?>

Sevgi, Bir Alışveriş Değil, Bir Keşiftir

Ferah Diba İZGİ

6 saat önce

Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, hayatın her alanını ölçülebilir ve hesaplanabilir zannetmemizdir. Kariyer planları yapılabilir, yatırımlar hesaplanabilir, risk analizleri çıkarılabilir. Ancak söz konusu insan ilişkileri olduğunda aynı matematik çoğu zaman işlemez. Çünkü sevgi bir muhasebe kaydı değil, bir varoluş biçimidir.

Bugün birçok insan ilişkilere görünmez bir hesap makinesiyle yaklaşıyor. “Ben ne kadar verdim?”, “O bana ne verdi?”, “Ben daha çok mu emek harcadım?” soruları farkında olmadan sevginin önüne geçiyor. Oysa sevginin doğasında denklik arayışı değil, gönüllü bir paylaşım vardır.

Alman filozof Max Scheler, insanın değerleri yalnızca aklıyla değil, duygusal sezgileriyle de kavradığını söyler. Ona göre sevgi, karşıdaki insandaki değeri görünür kılan bir eylemdir. Sevdiğimizde sadece bir insana yönelmeyiz; onun içindeki potansiyeli, güzelliği ve anlamı da fark etmeye başlarız. Bu nedenle sevgi, bir alışveriş değil, bir keşiftir.

Psikoloji dünyasında sezgisel karar alma üzerine çalışan Gerd Gigerenzer’in araştırmaları da ilginç bir noktaya işaret eder. Gigerenzer, bazı durumlarda uzun analizlerin ve sonsuz hesapların karar kalitesini artırmadığını, aksine insanı kararsızlığa sürüklediğini ortaya koymuştur. Özellikle karmaşık ve duygusal konularda sezgiler, yılların deneyiminin sessiz bir özeti olarak çalışabilir. Kalbin sesi dediğimiz şey bazen romantik bir söylem değil, zihnin derinlerinde biriken yaşanmışlıkların özetidir.

Fenomenolojik psikolojinin önemli isimlerinden Eugene Gendlin ise insanın içinde taşıdığı ancak henüz sözcüklere dökemediği “hissedilen anlam” kavramından söz eder. Gendlin’e göre insan çoğu zaman doğruyu önce hisseder, sonra anlar. İlişkilerde de durum böyledir. Bazen bir insanın yanında huzurlu hissederiz; bunun nedenini açıklayamayız ama biliriz. Çünkü hayatın bütün gerçekleri mantığın dilinde konuşmaz.

Varoluşçu psikolog Rollo May, sevginin özünde cesaret bulunduğunu söyler. Çünkü sevmek, garanti istemeden bağ kurabilmektir. Hesap yapmak güvenlik hissi verir; sevgi ise belirsizliği göze almayı gerektirir. Bir insana değer verirken onun nasıl karşılık vereceğini önceden bilemeyiz. Fakat tam da bu risk, sevginin samimiyetini ortaya çıkarır.

Daha az bilinen ancak çağdaş felsefede önemli bir yere sahip olan Jean-Luc Marion, sevgiyi bir “armağan” olarak tanımlar. Ona göre gerçek armağan, geri dönüş beklentisi olmadan verilendir. Eğer verilen şeyin karşılığını sürekli bekliyorsak, artık armağandan değil, ticaretten söz ediyoruzdur. İlişkilerde de durum farklı değildir. Sürekli karşılık bekleyen sevgi zamanla sözleşmeye dönüşür; özgürce verilen sevgi ise ilişkiyi derinleştirir.

Bu noktada Fransız filozof Emmanuel Levinas’ın yaklaşımı dikkat çekicidir. Levinas, insanın karşısındaki kişiye duyduğu sorumluluğun herhangi bir çıkar hesabından önce geldiğini savunur. Ona göre gerçek insani bağ, “Ben bundan ne kazanacağım?” sorusuyla değil, “Ben bu insanın hayatına nasıl dokunabilirim?” sorusuyla başlar.

Psikoloji araştırmaları da bu düşünceleri destekler niteliktedir. Pozitif psikoloji alanında çalışan araştırmacılar, başkalarına karşılıksız yardım eden, destek sunan ve şefkat gösteren insanların daha yüksek yaşam doyumu ve psikolojik iyi oluş bildirdiklerini ortaya koymuştur. İlginç olan, mutluluğun çoğu zaman almakla değil, vermekle artmasıdır. İnsan zihni yalnızca kazanmaktan değil, anlamlı katkı sunmaktan da beslenir.

Belki de bu yüzden hayatımızdaki en unutulmaz insanlar bize en çok şeyi verenler değil, sevgilerini hesaplamayanlardır. Bir dostun zor günümüzde sessizce yanımızda durması, bir annenin çocuğu için yaptığı fedakârlık ya da sevdiğimiz insanın hiçbir çıkar gözetmeden uzattığı el… Bunların hiçbiri matematikle açıklanamaz.

Çünkü sevgi, rakamların dünyasında değil, anlamın dünyasında yaşar.

İlişkilerde her şeyi ölçmeye başladığımızda güven azalır, samimiyet zayıflar ve kalpler arasında görünmez duvarlar oluşur. Oysa insanı insan yapan şey, bazen mantığın ötesine geçebilmesidir. Kalbin sesini dinlemek her zaman kolay değildir; fakat çoğu zaman hayatın en değerli kararları da tam orada saklıdır.

Sonuçta gerçek sevgi, kimin daha çok verdiğinin hesabını tutmak değil; birlikte yaşanan güzelliklerin kıymetini bilmektir. Çünkü bazı şeyler hesaplandığında küçülür. Sevgi ise paylaşıldığında büyür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI