Çanakkale'yi Çanakkale yapan gelenleri karşılayan iman nurudur. O öyle bir nur ki çelik ve barut karşısında ; inancın, imanın ve azmin zaferinin sembolüdür.
Çanakkale Ruhu öyle bir ruh ki, her Türk evladı bütün bedeninde hisseder.
Yine Çanakkale Ruhu, Osmanlı coğrafyasının her kasabasından, köyünden dil, din, ırk ayrımı yapmadan vatan savunması için Çanakkale'ye koşmaktır.
İşte bu ruh, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ruhtur.
Federal Almanya'da yaşayan Türkler, Çanakkale ruhunu bütün benliğiyle yaşamaya çalışırlar ve derneklerde her sene Çanakkaleyi anma programları yaparlar.
Fakat Almanya'da bir üst STK yöneticisi Çanakkale kutlamalarını Almanlara şikayet etmiş.
Nasıl bir kimlik taşıyorsa bu insanlar, Çanakkale ruhundan rahatsız olmuşlar.
İsminin Türk olması bir şey değiştirmiyor,
Çanakkale ruhuna ihanet ve hainlik edenler bu milletin evladı olamaz, şehitlerimizin elleri bu insanların yakınlarına yapışmıştır.
Milli kimliğe ihanet edenler ve milli kültüre sahip çıkmayanlar, ortalıkta dava adamı olarak dolaşıyorsa yazıklar olsun.
Şairin yazdığı gibi; Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni.
Kendi kişisel çıkarları için milletine ve onun değerine ihanet edenler, Çanakkale'de verilen destansı mücadeleyi anlayamazlar.
Çanakkale ruhuna aykırı davranışlar, vatanın birliğine, kardeşliğine ve ülkenin bağımsızlık inancına karşı duran her türlü eylem olarak kabul edilir.
Bütün dünya Çanakkale'de verilen mücadeleye hayranken ve örnek gösterirken ismi Türk olan birilerinin Çanakkale anmalarını şikayet etmesini nasıl izah edeceğiz?
Japonlar, Türk milli ruhunu ve çalışkanlığını övmek için Çanakkale Savaşı'nı örnek gösterirler ve "Bir Çanakkale 10 Hiroşima eder" sözünü söylerler.
Nasıl yazılır veya nasıl söylenir bilemiyorum, şaşırdım kaldım Yarabbi bizler bunlarıda mı görecektik, yaşayacaktık.
Türk devletinin ileri gelenleri ise bu insanları makamlarında ağırlamışlar, TBMM başkanı, Diyanet işleri başkanı, bir siyasi partinin genel başkan yardımcıları bu insanlarla görüşmüşler ve kabul etmişler.
Önüne gelen herkesi seçim endişesi ile görüşürseniz olacağı budur.
Türk devlet aklı neden bu zavallı insanlara değer verir ve kabul eder, anlaşılır gibi değil.
Avrupa'da yaşayan Türkler artık kime inanacak ve güvenecek, kimin peşinden gidecek?
Bu kimliksiz, vasıfsız, kabiliyetsiz , yöneticileri seçenler onları o makama getirenler, onlara yol verenlerde onlar kadar sorumludur.
Çanakkale ruhuna ihanet edenler Avrupa Türk toplumunda karşılık buluyorsa vay halimize.
"İslâm medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak, Batılılara anlatmaktan daha zor!" diyordu rahmetli, Prof. Dr. Fuat Sezgin
STK'ları yönetenlere Çanakkale ruhunu anlatmak ne kadar zormuş.
"Ağaç kökünden, insan kulağından sulanır..." derler, bu STK'a yöneticileri hiç sulanmamışlar.
"Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?".
