Hayatımızın birçok döneminde yeni bir başlangıcın eşiğinde dururuz. Yeni bir okul, yeni bir iş, yeni bir şehir, yeni bir arkadaş, yeni bir ilişki ya da yeni bir karar.. Ancak çoğu zaman bizi zorlayan şey değişimin kendisinden çok, o ilk adımı atmaktır.
Çünkü başlangıçlar belirsizlik içerir. İnsan zihni ise belirsizlikten pek hoşlanmaz. Bu nedenle yeni bir yola çıkarken heyecanla birlikte kaygı da hissedebiliriz. Acaba başarabilecek miyim?
Verdiğim karar doğru mu? Ya işler istediğim gibi ilerlemezse?
Oysa gelişim ve dönüşüm, çoğu zaman konfor alanımızın hemen dışında başlar. Bugün kendine güvenen insanlar, muhtemelen bir zamanlar ilk adımı atmakta tereddüt eden insanlardı. Başarılı gördüğümüz birçok insan da değişime küçük bir cesaretle başladı.
Psikolojinin bize hatırlattığı önemli bir gerçek vardır: İnsan değişebilir. Yeni beceriler öğrenebilir, eski alışkanlıklarını dönüştürebilir ve hayatına yeni yönler çizebilir.
Bunun için mükemmel bir zaman ya da kusursuz şartlar beklemeye gerek yoktur.
Bazen yalnızca başlamak yeterlidir. Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Hayatımda uzun zamandır ertelediğim hangi ilk adımı atmanın zamanı geldi?”
Çünkü her yolculuk bir adımla başlar. Her değişim bir kararla başlar. Ve bazen insanın hayatını değiştiren şey, büyük bir sıçrayış değil; küçük ama kararlı bir başlangıçtır.
