“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir; yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtıcı bir mahiyet alır.”
Bu çerçevede ele alınması gereken önemli çalışmalardan biri, Bilâl N. Şimşir’in TEKAR Vakfı yayınları arasında (Yayın No: 4) yer alan ve 112 sayfadan oluşan ABD’de Ermeni Lobisi ve Lozan Antlaşması Kavgası 1923-1927 (Los Angeles Examiner 1 Ağustos 1926) adlı eseridir. Bu çalışma, Türk-Amerikan ilişkilerinin Lozan sonrasındaki kritik bir kesitini, belge, medya ve lobi faaliyetleri ekseninde analiz eden dikkat çekici bir inceleme sunmaktadır.
1923 yılında imzalanan Türk-Amerikan Antlaşması, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesini amaçlamaktaydı. Ancak bu süreç, yalnızca diplomatik bir süreç olarak ilerlememiştir. ABD iç siyasetinde farklı aktörlerin müdahil olduğu çok yönlü bir mücadele alanına dönüşmüştür. Antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için ABD Senatosu’nun onayı gerekmekteydi. Bu aşamada Ermeni çevrelerinin yoğun ve örgütlü girişimleri belirleyici olmuştur.
Özellikle Vahan Cardashian’ın yönlendirmesiyle oluşturulan yapı, eski Berlin Büyükelçisi James W. Gerard ve bazı senatörlerin desteğini alarak antlaşmanın onaylanmasını engellemek amacıyla sistemli bir kampanya yürütmüştür. Bu durum, ABD’de lobi faaliyetlerinin siyasal karar alma mekanizmaları üzerindeki etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Nihayetinde Senato’nun 18 Ocak 1927 tarihinde antlaşmayı reddetmesi, bu mücadelenin somut ve tarihî sonucudur.
Bu gelişmenin iki önemli gerçeği ortaya koyduğu görülmektedir: “Birincisi, diplomatik ilişkilerin bulunmadığı on yılda ABD’de çok güçlü, Ermeni sermayesini senatör satın almak üzere seferber edebilen Ermeni lobisi oluştu. İkincisi ise bu yapının zamanla kurumsallaşarak Ermeni Diasporası niteliği kazanması ve Cardashian’ın 1918’de kurduğu ve 1941’de ANCA adını alacak olan ‘Ermenistan’ın Bağımsızlığı için Amerikan Komitesi’ gibi örgütlenmelere dönüşmesidir.” Bu durum, uluslararası ilişkilerde devlet dışı aktörlerin rolünü anlamak bakımından son derece dikkat çekicidir.
Eserin dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca karşıt propagandayı değil; aynı zamanda buna karşı geliştirilen Amerikan iç tepkisini de ortaya koymasıdır. New York merkezli olarak kurulan “Türkiye ile Antlaşmanın Onaylanmasından Yana olan Amerikan Kurumları ve Derneklerinin Genel Komitesi”, ticaret odaları, misyoner kuruluşlar ve Foreign Policy Association gibi yapıları bir araya getirerek antlaşmanın onaylanması için çeşitli bildiriler, raporlar ve yazılar yayımlamıştır. Ancak bu “evet” cephesinin en zayıf yönü, kamuoyunda yeterince görünür olmaması ve karşıtları kadar agresif bir propaganda dili kullanmamasıdır.
Şimşir’in çalışmasını özgün kılan bir diğer unsur ise, 1 Ağustos 1926 tarihli olduğu belirtilen bir Los Angeles Examiner gazete sayfası üzerinden yürütülen tartışmadır. Bu gazete sayfası, yalnızca bir haber metni değil; aynı zamanda tarihî anlatının nasıl üretildiğini sorgulayan bir örnek olarak ele alınmaktadır. Belgenin kendisi, taşıdığı tarih ve içerik itibarıyla analiz edilmekte; dijital ortamlardaki tutarsızlıklar ve bağlam sorunları üzerinden tarih yazımında belgeye yaklaşım meselesi tartışmaya açılmaktadır.
Bu noktada eser, klasik tarihçilik anlayışının ötesine geçerek önemli bir uyarıda bulunmaktadır: Her belge, doğrudan hakikatin temsili değildir. Bazı belgeler, belirli bir anlatının parçası olarak üretilmiş veya sonradan bu anlatının içine yerleştirilmiş olabilir. Bu nedenle tarihçi için asıl mesele, belgeyi bulmak değil; onu doğru okumak ve sorgulamaktır.
1923-1927 arasındaki bu süreç, yalnızca bir diplomatik kriz ya da antlaşma tartışması değildir. Bu dönem, aynı zamanda medya, lobi faaliyetleri ve kamuoyu üzerinden yürütülen bir algı mücadelesidir. Şimşir’in eseri, bu yönüyle yalnızca geçmişi anlatan bir çalışma değil; günümüz uluslararası ilişkilerinde de etkisini sürdüren yöntemlerin tarihsel kökenlerini ortaya koyan önemli bir analizdir.
Son tahlilde bu çalışma, okuyucuya yalnızca bilgi sunmakla kalmamakta; aynı zamanda şu soruyu sordurmaktadır: Okuduğumuz şey gerçekten tarih midir, yoksa ustaca kurgulanmış bir anlatı mı? Bu soru, tarih yazımının özüne dair en temel meseleyi hatırlatmakta ve Atatürk’ün yazının ilk cümlesinde aktarılan sözünün bugün hâlâ ne kadar geçerli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
KAYNAKLAR
Bilal, N. Şimşir, ABD’de Ermeni Lobisi ve Lozan Antlaşması Kavgası 1923-1927 (Los Angeles Examiner 1 Ağustos 1926), TEKAR Vakfı Yayınları-4, Sonçağ Akademi, Ankara, 2023.
Mehmet Arif Demirer, TEKAR Vakfı 30 Ayda Ne Yaptı?, 1. Baskı, Sonçağ Akademi Yay., Ankara, 2025.
