan Kaya da günümüz dünyasında ülkelerin askeri kapasitelerini artırma eğiliminde olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bu hamlesinin “yalnızca bölgesel değil, küresel denklemde de dikkate alınması gereken bir güç merkezi olma” mesajı taşıdığını söyledi.
“Menzil Türkiye’nin ihtiyaçlarının ötesinde”
Uzmanların dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri ise füzenin menzili oldu. Kitle imha silahları ve nükleer caydırıcılık konularında çalışan uzman Sıtkı Egeli, 6 bin kilometrelik menzilin Türkiye’nin bugüne kadar dillendirdiği rakamların çok üzerinde olduğunu belirterek, bunun Türkiye’nin mevcut ve potansiyel rakiplerinde soru işaretleri yaratabileceğini söyledi.
Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde hâlihazırda ROKETSAN üretimi Bora ve Tayfun balistik füzeleri bulunurken, geliştirme aşamasındaki orta menzilli Cenk füzesinin yaklaşık 2 bin kilometre menzile sahip olması bekleniyor.
Mark Fitzpatrick da Yıldırımhan’ın açıklanan kapasitesinin Türkiye’nin mevcut savunma ihtiyaçlarının ötesine geçtiğini belirterek, “Bu proje Türkiye’nin savunma sanayi gücünü ve stratejik iddiasını gösteriyor ancak 6 bin kilometre menzil dikkat çekici bir eşik” değerlendirmesinde bulundu.

Tanıtım videosundaki ABD detayı dikkat çekti
Yıldırımhan’ın tanıtım filmi uluslararası basında da yankı uyandırdı. Financial Times, haberinde “Türkiye, ABD ana karasını vurabildiği iddia edilen yeni füzesini tanıttı” ifadelerini kullandı.
BBC Türkçe’nin incelediği tanıtım videosunda, ABD’nin doğu yakasını andıran bir bölgede patlama görüntülerine yer verildiği görüldü. Bu detay özellikle Batılı güvenlik çevrelerinde tartışma yarattı.
Mark Fitzpatrick, tanıtım videosundaki görüntülerin şaşkınlık yarattığını belirterek, “Yıldırımhan’ın açıklanan menzili ABD’yi vurmak için yeterli görünmüyor. Buna rağmen böyle bir senaryonun gösterilmesi dikkat çekici” dedi.
NATO ve nükleer tartışmaları yeniden gündemde
Uzmanlara göre Yıldırımhan projesi, Türkiye’nin NATO içindeki stratejik konumu ve olası nükleer kapasite tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Doç. Dr. Furkan Kaya, Türkiye’nin kıtalararası balistik füze geliştirme hedefinin NATO içinde “Türkiye bağımsız bir stratejik eksen mi oluşturuyor?” sorularını artırabileceğini söyledi.
Kıtalararası balistik füzeler teknik olarak konvansiyonel başlık taşıyabilse de dünyada genellikle nükleer kapasiteyle ilişkilendiriliyor. ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere sınırlı sayıdaki ülke bu teknolojiye sahip bulunuyor.
Prof. Dr. Serhat Güvenç ise Türkiye’ye kuşkuyla yaklaşan çevrelerin projeyi “nükleer heveslerin işareti” olarak yorumlayabileceğini ifade etti. Türkiye, Nükleer Silahların Yaygınlaşmasını Önleme Antlaşması’na (NPT) taraf ülkeler arasında yer alıyor ve nükleer silah geliştirmeme taahhüdü bulunuyor.
İsrail ile rekabet tartışması
Bazı uzmanlar, Yıldırımhan’ın bölgesel dengeleri de etkileyebileceği görüşünde. Mark Fitzpatrick, Türkiye’nin “nükleer silaha sahip potansiyel rakiplerin bulunduğu zorlu bir coğrafyada yer aldığını” belirterek, bu gelişmenin Türkiye-İsrail rekabetini artırabileceğini söyledi.
Serhat Güvenç ise füzenin doğrudan İsrail’i hedef alan bir tehdit oluşturmadığını ancak İsrail’de Türkiye’yi İran benzeri bir tehdit olarak göstermeye çalışan çevrelerin söylemlerini güçlendirebileceğini ifade etti.
“Henüz geliştirme aşamasında”
Uzmanlar, Yıldırımhan’ın resmen tanıtılmış olmasına rağmen henüz geliştirme aşamasında olduğuna dikkat çekiyor.
Sıtkı Egeli, savunma fuarında sergilenen modelin “sembolik bir maket” olduğunu ve üretilecek füzenin teknik açıdan farklı özellikler taşımasının beklendiğini söyledi.
Serhat Güvenç ise projeyi “olgunlaşmaya muhtaç bir fikir” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin hâlen 2 bin kilometre menzilli sistemler üzerinde çalıştığını hatırlatan Güvenç, doğrudan 6 bin kilometre seviyesine çıkma hedefinin mevcut kaynaklar ve güvenlik öncelikleriyle tam uyumlu görünmediğini ifade etti.
Öte yandan Yıldırımhan’ın saha testlerinin ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağına ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.
Kaynak BBC
