Kültür & Sanat

İzmir’de “Kalp Kırıklıkları Müzesi”

“Kalp Kırıklıkları Müzesi”, müzeciliğin sınırlarını genişleten yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Manav, projeyi “hafızanın yalnızca akılla değil, kalple de yazıldığını hatırlatan bir alan” olarak tanımlıyor.

İzmir’de “Kalp Kırıklıkları Müzesi”
14-02-2026 09:30
14-02-2026 00:42
Google News

İzmir’de “Kalp Kırıklıkları Müzesi” Sergisi Duygusal Hafızayı Gün Yüzüne Çıkarıyor

 

İzmir’de hazırlanan “Kalp Kırıklıkları Müzesi” sergisi, müzeciliğe farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Tarihsel ve somut nesnelerin ötesine geçen sergi, insanın duygusal deneyimlerini kültürel hafızanın bir parçası olarak ele alıyor. Serginin küratörlüğünü üstlenen Uluslararası Müzecilik Derneği Başkanı Derya Manav, projenin “görünmeyen duyguların da korunmaya değer olduğu” düşüncesiyle hayata geçirildiğini belirtiyor.

Manav, müzelerin çoğunlukla başarı hikâyelerini ve büyük anlatıları sakladığını ifade ederek, “Oysa insan hafızası en çok kırılgan anlarda derinleşir. Kalp kırıklığı yalnızca bireysel bir deneyim değil, aynı zamanda kolektif bir hafıza alanıdır” dedi.

Sergide yer alan nesneler, gündelik eşyaların duygusal tanıklara dönüşebileceğini gösteriyor. Bir mektup, bir anahtar ya da küçük bir not kâğıdı; yarım kalmış bir ilişkinin, söylenmemiş sözlerin ve kaybedilmiş anların somut izlerini taşıyor. Küratöryal yaklaşımda özellikle sade bir estetiğin benimsendiğini vurgulayan Manav, “Bu sergide en güçlü unsur nesnenin kendisi değil, onun taşıdığı hikâyedir” diye konuştu.

Çağdaş sanat ile duygusal arşiv kavramı arasında konumlanan sergi, ziyaretçiyi pasif bir izleyici olmaktan çıkararak kendi anılarıyla yüzleşmeye davet ediyor. Kişisel acıların kamusal bir paylaşım alanına dönüştüğü sergi, toplumsal belleğin bireysel hikâyelerin birikimiyle oluştuğunu hatırlatıyor.

Kalp kırıklığının evrensel bir duygu olduğuna dikkat çeken Manav, farklı kültürlerin bu duyguyu ifade etme biçimlerinin değişiklik gösterdiğini belirtti. Bazı toplumlarda kayıpların sessizlikle taşındığını, bazılarında ise anlatılar ve ritüellerle görünür kılındığını ifade eden Manav, serginin bu farklılıkları koruyarak ortak bir duygusal dil kurmayı amaçladığını söyledi.

Ziyaretçi deneyiminin serginin merkezinde yer aldığını aktaran Manav, en çarpıcı geri bildirimlerden birinin bir ziyaretçinin “Burada kendi hikâyemi gördüm” sözleri olduğunu dile getirdi. Bu tür karşılaşmaların sergiyi yalnızca bir sanat etkinliği olmaktan çıkarıp duygusal bir paylaşım mekânına dönüştürdüğünü vurguladı.

“Kalp Kırıklıkları Müzesi”, müzeciliğin sınırlarını genişleten yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Manav, projeyi “hafızanın yalnızca akılla değil, kalple de yazıldığını hatırlatan bir alan” olarak tanımlarken, serginin ziyaretçileri kendi duygusal izleriyle yüzleşmeye davet ettiğini ifade etti.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
ANKET TÜMÜ
16 yaş altındakiler için sosyal medya yasaklanmalı mı? / Sollte Social Media für unter 16- Jährige verboten werden?
ARŞİV ARAMA
GÜNÜN KARİKATÜRÜ TÜMÜ