Politika

Türkiye’de Tarih Tekerrür mü Ediyor?

2001 ekonomik krizinin ardından yaşanan toplumsal öfke, 2002 seçimlerinde iktidar değişimini getirmişti. Bugün ise sosyal medyanın, o dönemdeki “Televole” etkisini üstlendiği; yoksul kitlelerin zengin azınlığın yaşamını öfkeyle izliyor!

Türkiye’de Tarih Tekerrür mü Ediyor?
11-01-2026 11:47
11-01-2026 12:03

Türkiye’de Tarih Tekerrür mü Ediyor?

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, artan gelir adaletsizliği ve hukuk sistemine duyulan güvensizlik, 2002 öncesi dönemi hatırlatan bir toplumsal tabloyu yeniden gündeme getiriyor. Erdoğan’ın iktidara geldiği yıllarda olduğu gibi bugün de geniş halk kesimleri yoksullukla mücadele ederken, küçük bir azınlık aşırı lüks içinde yaşıyor.

Bu kopuş yalnızca ekonomik göstergelerde değil, siyasal semboller ve söylemler üzerinden de görünür hâle geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önce oğlu Bilal Erdoğan’ın, ardından kızı Sümeyye Albayrak’ın kamuoyuna yansıyan görüntülerinde, milyonlarca liralık kıyafetlerle “şalvar bizim milli kıyafetimiz” vurgusu yapması, geniş kesimler tarafından toplumun gerçek sorunlarıyla alay eden bir tutum olarak algılanıyor. Açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilen milyonlar için bu çıkışlar, iktidarın yoksullukla mücadele yerine gösterişli bir kopukluk sergilediğinin sembolü hâline geliyor.

Son aylarda hükümetin başlattığı geniş çaplı kara para ve organize suç operasyonları, ilk bakışta yolsuzlukla mücadele izlenimi verse de, analizler bu adımların hem uluslararası baskılar (FATF, ABD) hem de iktidarın finansal kaynak yaratma ihtiyacı ile bağlantılı olduğunu gösteriyor. El konulan şirket ve servetlerin, doğrudan Saray’a bağlı TMSF’ye devredilmesi bu şüpheleri güçlendiriyor.

Uzmanlara göre operasyonların amacı, geniş kitleler tarafından kabul görmeyen “Abdullah Öcalan” görüşmeleri ile zirveye çıkan siyasi tepkiyi kamuoyunun gündeminden düşürmek ve artan yoksulluğun yarattığı öfkeyi yatıştırmak. Ancak asgari ücretin açlık sınırının altına düşmesi ve milyonların geçim sıkıntısı, bu hamlelerin toplumsal sorunları çözmekten uzak olduğunu ortaya koyuyor.

2001 ekonomik krizinin ardından yaşanan toplumsal öfke, 2002 seçimlerinde iktidar değişimini getirmişti. Bugün ise sosyal medyanın, o dönemdeki “Televole” etkisini üstlendiği; yoksul kitlelerin zengin azınlığın yaşamını öfkeyle izlediği belirtiliyor.

Temel soru şu:

Toplumsal huzursuzluk yeniden sandığa mı yansıyacak, yoksa yaklaşan seçim sürecinde sandığın kendisi mi tartışmalı hâle gelecek?

Türkiye, bir kez daha kritik bir tarihsel eşiğin önünde bulunuyor.


Kaynak: faz

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER