Meloni, önerilerini 20 Eylül 2026’da iktidardaki Fratelli d’Italia partisinin gençlik etkinliğinde gündeme getirdi. İtalyan hükümeti, düzenlemelerin entegrasyonu ve İtalyanca öğrenimini desteklemeyi, aynı zamanda okullarda toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Söz konusu önerilerin yakın zamanda Bakanlar Kurulu’nda ele alınması bekleniyor.
Sınıflarda yüzde 30 sınırı
İtalya’da yabancı öğrencilerin sınıflardaki oranına ilişkin hâlihazırda bir düzenleme bulunuyor. 8 Ocak 2010 tarihli bakanlık genelgesi, İtalyan vatandaşlığı bulunmayan öğrencilerin bir sınıftaki oranının yüzde 30 ile sınırlandırılmasını tavsiye ediyor. Ancak bu uygulamanın ülke genelinde yeterince ve düzenli biçimde hayata geçirilmediği belirtiliyor.
Araştırma kuruluşu Fondazione ISMU verilerine göre, İtalya’daki öğrencilerin yaklaşık yüzde 11,6’sı İtalyan vatandaşı değil. Bununla birlikte bölgesel farklılıklar oldukça yüksek. Bazı mahallelerde yabancı öğrencilerin oranının yüzde 50’yi aştığı ifade ediliyor.
İtalya Eğitim Bakanı Giuseppe Valditara da daha önce yüzde 30’luk sınırın yasal güvenceye kavuşturulabileceğini açıklamıştı.
Hükümet: Amaç entegrasyonu güçlendirmek
Hükümetin yaklaşımına göre, sınıflardaki yabancı öğrenci oranının sınırlandırılması, özellikle ana dili İtalyanca olmayan çocukların dil öğrenmesini kolaylaştırabilir. Düzenlemenin ayrıca öğrencilerin yoğun biçimde belirli okullarda toplanmasının önüne geçerek “getto okullarının” oluşmasını engellemesi hedefleniyor.
Meloni yönetimi, burka ve nikabın okullarda yasaklanmasını ise öğrencilerin yüzlerinin görünür olması ve kadın-erkek eşitliğinin korunması gerekçeleriyle savunuyor.
İtalya’da şu anda okullarda dini gerekçelerle yüzün tamamen kapatılmasına yönelik ülke çapında bir yasak bulunmuyor.
Uygulama konusunda soru işaretleri
Planlar eğitim çevrelerinde ise tartışma yarattı. Okul yöneticileri, özellikle yabancı nüfusun yoğun olduğu bölgelerde belirli bir öğrenci kotasının uygulanmasının güç olabileceğine dikkat çekiyor.
Eleştirmenler, yüzde 30 sınırının katı biçimde uygulanması halinde bazı öğrencilerin yaşadıkları bölgenin dışındaki okullara yönlendirilmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Bazı eğitim araştırmacıları da öğrencilerin göçmen kökenli olup olmamasının eğitim başarısını tek başına belirleyen bir faktör olmadığını savunuyor.
Yeni düzenlemelerin nasıl uygulanacağı ve mevcut tavsiyenin bağlayıcı bir kurala dönüştürülüp dönüştürülmeyeceği, Bakanlar Kurulu’ndaki görüşmelerin ardından netleşecek.