80'den Günümüze Türkiye Ekonomisi

80'den Günümüze Türkiye Ekonomisi
03-11-2023

Günümüzde dış ticaret, ülkelerin kalkınmalarının sürdürülmesinde ve dünya ülkeleriyle bütünleşmenin sağlanmasında en önemli unsurlardan biri olarak görülmektedir. Bu yüzden, ülkeler ülke çıkarlarını korumak amacıyla dış ticaret politikası denilen dış ticaretlerini sınırlandırıcı, özendirici ya da bu işlemlerin yapılış şekillerini düzenleyici önlemler alırlar. Türkiye'nin dış ticaret politikalarına ve dış ticaretinin gelişimine bakıldığında, 1980 yılına kadar ithal ikamesine dayalı sanayileşme politikası izlenmiştir. 24 Ocak 1980 Kararları ile serbest dış ticaret politikasının uygulamaya konulmasıyla ithal ikamesine dayalı sanayileşme yerini ihracata yönelik sanayileşme politikasına bırakmıştır. Bu dönemde başlayan dışa açılma çabaları sonucunda dış ticarette , özellikle ihracatta önemli gelişmeler olmuştur.

 

1980-1990 Yılları Arası Türkiye Ekonomisi

Türkiye, 1980 öncesi yaşamış olduğu döviz darboğazından çıkmak, sanayiyi ve küçülen ekonomiyi yeniden canlandırmak, ayrıca ülke içi siyasi gerginliği azaltmak için 1980 yılında 24 Ocak İstikrar Kararlarını almıştır. Türkiye, 24 Ocak Kararları ile ithal ikameci ekonomi politikasından vazgeçerek liberal ekonomi politikasını benimsemiştir. Liberal ekonomi politikasıyla ihracata yönelik sanayileşme uygulamaları başlatılarak ekonomide yapısal değişikliğe gidilmiştir. Yeni ekonomi politikasının uygulamaya konulmasıyla birlikte özellikle döviz alanında yaşanan sıkıntının azaltılması sonucu Türkiye ekonomisi yeniden büyüme sürecine girmiştir. Enflasyonu önlemek, kamu harcamalarını azaltmak, ihracatı artırmaya bağlı olarak dış dengeyi sağlamak ve ekonomide serbest piyasa koşullarını oluşturmak amacıyla kabul edilmiş olan 24 Ocak Kararlarına Aralık 1983 ve Ocak 1984’te tamamlayıcı nitelikte olan yeni ekonomik kararlar eklenmiştir. 1987 yılına kadar eklenen yeni kararların da etkisi ile ekonomideki büyüme oranı artmıştır.

 

1990-2000 Yılları Arası Türkiye Ekonomisi

1990 yılında yaşanan Körfez krizi ve 1991 yılında gerçekleşen erken seçimler sonucu enflasyon %71’e, işsizlik oranı %8,2’ye yükselmiştir. Türkiye ekonomisi 1992 yılına Körfez krizine paralel olarak, artan kamu açıkları ve enflasyonla birlikte sıfıra yakın büyüme ile girmiştir. 1994 yılına gelindiğinde enflasyon artışının devam etmesi, giderlerinin hızla artması, gelir dağılımının bozulması, bütçe açıklarının artması, ithalat ile ihracat arasındaki dengenin ithalat lehine bozulması 1994 finansal krizinin yaşanmasına neden olmuştur. 1994 kriziyle ekonomide %6 oranında daralma yaşanırken, enflasyon oranı 1980 sonrası en yüksek seviye olan %125’e yükselmiştir. Kısa bir dönem içinde bozulan döviz piyasaları ile dış dengeyi yeniden aktifleştirerek kamu açıklarını azaltmak, uzun vadede büyümeyi sağlamak için 1994 yılında 5 Nisan Kararları yayımlanmıştır.

 

2000-2010 Yılları Arası Türkiye Ekonomisi

Türkiye ekonomisi, 2001 kriziyle Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşamıştır. Bu krizle birlikte ülkede kişi başına düşen gelir azalırken, ekonomide %9’luk bir daralma gerçekleşmiştir. Ayrıca %30’lara gerilemiş olan enflasyon kriz sonrası %70’i aşmış, iç borç stoğu 2000 yılının 4 katına çıkmış ve 1,5 milyon kişi işsiz kalmıştır. Şubat 2001’de yaşanan krizle bankacılık sektörü kur riskinden kaynaklanan kayıplardan ötürü ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış ve 19 banka kapanmıştır (Turan, 2011: 73). Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizlerinin yaşanmasında, istikrar programlarında söz verilen yapısal reformların ertelenmesinin ve gerek yurt içi gerekse yurt dışında oluşan güvensizlik ortamının etkisi olmuştur. Şubat 2001 ekonomik krizinin etkilerini azaltmak için 2002 yılında Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın uygulamaya konulması ile ekonomide başlayan iyileşme 2008 yılına kadar devam etmiştir.

 

2010 Sonrası Türkiye Ekonomisi

2010 yılında Türkiye ekonomisi iyi bir toparlanma süreci yaşamıştır. Bu toparlanma süreciyle birlikte işsizlik %11,9’a ve enflasyon oranı ise %6,4’e gerilerken, ekonomide %8,5’lik büyüme gerçekleşmiştir. 2011 yılında ise Türkiye ekonomisi %11,1’lik büyüme ile Çin’den sonra en fazla büyüyen ekonomi konumuna gelmiştir. 2012 yılında Türkiye ekonomisindeki büyüme %4,8’lik oranla devam ederken enflasyon %10,5’ten %6,2’ye, işsizlik oranı ise %9,2’ye gerilemiştir. 2013 yılında ekonomide %8,5’lik büyüme gerçekleşmesine rağmen döviz kurundaki hızlı yükseliş ülke ekonomisinin gelişimini etkileyerek enflasyon ve işsizlik oranlarını artırmıştır. 2014 yılında Türkiye’nin kredi notunda meydana gelen bozulmaların etkisiyle enflasyon %8,2’ye, işsizlik oranı ise %9,9’a yükselmiştir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?