Kıbrıs, Anahtar mı Kilit mi..?

Kıbrıs, Anahtar mı Kilit mi..?
09-02-2026

Türkiye'nin AB ile olan ilişkileri her zaman farklı yorumlanan bir konumda olmuştur.

En baştan beri süregitmekte olan ilişki biçiminde yaşanan değişim ise göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır.

Şöyle ki, uzun yıllar Türkiye AB'nin kapısında bekleyen bir konumda olmuş, bu durum da AB tarafından şiddetli bir şekilde suistimal edilmiştir.

O kadar ki, Türkiye'nin doğrudan içişlerine müdahale etme cüreti bile doğmuştur.

Ekonomiden sosyal yaşama kadar her şeye müdahale etme yetkisini kendisinde gören AB, gün gelip de kendilerinin adım atması gerektiğindeyse bunu yapmamış ve yan çizmişlerdir.

Ancak uzunca bir süredir Türkiye ile AB'nin ilişkileri olması gereken raya oturmuştur.

Türkiye'nin her konuda sergilediği doğru politikalar sayesinde AB artık durması gereken yeri öğrenmiştir.

AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos'un gerçekleştirmiş olduğu Türkiye ziyareti işte tam da bu çerçevede gerçekleşmiştir.

Ziyaretin olacağı duyurulduğunda oluşturulan havaya bakıyorum, bir de ziyaret sırasındaki ve sonrasındaki havaya.

Ziyaret öncesinde, AB'nin Türkiye'yi kıskaca alacağı ve özellikle de Kıbrısm konusunda çok ciddi baskılar kurarak Türkiye'yi Kıbrıs politikasında geri adım attıracağı yönünde ciddi bir manipülasyon yaşadık.

Ama olmadı...

Bayan Kos geldi, görüşmelerini yaptı ve gitti.

Ziyaret, olması gereken çerçevede, yani Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği kapsamında gerçekleşti.

Son yaşanan küresel değişimler ve olası devamı son derece dikkat edilmesi gereken bir boyutta.

Türkiye de bu çerçevede Gümrük Birliği'nin geliştirilmesi gerektiği görüşünden hareketle bazı girişimlerde bulunuyor.

Bu aynı zamanda AB'nin de çıkarına olan bir durum yaratacaktır.

İşte bu yüzden iki taraf son derece ciddi bir yaklaşımla görüşmeye başladı.

Elbette her konu karşılıklı bir şekilde ele alınacak.

Bu konular arasında Kıbrıs da mutlaka yer alacak.

Yıllar önce AB'nin atmış olduğu yanlış adımların yarattığı bir takım sıkıntılar mevcut.

Kıbrıs da işte bu "AB'nin yanlışları" listesinde yer alan bir madde.

AB ne zaman Türkiye ile bir adım atmak istese Güney Kıbrıs Rum Yönetimi karşı çıkıyor ve veto tehditi sallıyor.

En son "SAFE" anlaşmasında da bunu yaşadık.

Gümrük Birliği'nde de Rum Yönetimi karşı çıkışta bulunacak ve Türkiye'den tavizler kopartmak isteyecektir.

Ancak nafile...

Türkiye artık eski Türkiye değil.

Herkesin bunu görmesi ve anlaması kendi çıkarları açısından gerekli.

Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde Kıbrıs ne bir kilit ne de bir anahtar.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?