Dünya haritası çizileli çok zaman oldu.
Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan siyasi harita bugüne kadar neredeyse çok da fazla değişmedi.
Ama son dönemde Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaşla birlikte bu konu yeniden gündeme geldi.
Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Rusya ile yürüttüğü ve son derece olumlu geçtiği hatta son aşamasına geldiği açıklanan barış görüşmelerinin içeriğinde harita düzenlemeleri de olduğu gelen haberler arasında.
Buna göre Rusya saldırıları neticesinde elde ettiği topraklardan çekilmeyecek ve iki ülkenin haritaları bu şekilde yeniden çizilecek.
Bu önemlidir.
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana böylesi bir uygulama olmadı.
Birleşmiş Milletler bu yöndeki tüm değişikliklere karşı çıktı.
Ama şimdi karşımızda bir Ukrayna-Rusya meselesi var.
Bunun yanında Suriye'nin pozisyonu ile İsrail'in Gazze'deki saldırılarının yarattığı durum da ortada.
Şimdi tüm bu bölgelerde yeni haritaları yavaş yavaş görmeye başlayacağız.
İşte tam da bunlar olurken akıllara hemen Kıbrıs konusu da geldi.
Çünkü Kıbrıs'ta 1974'ten beridir iki halkın kendisine ait bölgelerinden oluşan iki bölgeli ve iki devletli bir yapı hâkim.
İki taraf arasında Yeşil Hat adı verilen bir sınır mevcut.
Her ne kadar da bu sınırın güvenliği BM Barış Gücü askerleri tarafından sağlanıyor gibi görünse de, aslında gerçek anlamda güven ve huzurun 1974 yılından beridir TSK'ya bağlı Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı tarafından tesis edilmekte olduğu da inkâr edilemez bir gerçek.
İşte bu durumun yarattığı haritanın kabul görmesine yönelik emsal uluslararası durumlar hayat bulmak üzereyken son dönemde yaşanan bazı gelişmeler başka hesapları akıllara getirmekte.
Özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan ve İsrail arasında gerçekleşen üçlü ittifak bazı emellerin akıllarda olduğunu anlatmakta.
Belki bir komplo teorisi gibi görünebilir ama, İsrail'in katkısıyla Kıbrıs'ta bir oldu bitti yaratacak askeri hareketler ve bu hareketler karşısında ABD, AB ve BM'nin takınacağı durumu hesaba katmak gerek.
Mevcut durumu, yani haritayı Rum Yönetimi lehine değiştirmek adına çıkarılacak bir çatışmaya elbette Türk Silahlı Kuvvetleri gereken yanıtı verecektir.
Ama esas kazanım hesabı bu çatışma sonrasında oluşturulacak masaya yönelik olacaktır.
O nedenle gerek Türkiye Cumhuriyeti gerekse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamları en başından beridir bu hareketleri yakından takip etmekte ve gereken uyarıları yapmaktadır.
Sakin ve soğukkanlı ama bir o kadar uyanık olunması gereken günlerdeyiz...
