Giriş…
Bu makalenin konusu devam eden I. Dünya Savaşı’nda Bağdat’ın kaybedilmesi ve bunun ardından Haşimî Arap İsyanı’nın elabaşı olan Şerif Hüseyin tarafından Bağdat’ı işgâl eden Mezoptamya İngiliz Sefer Kuvvetinin Komutanı Orgeneral Stanley Maude’a gönderilmiş olan kutlama telgrafına ilişkindir.
Bağdat’ın İşgâlinin Psikolojik ve Stratejik Değeri…
Devam eden I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti adına kanlı boğuşmalara sahne olan cephelerden biri de Irak Cephesiydi.
1916 yılı sonunda Orta Doğu’da adeta dengede olan ibre 1917 yılı başından itibaren İtilaf Devletleri lehine dönmeye başlamıştı. Bu konudaki ilk gelişmeler de Irak’da yaşandı.
Bağdat’ın ele geçirilmesinin psikolojik değeri dışında, İtilaf Devletleri için çok önemli stratejik sonuçları da olacaktı. Bu bağlamda General Maude komutasındaki İngiliz-Hint birlikleri Kuzeybatı İran’daki Rus birlikleriyle de birleşebilecek, İran’a giden yollar tam olarak kapanacak, bu da Hindistan’daki İngiliz-Hint birliklerinin başka cephelere kaydırılabilmesini sağlayacaktı.
Ancak, Rus birlikleri Bağdat’ın ele geçirilmesinde rol alacaklarsa Dicle’den yukarı çıkmakta olan General Maude ile kuzeyden gelen Ruslar arasında sıkı bir irtibat gerekliydi. Telgraflar dolaylı yollardan gönderildiği için bu kolay olmuyordu. General Maude’un telgrafları Londra ve St. Petersburg üzerinden Rusya içlerine, Kafkaslar’a doğru yola çıkıyor, ancak bunca yoldan sonra İran’a erişebiliyordu. Rusya’nın ihtilâlin eşiğinde olmasının yarattığı huzursuzluk da cabasıydı. General Maude, Dicle’den yukarı yürümeye başladığında bunların pek azını biliyordu.
Başlayan İngiliz İleri Harekâtı…
General Maude takviye kuvvetleri, ilave silah, mühimmât ve teçhizât aldıktan sonra 12-13 Aralık 1916 gecesi komutasındaki İngiliz-Hint birliklerine bir dizi zafer kazanması için ileri harekât emri verdi.
Kuvvetler Arasında Asimetrik İlişki …
Bu esnâda İngiliz-Hint kuvvetlerinin 95.000 muharip asker mevcuduna karşı, 6. Ordunun elindeki yegâne kuvvet ise Albay Kâzım Karabekir komutasındaki 18. Kolordudan ibâretti. İngiliz-Hint kuvvetlerinin bu ileri harekâtına karşı koyabilecek bu kolordu da Bağdat’ın 170 km. güneydoğusunda Kûtü’l-Amâre’nin kuzeydoğuya doğru keskin bir dönüş yaptığı yerde Dicle’nin her iki yakasında konuşlu bulunuyordu. 6. Ordunun diğer bağlısı olan olan 13. Kolordu ise Kut’ül-Amâre Zaferi sonrasında Ruslara karşı başlatılan Kuzey İran Harekâtı nedeniyle o esnâda 700 km uzakta kuzeybatı İran’da Hemedan ötelerindedir.
Muharebeler ve İngiliz Zaferleri…
9, 11 ve 18 Ocak 1917 tarihlerinde Kut’un kuzey tarafındaki ileri mevzilere taarruz eden İngiliz-Hint kuvvetleri ile İmam-ı Muhammet Muharebeleri, 25-27 Ocak ile 1 ve 3 Şubat’ta Garraf Muharebeleri, 9 Şubat’ta Elhan Muharebesi, 12 ve 15 Şubat tarihlerinde Beşâre Muharebeleri, 16 ve 22 Şubat’ta da 5. Felâhiye Muharebesi yapılmış, bahse konu muharebelerde 18. Kolordu birlikleri sayı ve donanım bakımından üstün İngiliz birlikleri kaşısında başarılı olamamış, özellikle Beşâre ve Felâhiye Muharebelerinde ağır kayıplar vererek daha gerideki mevzilerine çekilmişlerdir.
Başkomutanlığın Emri ve Gereği…
Bu gelişmelere paralel olarak Osmanlı Başkomutanlık Karargâhı tarafından 19 Şu-bat’ta 13. Kolordunun İran’ı boşaltarak Irak’a gelmesi emredildi. 13. Kolordu da bu emre istinden 26 Şubat’ta Hemedan’dan geri çekilmeye başlar. Olaylar göstermektedir ki 13. Kolordu, Nisan 1916 ayında Süleymaniye–Bağdat arasındaki Hanikin’e yaklaşan General Baratof komutasındaki Rus birliğini geri püskürttükten sonra Irak’tan fazla uzaklaşmayıp İngiliz taarruzu başlayınca 18. Kolorduyu destekleyebilseydi Aralık 1916 ayında başlayan İngiliz ileri harekâtı ve taarruzu gerçekleşmeyebilir yahut bertaraf edilebilirdi.
Durum Değerlendirmeleri…
Mezopotamya İngiliz Sefer Kuvvetinin bu başarılı ilerlemesini öğrenen İngiltere Başbakanı Lloyd George, Gnkur.Bşk. General Robertson’a, General Maude’un Bağdat’a girip-giremeyeceğini sorduktan sonra, İngiliz halkının o zamana dek sadece şevk kırıcı olaylarla karşılaştığını, İngiliz halkının düşünceleri üzerinde etkide bulunacak bir zafer sunmanın çok önemli olduğunu, Bağdat’ın alınmasının sadece İngiltere’de değil, tüm dünyada pek önemli bir etki yapacağını belirtmiştir. General Robertson da Başbakan Lloyd George’a elinden geleni yapacağını belirterek biraz zaman ister.
Bu işin önemini kabul eden General Robertson’a göre Bağdat’ın alınmasıyla İngilizlerin Kûtü’l-Amâre ayıbı silinmiş olacak, Türkler de hem Irak hem de İran’a karşı en uygun üslerini kaybetmiş olacaklar, İngilizler için de bölgede Ruslar ile iş birliği kolaylaşacak ve Türklerin de Fırat boyunca güneye inip Dicle üzerindeki İngiliz birliklerini çevirmeye yönelik muhtemel girişimleri de İngilizler tarafından daha kolay bir şekilde önlenmiş olacaktı.
İngiliz-Hint birliklerinin mevcudu, Türk birliklerinin mevcudunun dört katı olmasına karşın ilk başlarda ilerlemesi pek ağır olmuştu. Türkler, İngiliz-Hint birliklerine karşı tüm gücüyle direniyor ve adeta adım adım geri çekiliyordu. Zamanla General Maude’un üstün taktikleri ve komutasındaki kuvvetlerin sayısal üstünlüğü de etkisini göstermeye başlamıştı.
Kut’ül-Amârenin Rövanşı…
24 Şubat 1917 tarihinde yapılan hava keşfinde Türk biriklerinin Kut’tan çekilmeye başladıkları görüldü. Yine de artçıların şiddetli çarpışmaları sonunda, şehri savunanlardan çoğu İngiliz-Hint birlikleri Kut’a girmeden geri çekilebildiler. Böylece İngilizler bir yıl önce General Townshend’ın teslim oluşunun intikamını almış oldular. Ancak, onun talihsiz Bağdat seferinin tekrarından korkan İngiliz Savaş Komitesi, General Maude’un da benzer bir başarısızlığa mâruz kalmasından çekinerek, ilerleme emrini vermekte aşırı temkinli davranmaktaydı.
