Bir şubat göğünden kalbime uçup
Yakama yapışan bu kimsesizlik
Bir tül gölgesi düşürse alnıma
Ve bir efkar, tel tel dumandan
Belki yine gelir o kızgın güller
Fonsuz şiirlerle çalgısız şarkılarla
İçimden taşan bu kalabalığı
Toplar musallada ayak ucuma
Keder ki ahh hüzünden bile
Kader ki ahh yüzünden bile
Güzeldir yaşamak hikayesinde
Sırrını aynanın tuttuğu gece
Oktavsız seslerle dönüşür dünya
Bir bayram yerine bir kabristana
Neşeli ve yayvan şehvetli ve somurtkan
İnsanlar geçiyor şehrin sokaklarından
Kim ki bir örümceğe inanır ve
Bir dostun diline yaslanır korkularından
Onu esirger güvercin yumurtasıyla
Yaşamak lezzeti dişlerini kamaştırır
Aklımda bin türlü hüneri vardır
Sesini geceden sağan kuşların
Bir şubat göğünden kalbime uçup
Yakama yapışan konan kuşların
