?>

İsrail-İran Savaşının Gidişatı ve Beklentilerin Değişimi

Taha ÜNALMIŞ

5 saat önce

28 Şubat 2026 tarihinde İran’a karşı başlatılan saldırılar sonrası geçen 1 aylık süreçte, savaş kazananı olmayan bir yıpratma mücadelesine dönüşmüş durumda ve haliyle ABD ve İsrail, beklentilerini sürekli revize etmek zorunda kaldı. Başta beklentileri, İran rejiminin devrilmesi ve yerine gelecek yeni bir rejim ile İsrail’in Ortadoğu’daki politikalarını güvence altına almaktı fakat İran’ın iç yapısı ve sosyolojisi öyle bir değişimin bir anda olabileceği bir yapıya sahip değildi. Bu sebeple, başta Donald Trump olmak üzere, savaşın tarafları geçen sürede sürekli farklı açıklamalarda bulunarak adeta zaman kazanmaya çalıştılar.

İran’ın geçen 1 aylık sürede, altyapı sistemlerinin, füze rampalarının ve refleks verebileceği her türlü sisteminin vurulması İran’ı 30 yıl kadar geriye götürmüş durumda. Ancak, İran’ın kapasitesi daralsa dahi, bugün gelinen noktada, balistik füze atışlarını devam ettirmekte. Kamuoyuna servis edilen görüntülerde dahi güçlü bir görüntü izlenimi vermek için sansür uygulayan İsrail ise bu defa, İran’da vurulan kız okulunu unutturmak ve tabiri caizse mağduriyet yaratabilmek adına şehirlerinin vurulduğu görüntüleri bütün şeffaflığı ile servis etmeye başladı.

Müzakere görüşmelerini sürekli yokuşa süren ve çelişkili açıklamalar ile bunu destekleyen taraflar, savaşın şu anlık bitebileceği durumlar hususunda anlaşabilmiş durumda değil ve savaşın gidişatı kazanan-kaybeden olmaktan çok, kaybeden-daha az kaybeden noktasına evrilmiş durumda.

Amerika Birleşik Devletleri kamuoyunda da savaşın gidişatı ve yaşananlar büyük bir infial yaratmaya başlamış durumda. Böylesi bir savaşın İsrail’in savaşı olduğu ve İsrail’in çıkarlarının Amerika’nın çıkarları ile uyuşmadığını savunan ABD halkı, savaştan zarar gördüklerini düşünmekte. Amerika’nın en büyük ticari işbirliğini kapsayan Körfez ülkeleri de savaşın kendilerine açtığı zarar sebebiyle Amerika’ya karşı güvensizlik duymaya başlamış durumdalar.

Donald Trump’ın, dünya kamuoyuna ve özellikle Çin’e karşı çizmeye çalıştığı “güçlü” imajını, savaşın uzaması ve beklentilerin de tamamen değişmesi sebebiyle; ne kadar düzgün lanse edebildiği soru işareti olarak kalmakta.

Körfez’de ve NATO içerisinde yaşanan güvensizlikler ve kamuoyunun tepkileri, Donald Trump’ı köşeye sıkıştırmakta ve bu telaş da açıklamalarının saat başı, sürekli değişmesine sebep olmakta.

Özetle, 21.yüzyılda yaşadığı güç ve itibar kaybını toparlamak için, rasyonel bir sebep dahi aramadan İran’a karşı ABD’nin İsrail’in yanında başlattığı bu girişim, şimdilerde sadece piyasaların ve Hürmüz Boğazı’nın düzgün işleyebilmesini hedeflemekte. Donald Trump, ABD ara seçimleri öncesi, desteğini büyük ölçüde kaybettiği kamuoyunu yeniden kazanmak için birtakım yollar aramakta ve savaşı devam ettirmek için hiçbir rasyonel sebep bulamamakta. Birçok şeyi kazanmak için girdiği bu mücadelede, her şeyi kaybetme riskiyle karşı karşıya.

YAZARIN DİĞER YAZILARI