İngiliz Savaş Komitesinin Stratejik Kararı…
General Maude’un, karşısında dağınık bir ordu olduğu konusunda sürekli güvence vermesinden sonra İngiliz Savaş Komitesi ileri harekâta devam edilmesine razı oldu. Bu çerçevede İngiliz Savaş Komitesi tarafından General Maude’a 28 Şubat’ta verilen tâlimata göre şartları uygun bulduğu takdirde ve İngiliz birliklerinin de emniyetini tehlikeye düşürmemek şartıyla Bağdat üzerine yürümesi, Rusların da 5-6 haftaya kadar Musul’a doğru saldıracakları bildirildi.
Genel Ricat…
İngiliz-Hint kuvvetleri 23 Şubat’ta Dicle Nehri’nin sol tarafına geçmiş, geri çekilmekte olan 18. Kolordu birliklerinin durumu bu tarihten itibaren genel ricata dönüşmüş, 24 Şubat’taki Şamran Muharebesi, 25 Şubat’taki Sivri Devre Muhârebesi, 26 Şubat’taki Nahrükelek (Delabehe) Muharebesi’nde 18. Kolor-du birlikleri geri çekilmeye devam etmiştir.
Mevzilerinin yarılması sonucu ağır kayıplar veren 18. Kolordu birlikleri 25-26 Şubat gecesi Aziziye’ye, 28 Şubat’ta da Selmân-ı Pâk’ın güneydoğusuna çekilir. İngiliz-Hint kuvvetlerinin 5 Mart’ta yaptıkları başarılı taarruz sonucu 5-6 Mart gecesi 18. Kolordu birlikleri (Bağdat’ın kuzeydoğusundaki) Diyale mevzilerine çekilmeye başlar. İngiliz-Hint birlikleri ile 9 Mart’ta gerçekleşen Tellüesved Muharebesi ve 10 Mart’ta gerçekleşen Ümmütabul (Diyale) Muharebesi’nde 18. Kolordu birlikleri tutunamamış ve 10-11 Mart gecesi (Diyale’den Bakuba istikâmetinde) kuzeye çekilmeye başlar.
Bağdat’ın Düşmesi…
İngiliz-Hint birlikleri Kut’tan çıktıktan altı gün sonra 10 Mart’ta Bağdat önlerine gelirler. Asker ve silah sayısı İngiliz-Hint kuvvetlerinden çok az olan 6. Ordu Komutanı Halil (Kut) Paşa Bağdat’ı terk etmeye karar vermişti. İngiliz-Hint birlikleri 11 Mart sabahı henüz tamamlanmamış olan Berlin-Bağdat Demiryolu Garına girer ve kentin boş göründüğünü bildirir. Diğer birlikler de bu haberi doğrular ve öğle saatinde kalede İngiliz bayrağı dalgalanmaya başlar.
Resmî İngiliz Kaynkalarına Göre…
Resmî İngiliz kaynaklarına göre, bu, Bağdat’ın uzun ve kanlı tarihindeki otuzuncu düşüşüydü. Böylece, General Maude’un adı Babil Hükümdarı Nabukadnezar, Makedonyaalı Büyük İskender, Pers Kralı Kirus ve Abbasî Hü-kümdarı Harun Reşit’in olduğu listeye eklenir.
Rusların Gerçekleşmeyen Taarruzu …
Rusya’da 13 Mart 1917 tarihinde Çarlık Monarşisinin yıkılmasıyla sonuçlanan halk devrimi sonucu Doğu Anadolu ve Kuzey İran’daki Rus birliklerinin tedricen dağılması nedeniyle Rus birlikleri tarafından Bağdat’tan geri çekilecek Türk birliklerine karşı Musul’a yapılması beklenen taarruz da gerçekleşememişti.
13.ve 18. Kolordular İse…
Başkomutanlık Karargâhı tarafından 19 Şubat’ta İran’ı boşaltarak geri dönmesi emredilen 13. Kolordu ise Bağdat’ın savunmasına yetişememiş ve geç kalmıştı. İngiliz birlikleri Bağdat’a girdiğinde 13. Kolordu, Bağdat’tan on konak (227 km) ötede bulunmaktaydı.
