İşte yine bir "yeni" sürecin eteklerine vardık ve yine heyecanla titremeye başladık.
Birleşmiş Milletler'in (BM) bir ayağı çukurda Genel Sekreteri Guterres "bir son şans" şemsiyesi altında bir takım planları sunmaya hazırlanıyormuş.
"muş" dedik çünkü bu haberin kaynağı da Rum basını.
Yani kesin değil.
Ama etkili.
Manipülasyon maksatlı olduğu çok belli olan haberde bu kez bir "gevşek federasyon" modeli ile karşı karşıyayız.
Habere göre Genel Sekreter Guterres'in Kişisel Temsilcisi Holguin son ziyaretinde bu planı taraflara sunmuş ve görüşmelerini de bu çerçevede yapmış.
Bu noktada Holguin'in hala "kşisel" temsilci mi yoksa "özel" temsilci sınıfına mı evrildi diye sormak gerek.
Çünkü ikisi de birbirinden son derece farklı iki terim ve bundan kaynaklı iki farklı manda ile karşı karşıyayız.
Hatırlayınız, o dönemde, yani Holguin'in ataması yapılırken Türk tarafı (KKTC ve TC) bu konuda çok ısrarcı olmuş ve atamanın "kişisel" temsilci seviyesinde kalması şartıyla onay verilmişti.
Çünkü daha önceki dönemlerde olduğu gibi atanacak özel temsilcinin bir sürpriz belge ile yeniden bildik senaryoların tekrarlanmasına engel konulmak istenmişti.
Ve bu da "kişisel" sıfatıyla mandası kısıtlanan bir temsilci ile çözülmüştü.
Peki şimdi ne olacak..?
Bayan Holguin gerçekten de bir belge ile ortaya çıkacak mı..?
Yoksa söz konusu "son" plan toplanacak 5+1 Gayri Resmi Konferans'ta bizzat Genel Sekreter Guterres tarafından mı tarafların önüne konulacak..?
Gerçekten de enteresan bir durum ile karşı karşıyayız.
Eğer Rum basınına yansıyanlar gerçekse ve planda Türk tarafına toprak tavizi karşılığında siyasi tanınma verilecekse bunun mutlaka iki tarfta da referanduma götürülmesi gerekmektedir.
Bu noktada şunun altını da çizmek gerekir ki, Kıbrıs'ta mevcut statüko o kadar katılaşmış ve de ağırlaşmıştır ki bunu bir çırpıda değiştirmek çok kolay değildir.
Referandum o nedenle de şarttır.
Her iki tarafın da hoşuna gideceği "yaratıcı belirsizlik" yaratmak kağıt üzerinde kolay gibi görünse de, gerçek yaşama uyarlandığında çok kolay olmayacaktır.
O nedenle de tarafların önüne bir kez daha "son şans" adıyla konulmaya hazırlanan plan Kıbrıs'taki gerçekleri kapsayacak özellikler taşımamaktadır.
Elbette ki bunları Rum basınında çıkan haberlere bakarak söylemekteyiz.
Doğruları görmek için 5+1 konferansını beklememiz gerekecek.
Ağustos ayı başları işaret ediliyor.
Çok uzun bir zaman yok.
O güne kadar geçecek sürede sürpriz son şans planına ilişkin daha çok ipucuna mutlaka kavuşacağız.
Son bir not, Rum basınında çıkan plan eğer gerçekse, orada yer alan modele bakınca konuya ne kadar farklı yaklaştığımız Rum tarafı ve BM'nin bakış açısından ne kadar uzak olduğumuz da ortaya çıkmış olacak.
Bekleyip göreceğiz...
