Türkiye'de toplum dünyevileşirken, devletin tarafsızlığı sağlanamıyor. Bu nedenle laiklik yanlıları ile karşıtları arasındaki kültürel kutuplaşma farklı boyutlara taşınıyor. Bu gelişmeyi kısaca açıklamaya çalışayım.
Refah Partisinden önemli bir siyasetçi, “demokratik laiklik ile sorunumuz olmaz. Laiklik, devletin tarafsızlığı ve insan hakları prensibi olmalıdır” diyerek partinin yaklaşımını ortaya koymuştu. Bu görüş, Refah Partisi’nin “ne şeriat ne demokrasi” sloganını benimsediği, yani her iki kutbu da reddettiği yıllara denk geliyordu. Söz konusu siyasetçinin vurgulamak istediği ilke, hem dini hem de seküler kimlikler arasında bir denge arayışını yansıtıyordu. O dönemde Türkiye’nin önünde, ne Müslüman muhafazakar bir partinin 25 yıl boyunca iktidarda kalacağı, ne de laiklik ilkesinin siyasal düzlemde ciddi şekilde sarsılacağı öngörülebiliyordu. Türkiye’deki siyasal dönüşümlerle birlikte laiklik ve devletin tarafsızlığı ilkesi farklı anlamlar kazandı. Bu dönüşümün en dikkat çekici unsurlarından biri, Müslümanlarda dünyevileşme eğiliminin hızla artmasıdır.
Laikliğe ilişkin siyasi kısıtlamalar 2008-2013 yıllarında kaldırıldı. Eskiden dini siyasete alet etmek suçtu. Günümüzde kamu görevlileri dini kimliklerini açıkça ifade edebiliyor ve dini semboller yaygınlaştı. Bu değişim, kültürel iktidar eksenindeki dönüşümü gösterirken, dindarlaşmadan ziyade toplumsal sekülerleşmeye de işaret ediyor.
Ak Parti pazar ekonomisini, küreselleşmeyi, tüketim toplumunu, medya ve teknolojiyi daha da geliştirdi. Dindar bireylerin yaşam tarzı, ekonomi ve tüketimle ilişkilerinin artmasıyla değişiyor; bu da dini değerlerin toplumsal algısında dönüşümlere yol açıyor. Dini kavramların anlamı farklılaşırken, inançın yönlendirme biçimleri önemli ölçüde değişti. Başörtülü kadınlar toplumda yeni roller üstleniyor. Dini cemaatler şekil değiştiriyor. Ayrıca genç nesilde dinden uzaklaşma veya dinsel şekilcilik eğilimi belirginleşiyor.
Toplumda çeşitlilik giderek artarken, kültürel ve sosyal modernleşme artık toplumun geniş bir kesimi tarafından benimsendi. Ne var ki bilinçler bu hızlı dönüşümü henüz içselleştiremiyor. Bu durum bazıları tarafından müptezelleşme, bazıları ise sosyal anomali olarak görülüyor.
Siyasi islam bir korku ve umut söylemi olarak doğmuştu. Milli Görüş hareketi, alternatif bir siyasi oluşum olarak sıklıkla ‘maneviyat ile ahlak’ söylemini vurgulardı. Günümüzdeki selefi olan Ak Parti’nin sloganı nedir?
Türkiye, Batı Avrupa’nın modernleşme sürecindeki benzer zorlukları yaşıyor. Toplumda yeni bir ahlaki pusula olmadan normalleşme sağlanamaz. Devletin tarafsızlığı yeni etik düzen için önemlidir.