Bağdat’ın işgâli öncesinde Diyale’den 22 km. gerideki Bakuba istikâmetinde kuzeye çekilen 6. Ordu bağlısı 18. Kolordu Diyale’nin 22 km. kuzeyinde Dicle kıyısında, Hemedan’dan geriye dönen 13. Kolordu da Mart ayı sonunda Cebel-i Hamrin’de olmak üzere iki grup hâlinde konuşlanmıştı.
İngilizler Adına Görkemli Bir Zafer…
11 Mart sabahı Bağdat’ın ele geçilmesi İngilizler için görkemli bir zafer, savaş yorgunu kamuoyu için de tam bir dopingti. Ancak, egzotik ve romantik bir Bağdat hayali kuran askerler düş kırıklığına uğramışlardı. Zira Bağdat’a giren İngiliz askerleri her tarafta çürüyen insan cesetleri, hayvan leşleri, sokaklarda koşuşturan yüzlerce aç ve hastalıklı köpek, kerpiç evlerin arasındaki daracık yollarda çöp yığınları, Türklerin kentten ayrılması sonrasında yerel halktan soyguncuların istilâsına uğrayan kapalı dükkanlar, büyük bir kısmı yanan binalar ve kent düşmeden havaya uçurulan Berlin’le doğrudan bağlantılı yeni ve çok güçlü Alman telsiz istasyonu ile karşılaşmışlardı.
General Maude’ın Halka Mesajı…
General Maude Bağdat’ın alınması üzerine yerli halka yayımlanmak üzere Londra’da hazırlanıp Bakanlar Kurulu adına kendisine gönderilen ve 19 Mart’ta da yayımlattığı bildiride, İngiliz birliklerinin, yerli halkın şehirlerine ve topraklarına “fatih” ve “işgâlci” olarak değil Türk zulmüne karşı “kurtarıcı” olarak girdiklerini, İngilizler tarafından kurtarılan bu yerlere de eski devirlerin refah ve kültürünün geleceğini belirtmiştir.
Hayalkırıklığı…
General Maude, askerlerinden daha büyük bir hayalkırıklığı içindeydi. Geri çekilen Türk birliklerinin kendi askerleri ile Rus birlikleri arasında ezileceklerini ummuştu. Ancak Ruslar’dan haber yoktu. Türk birlikleri, Musul’a kadar geri çekilmişti. Muhtemelen orada yeniden toparlanacaklardı. Ancak General Maude, Londra’ya, tüm ordusunu elinde tutup Bağdat’ı tekrar ele geçirmelerini önlemek için Türkler’i kuzeye doğru takip etmek zorunda olduğunu bildirdi.
Şerif Hüseyin’in Kutlama Telgrafı…
İngilizler tarafından Bağdat’ın işgâli üzerine orgeneralliğe terfi ettirilen General Maude Müttefiklerden, Şerif Hüseyin’den, başta İngiltere Kralı olmak üzere ileri gelen zâtlardan ve halktan birçok tebrik telgrafı aldı. Şerif Hüseyin’in tebrik telgrafında ise şu hususlar ifâde ediliyordu:
“Bağdat şehri, kendisini Turanîlerden (Türklerden) kurtardığınız için Cenab-ı Kâdir-i Mutlak’a (her şeye gücü yeten Allah’a) teşekkür edecektir. İnşallah Garp Cephesi’nden de böyle müjdeler işiteceğiz. Ben hürriyetleri ihlâl edilen [Araplar gibi] milletleri adalet ve meziyetleri ile savunanların (İngilizlerin) muzaffer olmasını dilerim.”
