Ana içeriğe geç

eura24.com - Avrupa'dan haberler ve köşe yazıları. Tarafsız, güçlü, dinamik: yazarlarımızdan en güncel yazılar, Almanya ve Avrupa gündemi, Türk dünyası, kültür, sanat ve yaşam.

Burcu ALİYİ
Burcu ALİYİKöşe Yazarı

Türklerin Kalesi Gostivar’da Ata Sporu Okçuluk Üzerine

Türklerin Kalesi Gostivar’da Ata Sporu Okçuluk Üzerine

“Yay kaderdir, ok ise can.”

 (Gostivar Okçuluk Kulübü Başkanı Hayati Şaban’ın arşivinden)

Türk destanlarında bazen tek bir ok bütün bir hikâyenin yönünü değiştirir. Bir savaş başlar, bir devlet kurulur ya da bir ülke paylaşılır. Bu yüzden Türk kültüründe ok ve yay, yalnızca savaş aracı değil; gücün, düzenin ve egemenliğin sembolüdür. Bozkır yaşamında önemli bir silah olan ok ve yay, at üzerinde hareket eden Türk savaşçılarının ustalığıyla zamanla kültürel bir sembole dönüşür. Bu sembolizmin en güçlü örneklerinden biri Oğuz Kağan Destanı’nda görülür. Oğuz Kağan, oğullarını Bozoklar ve Üçoklar olarak iki gruba ayırır. Yay gücü ve otoriteyi, ok ise hareketi ve yayılmayı simgeler. Yayın büyük oğullara, okların diğer oğullara verilmesiyle devletin düzeni ve görev dağılımı belirlenir. Türk kültüründe ok, savaşın yanı sıra yön belirleme aracı olarak da görülür. Bazı eski Türk geleneklerinde yeni bir yurt seçilirken göğe ok atılır ve okun düştüğü yer kutsal bir işaret sayılır. Yay ise savaşçının fiziksel ve ruhsal gücünü temsil ederken, ok ve yayla ilgili anlatılar birlik ve dayanışma fikrini de yansıtır. Türk sanatında da önemli bir yere sahip olan ok ve yay figürleri, eski Türk kaya resimlerinde, halı ve kilim motiflerinde görülür. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde okçuluk önemli bir kültürel faaliyet hâline gelmiş, İstanbul’daki Okmeydanı bu geleneğin bilinen örneklerinden biri olmuştur. Bütün bunlar, ok ve yayın Türk kültüründe yalnızca bir savaş aracı değil, aynı zamanda gücün, birliğin ve kültürel mirasın sembolü olduğunu gösterir.

Bu köklü geleneğin ve ata sporunun Balkan topraklarında yaşatılmasını sağlayan Hayati Şaban ve ekibine kulak verelim. Hayati Şaban’ın öncülüğünde Gostivar’da okçuluk, gençleri tarihî mirasla buluşturan bir spor ve disiplin yolculuğuna dönüşüyor.

Bazı sporlar vardır ki insana yalnızca bedenini kullanmayı değil, kendini tanımayı da öğretir. Okçuluk, belki de bu sporların başında gelir. Bir yayı germek, oku hedefe yöneltmek ve doğru anı beklemek… Bütün bunlar, insanın sabırla, dikkatle ve kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkinin bir parçasıdır. Kuzey Makedonya’nın Gostivar şehrinde bu anlayışla faaliyet gösteren Gostivar Okçuluk Kulübü, geleneksel Türk okçuluğunun ruhunu yaşatırken gençlere yeni bir spor alanı açıyor.

Kulübün başkanı ve sertifikalı okçuluk eğitmeni Hayati Şaban için okçuluk, yalnızca bir spor dalı değil, aynı zamanda geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprü. Çocukluk yıllarından itibaren tarihimize duyduğu ilgi, 2017 yılında somut bir adıma dönüşmüş. Üsküp’te Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde misafir okutman olarak görev yapan Doç. Dr. Selçuk Kürşad Koca’nın teşviki ve kemankeş İrfan Mehmedi’nin rehberliği, Şaban’ın yayı ilk kez eline almasına vesile olmuş. İlk atışında hissettiği odaklanma, kontrol ve dinginlik duygusu, zamanla hayatında önemli bir yer edinen okçuluğun başlangıcı hâline gelmiş.

Bu kişisel ilgi, bir süre sonra Gostivar’daki gençlere de ulaşma arzusuyla büyümüş. Alişan Sereyani ve Furkan Kamber’in katkılarıyla kurulan Gostivar Okçuluk Kulübü, bugün okçuluğa ilgi duyan çocukları ve gençleri bir araya getiren bir spor ailesi olma yolunda ilerliyor. Kulübün kuruluşundaki temel düşünce, gençleri hem fiziksel hem de zihinsel disiplinle buluşturmak ve onların kendi tarihî miraslarıyla daha güçlü bir bağ kurmalarını sağlamak.

