USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Karabağ’da İmar Seferberliği

22-06-2022

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, Rus destekli Ermeni işgal güçleri Dağlık Karabağ’da insanlık dışı vahşetler gerçekleştirdiler. 1988’de başlayan kanlı saldırılar 25 - 26 Şubat Hocalı soykırımıyla adeta bir soykırıma dönüştü. Binlerce Azerbaycan Türkü hayatını kaybetti. Azerbaycan, bu saldırılara hazırlıksız yakalanmıştı. Yönetim boşluğu vardı. Topu, tüfeği, silahı yetersizdi. Türkiye’de de o yıllarda siyasi kaos sürüyordu. Maalesef o dönemde Azerbaycan’a gereken destek verilemedi. Ermeniler, daha önce defalarca yaptıkları gibi, misafir olarak geldikleri Türk yurdunu işgal ettiler. 1 milyonu aşkın Karabağlı soydaşımız kaçkın durumuna düştü. Ne yazık ki dünya bu vahşet ve işgale karşı gözlerini kapatmıştı. Tecrübeli devlet adamı Haydar Aliyev’in 1993’te yönetime gelmesiyle beraber, ilk önce işgalci Ermenilerin tecavüzleri ve saldırıları durduruldu. Önce ülkedeki kaos ortamı normalleşmeye başladı. Her alanda büyük bir gelişme ve inkişaf dönemine girildi. Bu süreçte Azerbaycan yönetimi ülkede istikrarı sağlamış; başta Bakü-Tiflis- Ceyhan olmak üzere dev projelerin temelini atmış, savunma sanayiinde büyük yatırımlar gerçekleştirmişti. Haydar Aliyev döneminde sağlanan istikrar ortamı daha sonra İlham Aliyev döneminde artan bir ivmeyle devam etti ve Azerbaycan hem Kafkasya’nın hem de Türk Dünyasının parlayan yıldızı haline geldi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, göreve geldiği ilk günden beri hep şunu söylemiştir: “İşgal altındaki Karabağ toprakları er veya geç azadlığına kavuşacak. Biz istiyoruz ki sulh yoluyla olsun. Eğer sulh yoluyla olmasa gerekirse savaşarak topraklarımızı geri alacağız!” 
Sayın Aliyev’in bu konuşmalarına defalarca şahit oldum. 
1991 yılından beri Azerbaycan’la ilgilenen, özellikle Karabağ’ın işgali ve Hocalı soykırımını yüzlerce defa televizyon ekranlarında, kurultaylarda, konferanslarda, mitinglerde gündeme getiren bir gazeteci olarak, zaman zaman cephedeki Azerbaycan askerlerini ve komutanlarını da ziyaret etme imkanı buldum. Azerbaycan Türk Evi Başkanı Tenzile Rüstemhanlı ile gittiğimiz Terter cephesinde Ermeni askerlerinin taciz ateşine maruz kaldığımızı hatırlıyorum. 

2020 yılında Ermeni saldırıları ve vandallığı hız kazanınca Cumhurbaşkanı ve Başkomutan İlham Aliyev, yıllardır halka verdiği sözü tutarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve askeri desteğini de almak suretiyle Karabağ’da Ermeni işgaline son verdi. Azerbaycan Ordusu, son yüzyılın en büyük kahramanlık destanlarından birini gerçekleştirdi. Böylece 28 yıllık işgal sona erdi; asırlardır Türk toprağı olan Karabağ’da yeniden Azerbaycan bayrakları dalgalanmaya başladı. 
ŞUŞA’YA ANLAMLI ZİYARET 
Geçtiğimiz günlerde, Şuşa Beyannamesi’nin imzalandığı tarihte, Karabağ’ın kültür başkenti Şuşa’ya tarihi bir ziyaret gerçekleştirdik. 35 yıllık meslek hayatımın en anlamlı ziyaretlerinden birini yaşama imkanı buldum. Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı’nın himayesinde, Anadolu Yayıncılar Derneği, Azerbaycan Yeniçağ Medya Grubu ve Azerbaycan Türk Evi’nin organizatörlüğünde gerçekleşen ve Türkiye’den çok sayıda gazeteci/ yazar meslektaşımın katıldığı ziyaret sırasında, Ermenilerin yaptığı vandallıklar ve katliamlar, Azerbaycan askerinin kahramanlıkları yeniden gözümüzde canlandı. Fizuli’ nin köylerinde Ermenilerin yakıp yıktığı virane evleri gördük. Camileri nasıl ahırlara çevirdiklerine, mezar taşlarını bile söktüklerine, güzelim şehirleri, köyleri nasıl yağmaladıklarına bir kez daha şahit olduk. 
Karabağ topraklarında gezerken, ezelden beri sevdalısı olduğumuz bu mübarek toprakların adeta cennetten bir köşe olduğunu, muhteşem dağları, rengarenk çiçekleri, yemyeşil ormanlarıyla meşhur Karabağ için yazılan şiirleri, bestelenen şarkıları ruhumuzda yeniden yaşadık. Öylesine güzel, öylesine muhteşem yerler. Ve elbetteki, bu cennet vatan toprağını yeniden asli sahibine, can Azerbaycan’a kazandıran kahraman Azerbaycan ordusunu saygı ve şükranla, şehitlerimizi rahmetle andık, yaralı gazilerimize acil şifalar diledik.


