İnsanlık Suçuna Din Kılıfı 

İnsanlık Suçuna Din Kılıfı 
12-11-2023

“İsrail Soykırım Yapıyor” Başlıklı paylaşımımı, Gazze’de bir soykırım yapılmasına ve insanlık suçu işlenmesine rağmen olayın boyutları neden din ve inanç eksenine çekilerek sulandırılıyor? Sorusunun cevabını daha sonra vereceğime dair sözüm vardı hatırlarsanız! Bugün o konuya açıklık getirmek istiyorum… 

Kuşkusuz ki tarih boyunca pek çok din savaşı yaşanmış ve halen yaşanmaya devam etmektedir. Sebebi doğrudan din merkezli bir gerekçeye dayanmaksızın çıkan savaşların pek çoğu da sonunda din ve inanç eksenine oturtulmuştur. Hatta aynı dinin mezhep kavgalarındaki kayıplar, savaşlardaki kayıplara parmak ısırtacak boyutlara ulaşmıştır! 

Oysa var oluş gayemiz, barışı hakim kılmak ve yaygınlaştırmak idi aslında. Modern çağda Dünyanın süper gücü ABD, saltanat ve krallık cumhuriyetlerine demokrasi getirmek, diktatörlük yönetimleri altında ezilmiş halka özgürlük bahşetmek için yola çıktığını iddia etmesine rağmen ayak bastığı her yerde savaşın fitilini ateşlemişti. Arka plandaki amacı ilelebet enerji havzalarının kontrolünü sağlamak ve ekonomik gücün her daim elinde olmasını arzu etmek olsa da nihayetinde onların da inançlarının şekillendirdiği temel gayeleri vardı!  

Siyonist Yahudiler, inançlarının gereği olarak Kudüs ve çevresini, Mezopotamya bölgesi ve geniş havzasını, “Tanrının kendilerine vaat ettiği topraklar” olarak görmekte, öyle inanmakta ve bilmekteydiler! Dolayısıyla o bölgeleri elde etmek için ibadet şuuruyla hareket etmektedirler. Yine Siyonizm inancının doğal bir gerekliliği olarak kendilerini seçilmiş bir ırk gördükleri için kendileri dışındaki her insanın canını ve malını helal görmekteler. Hatta onları insan olarak dahi görmemektedirler. Gerek Abd’li gerekse İsrailli yetkililerin son açıklamaları bu inançlarını tescillemişti!  

Hem İsrail’de hem de Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Siyonizm karşıtı samimi Yahudiler, İsrail’in son saldırılarına karşı eylemlerde bulundular. Yaşananların bir savaş dahi olmadığını ve resmen insanlık suçu olduğunu, bu yaşananlar neticesinde Tanrının kendilerini bir azapla cezalandıracağından çokça korktuklarını deklere ettiler.  

Karşısında, İsrail’le mücadele ettiğini savunan ve üzülerek belirtmek gerekirse ülkemiz yetkililerince de öyle kabul edilen, Hamas ne ile çıkıyor onların karşısına? Yine din ve inanç anlayışı ile… Tekbirler eşliğinde ve Allah Allah nidalarıyla kafa kesiyor, roket atıyor, kurşun sıkıyor! Tepede siyasal, ekonomik ve sosyal kazanç elde eden aşırı semirmiş filler tepişirken; yaşanan vahşetin hiçbir karar mekanizmasında bulunmayan masum insanlar, çocuklar, bebekler, kadınlar ezilip parçalanıyor ve yok ediliyor! İşte yürekleri yakan asıl gerçek sonuç da bu… 

Müslüman coğrafyanın devlet yöneticileri ve halkı ne yapıyor? Yaşanan soykırımı ve insanlık suçunu durdurma adına şu ana kadar devletler bazında istenen ve beklenen kıpırdanma bir türlü gösterilememiş olsa da vicdanı körelmemiş halklar ayağa kalkmış durumdalar. Fakat ne hikmetse kendi ülkelerinde yapamadıkları gösteri ve yürüyüş eylemlerini göçmen ve azınlık olarak yaşadıkları Batılı ülkelerde yapabilmekteler!  

Ülkemizde ise durum, çok daha trajikomik bir şekilde seyretmektedir. Sanırsınız ülkeyi yöneten iktidar, muhalefette ve elinden bir şey gelmiyor! Ah bir ülkenin başında olsaydı, büyük bir gururla görürdük o Siyonistlere Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarını nasıl dar ediyordu?! Ama ne yapsın adamlar, iktidarda değiller işte! Oysa daha altı ay önceki seçimlerde; “Ak parti düşerse Gazze düşer. Erdoğan giderse Kudüs düşer.” diye yalım yalım yalvardılar ama vatandaş oy verip seçmedi onları!  

Eğer seçseydik ve iktidara getirseydik onları görün bakın anında; 

-İncirlik ve Kürecik hava üslerini nasıl kapatıyorlardı?  

-Eğitim uçuşları ile antrenman yapan İsrail pilotlarının Konya’daki eğitimini anında nasıl iptal ediyorlardı?  

-İsrail’e su sağlayan Manavgat suyunu nasıl kesiyorlardı?  

-Bakü-Ceyhan boru hattı üzerinden İskenderun’a, oradan da tankerler eşliğinde İsrail’e taşınan petrolleri nasıl durduruyorlardı?  

-Mersin ve Antalya limanlarından İsrail’e giden sebze ve meyve ithalatını anında nasıl iptal ediyorlardı?  

Vermedik oyu, seçip iktidara getirmedik İslamcı kardeşlerimizi işte bakın şimdi İsrail vuruyor Gazze düşüyor. Anlayacağınız biz suçluyuz, biz sorumluyuz, biz vebal altındayız… 

Soruyorum size;  

+Maazallah bugün iktidarda sol bir parti olsaydı, hatta bırakın solu, merkez sağ diye nitelenen bir parti, Demirel vâri bir lider iktidarda olsaydı siyasal İslamcı kesim böyle mi davranırdı? Bugünkü şekliyle sadece İsrail karşıtlığı içerikli mitingler mi düzenlerdi? “Siyonist uşağı iktidar.” Sloganlarının gök kubbeyi inlettiği mitingler düzenlemez miydi? Mitinglerde halkın davet edildiği eylemler, sadece İsrail mallarını boykotla mı geçiştirilirdi?  

İktidar ve tabanı elbirliği içinde miting düzenliyor! Cumhuriyetin yüzüncü yılı kutlamaları iptal ediliyor, son derece güzel hazırlanmış bir plan dahlinde yumuşak geçişle halkın gazı alınıyor. Miting tarihleri bile rastgele seçilmiyor, ümmetçi cumhuriyetçi ayrımları körükleniyor. İçeride ve dışarıda gücümüz kırılıyor ama dünya deviyiz avuntuları ile derin uykunun renkli rüyaları yaşatılıyor!  

Yani anlayacağınız din merkezli savaşlar dahi ülkelerin iç siyasetine malzeme edilerek masum insanların hayatları üzerinden oy devşiriliyor. İsrail’de Netanyahu siyasi geleceğini garanti altına almaya çabalarken, ülkemizde de yaklaşan yerel seçimler öncesinde oy kaybının yaşanmaması için halkın yaşadığı ekonomik buhran ve sığınmacı problemlerinin üzeri örtülmek isteniyor!  