Günümüzde çocukların ve gençlerin önemli bir zamanını dijital ekranların başında geçirdiği düşünüldüğünde, okçuluğa gösterilen ilgi ayrı bir anlam kazanıyor. Çünkü okçuluk, aceleye yer bırakmayan bir spor. Doğru duruşu almak, nefesi kontrol etmek, yayı dengeli biçimde germek ve hedefe odaklanmak gerekiyor. Her atışta sporcusundan dikkatini toplaması ve sabırlı olması isteniyor. Gostivar’da çocukların bu spor dalına duyduğu heyecan ve ailelerin kulübe gösterdiği ilgi, okçuluğun bölgede gelişmesi açısından umut verici bir tablo ortaya koyuyor.

Hayati Şaban’ın eğitim anlayışında da bu disiplinli yaklaşım öne çıkıyor. Kulübe yeni katılan sporcular öncelikle güvenlik kurallarını, yayın temel özelliklerini, doğru duruşu ve nefes tekniklerini öğreniyor. İlk aşamada amaç, hemen hedefi vurmak değil; sağlam bir teknik geliştirmek ve doğru hareketleri alışkanlığa dönüştürmek. Sporcular ilerledikçe mesafe atışlarına ve hedef odaklı çalışmalara geçiliyor. Antrenmanlar, fiziksel hazırlığın yanı sıra zihinsel odaklanma egzersizleri, esneme çalışmaları ve teorik bilgilerle destekleniyor.

Okçuluğun kazandırdıkları, hedef tahtasındaki isabetlerle sınırlı değil. Bu spor, insanın önce kendisiyle mücadele etmesini gerektiriyor. Sporcu, bazen hedefi vurmak için değil, kendi heyecanını kontrol etmek için çaba gösteriyor. Sabır, öz disiplin, özgüven ve kararlılık, antrenman sürecinin doğal bir parçası hâline geliyor. Takım arkadaşlığı ve karşılıklı saygı da bu sürecin önemli kazanımları arasında yer alıyor. Şaban’a göre sporcunun zaman içinde daha disiplinli, özgüvenli ve kararlı bir bireye dönüşmesi, kazanılan madalyalar kadar değerli.

Elbette okçuluğun Gostivar’daki anlamını yalnızca sportif gelişimle açıklamak mümkün değil. Türk tarihinde okçuluk, köklü bir kültürün ve geleneğin parçası olmuştur. Kemankeşlik geleneğinde öne çıkan edep, saygı ve disiplin anlayışı, bu mirasın önemli unsurlarındandır. Günümüz sportif okçuluğu modern ekipmanlar ve uluslararası kurallar çerçevesinde yürütülse de geleneksel okçuluğun taşıdığı değerleri yaşatmak mümkündür. Gostivar Okçuluk Kulübü de çağdaş spor tekniklerini tarihî mirastan gelen disiplin anlayışıyla bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Kulübün başarı ölçüsü de bu anlayışla şekilleniyor. Turnuvalarda elde edilen dereceler ve kazanılan madalyalar elbette gurur verici. Ancak Şaban için asıl mutluluk, daha önce eline hiç yay almamış bir gencin zamanla kendine güvenen, disiplinli ve başarılı bir sporcuya dönüşmesini görmek. Bir sporcunun ilk kez tam isabet kaydettiği andaki sevinci, yapılan çalışmaların karşılığını gösteren en anlamlı anlardan biri. Gostivar’ı ulusal ve uluslararası organizasyonlarda temsil etmek ise kulübün taşıdığı sorumluluğu daha da anlamlı kılıyor.

Bununla birlikte, okçuluğun Kuzey Makedonya’da daha geniş kitlelere ulaşması için atılması gereken adımlar bulunuyor. Şaban, altyapı ve tesis imkânlarının artırılmasını, okullarla iş birliği yapılmasını ve okçuluğun öğrencilere tanıtılmasını önemli görüyor. Belediyelerin ve ilgili kurumların malzeme ve salon desteği sağlaması, bölgesel ve ulusal turnuvaların çoğalması da bu sporun gelişmesine katkıda bulunabilir. Medya ve sosyal medya aracılığıyla okçuluğun farklı yaş gruplarına hitap eden bir spor olduğunun anlatılması, yeni sporcuların yetişmesine zemin hazırlayabilir.

Gostivar Okçuluk Kulübünün gelecek hedefleri de bu doğrultuda şekilleniyor. Hayati Şaban, önümüzdeki beş yıl içinde kulübü donanımlı bir açık ve kapalı poligon tesisine kavuşturmayı, bölgenin önde gelen okçuluk merkezlerinden biri hâline getirmeyi istiyor. En büyük hayali ise Gostivar’dan yetişen sporcuların Avrupa şampiyonalarında ve uluslararası organizasyonlarda Kuzey Makedonya’yı temsil etmesi.

Ailelere çocuklarını okçulukla tanıştırmaları çağrısında bulunan Şaban’ın gençlere yönelik mesajı ise bu sporun özünü anlatıyor: Hedefi ıskalamak, başarısızlık değil; öğrenmenin bir parçası. Her atış, bir sonrakini daha iyi yapmak için yeni bir fırsat sunuyor.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın