ALMANYA’DA DEMOKRASİ NASIL İŞLİYOR?
Demokrasi tartışmaları artarken, sistemin işleyişine dair yanlış algılar kamuoyunda kafa karışıklığı yaratıyor.
Almanya’da son dönemde sıkça dile getirilen “Bu artık demokrasi değil”, “En güçlü parti engelleniyor” ve “Kaybedenler birleşiyor” şeklindeki eleştiriler, demokratik sistemin işleyişine dair temel bir yanlış anlamaya dayanıyor. Uzmanlar, bu tepkilerin anlaşılır olduğunu ancak Almanya’daki parlamenter demokrasinin yapısını göz ardı ettiğini vurguluyor.
Almanya’da seçmenler doğrudan bir hükümet değil, bir parlamento seçiyor. Hükümet ise parlamentoda çoğunluğu sağlayabilen partilerin oluşturduğu koalisyonlar aracılığıyla kuruluyor. Bu durum bir siyasi manevra ya da “arka kapı siyaseti” olarak değil, doğrudan Anayasa’da (Grundgesetz) tanımlanmış bir sistem olarak uygulanıyor.
Yetkililer, en büyük iki partinin mutlaka birlikte hükümet kurması gibi bir zorunluluğun bulunmadığını belirtiyor. Aksine, programları tamamen zıt olan partilerin zoraki bir koalisyona itilmesi halinde, bunun karar alma süreçlerini kilitleyeceği, sürekli kriz ve siyasi durgunluk yaratacağı ifade ediliyor. Böyle bir tabloda ne etkin yönetim ne de toplumsal ilerleme mümkün olabiliyor.
Bu nedenle Alman demokrasi sistemi, herhangi bir partiyi dışlamak için değil; gücü sınırlamak, denge ve denetim mekanizmalarını işletmek amacıyla kurgulanmış durumda. Almanya’nın tarihsel tecrübeleri, bu yapının temel dayanağı olarak gösteriliyor.
Uzmanlara göre demokrasi, her zaman herkesin istediği sonucun çıkması anlamına gelmiyor. Demokrasi; kuralların, sonuçlar kişisel beklentilerle örtüşmese bile geçerli olması demek. Sistemi “kolayca değiştirmekten” söz edenlerin ise, bu değişikliğin ne anlama geldiğini ve hangi sonuçları doğuracağını açıkça ortaya koyması gerektiği vurgulanıyor.