Yanımızda biraz hayat getirdik,ölmeye yetecek kadar hayat.İçimizin serin sabahlarındabizi diri tutacak olan,keşkesiz ve oldukça yetersiz bir hayat.
Her kırmızıda gül geldi aklımıza;ki biz seyr ü seferindeydik zaten çiçeklerin.Elimizden başka bir şey gelmedive yaşadık;yağmurlara hayret, ölmemeye gayret ederek.
Sanki bir iç ülkedenbir okyanusa doğru ilerliyoruz da,yolda yarım ve hüzünlü şarkılarla avunuyoruz gibi.
Her mesafede derin katmanlarımızdanüryan bahçeler.Her yıkıntımızdahayatın o mecburi yol levhaları.
Biz,yani annem, sen ve ben,bir ırmağın çağıltısında ağlamayı biliriz.
Yaprak suya düştüğündeve kelebek öldüğünde,suya karıştırdığımızda gözyaşımızı.
Yaşamak bizim içineflatun bir şarkı değil ki.
Yaşlanmak bizigöndere çekilen bir kırışıklığa dönüştürsün.
Ve sen annem,sen bilirsin.
Bu göklerde uçan ne varsa senden yana.Sen bilirsin,hep bildin.
İçimizin kavlak coğrafyasındahangi mecradan ne çıkar,hangi gözede bir damla su var.
Sen bilirsin anne,hep bildin.
Ne kelamdan
ne Bel'amdan;birikmiş bir sudan,akışkan bir ırmağa dönüşsün diye hatıratımız.
Selam sana.Sadece Selam'dan.