Karabağ’ı gezerken aslında Azerbaycan ordusunun 44 günde ne kadar büyük bir başarıya imza attığını daha iyi anladık. Bölge tamamen yüksek dağlardan ve ormanlardan oluşuyor. 30 yıldır bölgeye hükmeden, dağların zirvelerinde mevzilenen, gür ağaçların ortalarında gizlenen işgalci Ermenileri 44 günden Karabağ’dan söküp atmak kolay bir iş değildi. Özellikle Şuşa şehrinin işgalden kurtarılması başlıbaşına bir kahramanlık destanıdır. Çünkü şehir yüksek kayalıklar üzerine kurulmuş; adeta doğal bir kaleyi andırıyor. Azerbaycan askerleri metrelerce yükseklikteki bu kayalıkları iplerle tırmanarak, göğüs göğüse çarpışarak Şuşa’ya ulaşmış. Şuşa dağlarında yazılan bu kahramanlık destanını şair Sabir Rüstemhanlı’dan dinlerken, gözümde  İstanbul’un fethi sırasında surları aşmaya çalışan Osmanlı yiğitleri canlandı. Evet, fıtrat değişir sanma, kan yine o kandır.
Şuşa’nın en meşhur yerlerinden biri Cıdır Düzü’dür. Yüksek dağların yamacındaki bu düz arazide, Ermenistan Başbakanı Paşinyan halay çekmiş ve güya Azerbaycan’a meydan okumuştu. Cıdır Düzü’nde gezerken, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in meşhur sözünü gülümseyerek hatırladık: “Ne oldu Paşinyan, Cebrail’e yol çekirdin, raksedirdin!” 


Cıdır Düzü’nün yanısıra Saatli Mescidi’ni, şair Molla Penah Vagıf’ın anıt mezarını, Şuşa Beyannamesi’nin imzalandığı mekanı ziyaret ettik. Öğlen yemeğimizi restore edilen Karabağ Hotel’de yedik. Şuşa Beyannamesi’nin imzalandığı tarihte ve yerde, bir grup gazeteci dostumla birlikte Hizmet Ödülü almanın da onurunu yaşadık. 25 yılı aşkın bir süredir dostluğumuz olan, birlikte cepheye gittiğimiz, çok sayıda büyük organizasyon gerçekleştirdiğimiz  Azerbaycan Türk Evi Başkanı ve Türk Dünyasının Asenası  Tenzile Rüstemhanlı, yine her zamanki vefasıyla, duygulu bir konuşma yaptı ve günün anısına bir plaket takdim etti. Bu ziyaretin benim açımdan en anlamlı yönlerinden biri de büyük vatan şairi Sabir Rüstemhanlı ile birlikte bu tarihi günü yaşamak oldu. Yol boyunca Sabir beyin Karabağ şiirlerini ve bölgeyle ilgili bilgilerini, hatırlarını dinlemenin keyfini yaşadım. 

Azerbaycan halkına verdiği sözü tutan ve 44 günde işgal altındaki toprakları kurtaran Karabağ Fatihi İlham Aliyev şimdi Karabağ’da yeni bir seferberlik gerçekleştiriyor. Başta Şuşa ve Fizuli olmak üzere heryer adeta şantiyeye dönüşmüş. 28 yıllık işgalden azad edilen Karabağ topraklarının her yerinde gerçekleşen bu imar seferbirliği hızla devam ediyor. Asfalt yollar, köprüler, tüneller, havalanları, kamu binaları geleceğin modern yerleşim yerlerinin altyapısını oluşturuyor. Bu inşaat faaliyetlerinin neredeyse tamamını tanınmış Türk firmaları gerçekleştiriyor. Karabağ’ın her köşesinde Türkiye ve Azerbaycan bayrakları birlikte, gururla dalgalanıyor. 
28 yıllık hasretin ardından yaşadığımız bu vuslat, hayatımızın en anlamlı ziyaretlerinden biri olarak hafızamızda ve yüreğimizde yer alacak.

Şuşa ziyareti öncesi gerçekleşen Anadolu’dan Karabağ’a konulu medya forumu da oldukça başarılı geçti. Türkiye medyasından Rahim Er, Emin Pazarcı, Hasan Öztürk, Sinan Burhan, Agil Alesker, Güngör Yavuzaslan, Osman Ateşli, Yaşar Toy, Ekrem Kızıltaş, Hacı Yakışıklı, Gaffar Yakınca ve benim konuşmacı olarak katıldığım toplantıda Bakü Büyükelçimiz Doç.Dr. Cahit Bağcı,  milletvekili ve şair Sabir Rüstemhanlı, Azerbaycan Basın Konseyi Başkanı Eflatun Amaşov,  Azerbaycan Türk Evi Başkanı Tenzile Rüstemhanlı da anlamlı ve bilgi dolu önemli konuşmalar yaptılar. 
Sonuç itibariyle başarılı bir organizasyon oldu. 
Bu anlamlı organizasyona imza atan başta İletişim Başkanı Fahrettin Altun olmak üzere, Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan, Azerbaycan Türk Evi Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Azerbaycan Yeniçağ Medya Grubu Başkanı Agil Alesger ve gazeteci Toğrul Allahverdili ‘yi tebrik ederim.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Fatma
Fatma 2 hafta önce
Emeklerinize sağlık