Sokaklara meşrubat döken kolasavarlar hariç, lütfen samimiyetinden zerre kadar kuşku duymadığım, boykot çağrıları yapan ve bizzat starbucks önlerinde eylem yapan tanıdığım bildiğim kardeşlerim alınmasın ne olur! Yazışmalarınızı yaptığınız, salavat zincirleri kurduğunuz, hatim ve fetih sureleri dağıttığınız, Kahhar ismi şerifi hürmetine İsrail’i kahretmesi için Allah’a görev tevdi ettiğiniz uygulamalarınızın surver’larının Tel Aviv’de olduğunu bir hatırlayın ne olur! Elinizden düşürmediğiniz telefonlarınız, onların yazılımları, teknolojisi hepsi Yahudi ürünü değil mi? Bir zamanlar ipone telefon kırma kampanyaları ile maketlerini ayakları altına alıp ezerek sizi gaza getirenleri ne çabuk unuttunuz? Böyle mi olmalıyız? İlimde, fende, teknolojide yokuz işte arkadaşlar.  

Biz o şekilde protestolar ve boykotlar yapınca korkudan Netanyahu’nun bacakları mı titriyor, Siyonistlerin uykuları mı kaçıyor? Sonra o boykot çağrısı yaptığınız mallar İsrail’de üretilip de gemilerle mi ülkemize geliyor, öyle mi zannediyorsunuz? Dünyanın en büyük Coca Cola fabrikasının Filistin’de olduğundan haberiniz yok mu? O ürünlerin ülkemizde üretildiği fabrikalarında binlerce kardeşimiz çalışmıyor mu, orada kazandığı parasıyla evine ve çoluk çocuğuna ekmek götürmüyor mu? Onlardan birisi de siz olabilirdiniz, biz olabilirdik. Bu ne kadar basit ve ucuz kahramanlık böyle! Ben mi yanlış anlıyorum, yanlış görüyor ve yanlış yorumluyorum, bu bir akıl tutulması değil midir? 

Sonra bir yandan “Biz Yahudilere karşı değiliz. Biz siyonizme ve İsrail yönetimine karşıyız!” diyeceksin, öte yandan bütün Yahudi mallarına boykot çağrısı yapacaksın! Bu, başlı başına bir tutarsızlık değil mi?  

Şu bir gerçek ki, bugün teknolojik ürünlerle birlikte Yahudi ürünleri hayatımızın her alanında, hatta merkezimizde iken yapılan protestolar insanın akıl sağlığını zorlayan bir boyuta taşınmış durumda değil mi? Bu şekilde zihin örgüsü ile kuşatılan beynimiz, yarın Hamas’ın ya da benzer örgütlerin yapacağı aynı eylemleri meşru görmemize neden olmayacak mı?   

Oysa bugün yapılması gereken; 

-Dünya kamuoyuna İsrail’in insanlık suçu işlediği gerçeğini kabul ettirebilmek idi!  

-Hamas’ın terör örgütü olduğunu dile getirmek idi.  

-Hamas’ın üst düzey yetkililerinin Katar’da, İstanbul’da, belki Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde, gününü gün ederken Filistin halkının hakkını arayamayacağı gerçeğini herkesin bilmesini sağlamak idi.  

-Onların İsrail’le işbirliği içinde olduğunu deşifre etmek idi. Onların çanak tutması sonucunda masum insanların katledilmesinin önünün açıldığını yüksek sesle dillendirebilmek idi.  

Heyhat, bize yine sözüm ona ümmet kardeşliği üzerinden edebiyat ve hamaset düştü ve yeni sığınmacıların önü açıldı. Halkın duyguları kabartıldı, vicdan katsayısı yükseltildi ve tıkır tıkır işletilen Genişletilmiş Orta Doğu Projesinin bir eşiği daha aşılmaya başlandı! 

İnsanlık suçunun din ve inanç savaşları ile meşruiyet kazandırılma çabası, İsrail soykırımı gerçeğinin örtülmeye çalışılmasındaki yanlışımız olan ve Siyasal İslam’ın her daim iç kamuoyundaki geçer akçesi olan Kudüs meselesini bir sonraki paylaşımıma bırakarak sizlere esenlikler diliyorum… 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?