Almanya’da Bundesamt für Verfassungsschutz (Anayasayı Koruma Dairesi), 2025 yılı boyunca kamu fonu başvurusunda bulunan ya da devlet destekli programlardan yararlanmak isteyen yaklaşık 400 kurum ve kişiyi incelemeye aldı. Yapılan denetimlerde 44 vakada “anayasal açıdan sakıncalı bulgulara” rastlandığı bildirildi.
Bu bilgiler, Federal İçişleri Bakanına, Sol Parti milletvekili Clara Bünger tarafından verilen soru önergesine verdiği yanıtta ortaya çıktı. Söz konusu yanıt, Alman basınında yer alan haberlere göre kamuoyuna yansıdı.
400’e Yakın İnceleme, 44 Bulgulu Dosya
İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılında 218 kurum ve 178 kişi “Haber yöntemi” adı verilen prosedür kapsamında incelendi. İncelemeler sonucunda:
- 10 kişi hakkında
- 34 kurum hakkında
anayasa koruma açısından ilgili bulguların başvuru sahiplerine iletildiği açıklandı. Ancak söz konusu bulguların içeriğine dair ayrıntı paylaşılmadı.
Kitap Ödülü Tartışmasını Alevlendirdi
Bu tür incelemeler son dönemde özellikle Alman Kitap Ödülleri apsamında yaşanan gelişmelerle gündeme geldi. Kültürden sorumlu devlet yetkilisi Wolfram Weimer, Anayasayı Koruma Dairesi’nden gelen bilgiler doğrultusunda üç kitabevini ödül sürecinden çıkarmıştı. Bu karar, kültür çevrelerinde geniş tartışmalara yol açtı.
Sol Parti’den Sert Tepki
Sol Parti cephesinden ise uygulamaya sert eleştiriler geldi. Clara Bünger, söz konusu incelemeleri “sivil topluma karşı yürütülen gizli bir kampanya” olarak nitelendirdi.
Bünger ayrıca Alexander Dobrindt yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’nı, Anayasayı Koruma Dairesi’ni “istenmeyen görüşleri denetleyen bir devlet aracı” gibi kullanmakla suçladı.
“Bu tür kapalı kapılar ardındaki kontroller derhal sona ermeli. Devletin herkese karşı güvensizlik yaklaşımı yerine şeffaflık sağlanmalı,” diyen Bünger, demokratik toplumun korunması için daha açık bir denetim mekanizması çağrısında bulundu.
Tartışma Büyüyor
Almanya’da devlet desteklerinden yararlanmak isteyen kurum ve kişilere yönelik güvenlik incelemeleri, ifade özgürlüğü ve sivil toplumun bağımsızlığı açısından yeni bir tartışma başlığı haline gelmiş durumda. Eleştiriler, uygulamanın kapsamı ve şeffaflığı konusunda önümüzdeki dönemde siyasi gerilimin artabileceğine işaret ediyor.