Almanya’da Brandmauer Tartışması:
Aşırı Sağın Yükselişi ve Türkler İçin Görünen Tehlike
Güvenlik Duvarı / Brandmauer, Almanya’da demokrasiyi aşırı sağdan korumak amacıyla oluşturulmuş bir siyasi kalkan olarak görülür. Ancak AfD’nin yükselişiyle birlikte bu kalkanın çatlayıp çatlamadığı veya çatlamayacağı, 2026 seçimleriyle birlikte daha net ortaya çıkacak.
1. Brandmauer Nedir, Ne Amaçla Kuruldu?
Brandmauer (güvenlik duvarı), Almanya’da demokratik partilerin aşırı sağa karşı geliştirdiği siyasal izolasyon stratejisidir. Temel hedefi, Nazi geçmişiyle ağır bir hesaplaşma yaşamış olan Almanya’da, ırkçı ve demokratik düzeni tehdit eden hareketlerin iktidar ortağı hâline gelmesini önlemekti.

Bu çerçevede AfD ile:
- Koalisyon yapılmadı
- Ortak yasa teklifleri desteklenmedi
- Yerel ve federal düzeyde meşruiyet kazandıracak iş birliklerinden kaçınıldı
Brandmauer, yalnızca siyasi değil; ahlaki, tarihsel ve anayasal bir refleks olarak sunuldu.
2. AfD’nin Yükselişi: Protestodan Ana Akıma
Son yıllarda AfD, özellikle Doğu Almanya eyaletlerinde yüzde 30–40 bandına ulaşan oy oranlarıyla artık marjinal bir aktör olmaktan çıkmıştır. Saksonya-Anhalt, Thüringen ve Brandenburg gibi eyaletlerde AfD:
- Birinci parti olma eşiğine gelmiş
- Yerel meclislerde kararları bloke edebilir konuma yükselmiş
- Güvenlik, göç ve kimlik tartışmalarını domine etmiştir
Bu tablo, Brandmauer’in siyasi matematik açısından zorlandığını göstermektedir. AfD’siz çoğunluklar kurmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.

3. Brandmauer Neden Tartışılıyor?
Brandmauer bugün iki cepheden baskı altındadır:
Birinci baskı:
AfD’nin oy oranları, “yok sayma” politikasının işe yaramadığı iddiasını güçlendirmektedir.
İkinci baskı:
Merkez partiler, AfD seçmenini geri kazanmak adına AfD’nin söylemlerini ödünç almaya başlamıştır. Bu durum, fiilen Brandmauer’in içinin boşaltılması anlamına gelmektedir.
Yani sorun sadece duvarın yıkılıp yıkılmaması değil; duvar yerindeyken zihniyetin içeri sızmasıdır.
4. AfD Güçlenirse Kim Kaybeder?
Almanya’daki Türkler ve Göçmenler
Bu sorunun cevabı nettir: En önce Türkler kaybeder.
AfD’nin siyasi ajandasında:
- Çifte vatandaşlığın sınırlandırılması
- Göçmen kökenlilerin kamu istihdamında geriye itilmesi
- Camilerin ve İslami yapıların “güvenlik tehdidi” olarak gösterilmesi
- Sosyal yardımların “Alman olmayanlara” kapatılması
gibi başlıklar açıkça yer almaktadır.
AfD’nin güçlenmesi, yalnızca parlamentoda sandalye sayısının artması değil; sokakta ırkçılığın cesaret kazanması demektir. Bu durum, Türklerin günlük hayatında daha fazla ayrımcılık, dışlanma ve güvenlik riski anlamına gelir.
5. Merkez Partilerin İkiyüzlü Siyaseti
SPD, CDU/CSU, FDP ve Yeşiller bir yandan AfD’ye karşı olduklarını söylerken, diğer yandan:
- Göçü bir “kriz” diliyle ele almakta
- Güvenlik tartışmalarını göçmenlerle özdeşleştirmekte
- Türkleri ve Müslümanları savunan net bir siyasi refleks ortaya koyamamaktadır
Bu tutum, AfD’yi zayıflatmak yerine, onun tezlerini normalleştirmektedir. Brandmauer böylece fiziken değil ama ahlaken çökmektedir.

6. Brandmauer Yıkılırsa Ne Olur?
Brandmauer’in fiilen veya resmen yıkılması durumunda:
- AfD, yerel yönetimlerde iktidar ortağı olabilir
- Irkçı söylemler “siyasi görüş” adı altında meşrulaşır
- Göçmenler için hukuki kazanımlar geri alınabilir
- Almanya’daki Türkler, “eşit yurttaş” konumundan yeniden “şüpheli unsur” konumuna itilir
Bu, Almanya demokrasisi için olduğu kadar, Türk toplumu için de tarihsel bir kırılma anlamına gelir.
7. Türk Toplumu Ne Yapmalı?
Bu süreçte Almanya’daki Türkler için üç alan hayati önemdedir:
- Sandık: Oy kullanma oranlarının yükseltilmesi
- STK’lar: Pasif kültürel yapılar değil, aktif siyasi muhataplık
- Kamuoyu: Medyada ve siyasette daha görünür, daha net bir dil
Brandmauer’in kaderi yalnızca Alman siyasetçilerin değil, bu ülkede yaşayan Türklerin de meselesidir.
Sonuç
Brandmauer, tek başına bir duvar değildir. Ve bu duvar yıkıldığında, altında kalacak olanlar:
· Berlin’deki siyasetçiler değil,
· Medya yorumcuları değil,
Almanya’da yaşayan Türkler olacaktır.
Bu yüzden mesele AfD meselesi değil, var olma ve görünür kalma meselesidir.
Onu ayakta tutan, arkasındaki demokratik iradedir. Eğer bu irade zayıflarsa, duvar kağıt üzerinde kalsa bile işlevini yitirir.
Ve unutulmamalıdır:
Aşırı sağ iktidara ortak olduğunda, bedeli en önce azınlıklar öder.
Almanya’daki Türkler için bu nedenle Brandmauer tartışması, soyut bir siyaset başlığı değil, doğrudan bir gelecek meselesidir.

