Avrupa Birliği (AB) liderlerinin Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği zirve, Macaristan’daki seçimlerin ardından dikkat çeken bir atmosferde toplandı. Yıllardır Rusya’ya yakın politikalarıyla tartışma yaratan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın toplantıya katılmaması, zirvenin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, gazetecilere yaptığı açıklamada Orbán’a gönderme yaparak, “Yıllar sonra ilk kez odada Ruslar yoktu, ne demek istediğimi anlıyorsunuz” ifadelerini kullandı. Tusk’un bu sözleri, AB içinde uzun süredir devam eden gerilimlere işaret etti.
Macaristan’da 12 Nisan’da yapılan parlamento seçimlerinde, Orbán’ın liderliğini yaptığı Fidesz Partisi büyük bir yenilgi alarak, muhalefet lideri Péter Magyar’ın Tisza Partisi karşısında geride kaldı. Orbán, yeni hükümet kurulana kadar görevde kalacak olsa da, Kıbrıs’taki zirvede yer almadı.
Orbán yönetiminin Rusya yanlısı politikaları, özellikle Ukrayna’ya destek ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusunda AB içinde sık sık krizlere neden olmuştu. Macaristan’ın bu konulardaki veto ve blokajları, diğer üye ülkeler tarafından eleştirilmişti.
Mart ayında ortaya atılan iddialar ise tansiyonu daha da yükseltti. Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó’nun, AB içindeki gizli görüşmeleri Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile paylaştığı öne sürüldü. İddialara göre Szijjártó, AB toplantıları sırasında Lavrov ile düzenli olarak telefon görüşmeleri yaparak “canlı” bilgi aktardı. Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski bu gelişmeleri, “Bu birçok şeyi açıklar” sözleriyle yorumladı.
Öte yandan, zirveye katılan tüm liderler Orbán’ın yokluğunu aynı şekilde değerlendirmedi. Belçika Başbakanı Bart De Wever, “Biraz fazla coşku var” diyerek temkinli bir yaklaşım sergiledi. De Wever, Orbán’ın “zor bir ortak” olduğunu ancak “asla imkânsız bir ortak olmadığını” vurguladı.
Zirvede liderler, Ukrayna’daki savaşın yanı sıra AB bütçesi ve İran’daki gelişmeleri de ele aldı. Toplantıya Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden temsilciler de davet edildi.
Orbán’ın sahneden çekilmesi AB içinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilirken, birlik içindeki görüş ayrılıklarının tamamen sona erip ermeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