Sonuç…
1912 yılı sonlarında gerçekleşen I. Balkan Savaşı’nda ağır yenilgiler alan ve savaşın sonunda da Meriç ötesindeki topraklarının tamamını kaybeden Osmanlı Devleti daha bu savaşın yaralarını saramadan Kasım 1914 yılı başında girmek zorunda kaldığı I. Dünya Savaşı’nda sınırları içerisinde Sina, Filistin, Hicaz-Yemen Irak, Kafkas ve Çanakkale Cephelerinde, sınırları dışında da Trablusgarp’ta ve (Müttefikleri ile birlikte) Makedonya, Romanya ve Galiçya Cephelerinde savaşmak zorunda kalmıştır.
Dört yıl süren bu savaşın ikinci yılından itibaren 1917 yılına gelindiğinde bu yılın ilk aylarında Irak Cephesinde belirgin bir gerileme ve Bağdat’ın kaybı, bu yılın sonlarında da Filistin Cephesinde Gazze’nin ve Kudüs’ün kaybedillmesi söz konusu olmuştur. Bu cephelerdeki söz konusu kayıplar 1918 yılında da devam edecektir. 13 Mart 1917 tarihinde Rusya’da yaşanan halk devrimi sonucu Çarlık Monarşisinin yıkılmış olması nedeniyle 1917 yılı boyunca Kafkas Cephesinde göreli bir sükûnet yaşanmıştır.
I. Dünya Savaşının başlamasından itibaren Mısır’daki İngiliz yönetimi ile sürdürdüğü temas, taahhüt ve uzlaşının ardından 5 Haziran 1916 tarihinde Mekke’de başlatılan Şerfi Hüseyin liderliğindeki Haşimi Arap İsyanı ise Mondros Mütârekesi’ne dek devam edecektir. Başında kendisinin olduğu ve Arabistan yarımadasından Toroslara kadar uzanan coğrafyada kurmak istediği muhayyel bir Arap İmparatorluğu hayalini gerçekleştirmek için muğlak vaatlerle İngilizler tarafından aldatılan ve İngilizlerle kader birliği yapan Şerif Hüseyin, Bağdat’ın İngilizler tarafından ele geçilmesinin ardından da Mezoptamya İngiliz Sefer Kuvveti Komutanı Orgeneral Maude’a, dinî söylemlerin siyasî amaçlar ve ihtiraslar için ne denli istismar edilebileceği ve kullanılabileceğine de örnek teşkil eden bir mesaj ile kutlama yapmıştır. Konuya bu açıdan bakıldığında son İran ve İsrail-ABD arasındaki savaşta da Körfez bölgesindeki ve Ortadoğu’daki nice Müslüman ülkenin Irak ve İsrail çıkarlarına yardım ve yataklık yapıyor olmasına insan pek de şaşırmıyor doğusu.
Modern Ortadoğuyu şekillendiren yüz yıl önceki olayları sonraki yazılarımızda da anlatmaya devam edeceğiz.
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
KAYNAKLAR
Ali İhsan Sabis; Birinci Dünya Harbi Harp Hatıralarım, C. IV, Nehir Yay., İstanbul 1990.
Gnkur. ATASE Bşk.lığı, Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, İran-Irak Cephesi 1914-1918, 3’üncü Cilt 2’nci Kısım, Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yay., Ankara 2002.
Gnkur. ATASE Bşk.lığı, Birinci Dünya Savaşında Türk Harbi Sina-Filistin Cephesi C. IV / II, Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yay., Ankara 1986.
İrfan Paksoy, Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2018.
İrfan Paksoy, “Bir Âsînin Hazin Sonu”, 28.11.2025, https://www.eura24.com/yazi/n-a-2402.html6, Erişim Tarihi: 06.03.2026.
İrfan Paksoy,“Haşimî Arap İsyanı’nın Başlaması”, 04.02.2026, https://www.eura24.com/yazi/n-a-2554.html, Erişim Tarihi: 06.03.2026.
Kemâl Arı, I. Dünya Savaşı Kronolojisi, Gnkur.Bsmv., Ankara 1997.
Peter Hopkirk, İstanbul'un Doğusunda Bitmeyen Oyun, (Çev.: Mehmet Harmancı), Birinci Baskı, Sabah Kitapları, İstanbul 1994.