Almanya Federal Meclisi’nde (Bundestag) yapılan aile sigortası tartışmaları sırasında sarf edilen sözler, ülkede yeni bir siyasi ve toplumsal tartışmanın fitilini ateşledi. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin milletvekili Martin Sichert’in konuşması, geniş kesimlerden sert tepki aldı.
Sichert konuşmasında, göçmen kökenli kadınları hedef alan ifadeler kullanarak, “Sandra, Sabrina ve Maria çalışmak zorunda bırakılıyor ki daha fazla yabancı sosyal sisteme yerleşebilsin. Ayşe, Laylah ve Fatima ise bu ülkede mutsuz zorla evliliklerin içinde ve kuzenleri tarafından sürekli hamile bırakılıyor” şeklinde konuştu.
Bu sözler, yalnızca siyasi rakipler tarafından değil, sivil toplum kuruluşları ve kamuoyunun geniş bir kesimi tarafından da “ırkçı”, “ayrımcı” ve “insan onurunu zedeleyici” olarak nitelendirildi.
“BU MİLYONLARA YÖNELİK SALDIRIDIR”
Tartışmalara sert tepki gösteren Yeşiller Milletvekili Ayşe Asar, söz konusu ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Bu tür söylemler yalnızca şaşkınlık yaratmıyor; aynı zamanda bu ülkede yaşayan milyonlarca insana yönelik açık bir saldırıdır” dedi.
Kendi yaşam hikâyesini de paylaşan Yeşiller Milletvekili Ayşe Asar, bir Türk misafir işçi (Gastarbeiter) çocuğu olduğunu belirterek annesinin yıllarca ağır şartlar altında çalıştığını anlattı. “Annem beş çocuk büyüttü, fabrikada bantta çalıştı ve hafta sonları temizlik işlerine giderek ailemizi ayakta tuttu. Bu tür emekler şimdi bu söylemlerle ayaklar altına alınıyor” ifadelerini kullandı.
AfD’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER ARTIYOR
Yaşanan gelişmeler, AfD’nin söylem ve stratejilerine yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Parti bir yandan göçmenleri hedef alan sert ve dışlayıcı açıklamalarla suçlanırken, diğer yandan bazı temsilcilerinin Almanya’daki Türk kökenli seçmenlere özel olarak ulaşmayı hedeflediği biliniyor.
Siyasi gözlemciler, bu durumu “çelişkili bir strateji” olarak değerlendirirken, kamuoyunda ise “ayrıştırıcı dil ile oy kazanma çabası” şeklinde yorumlar yapılıyor.
TOPLUMSAL GERGİNLİK ENDİŞESİ
Uzmanlar, bu tür söylemlerin toplumsal uyumu zedeleyebileceği ve farklı kökenlerden insanlar arasında gerilimi artırabileceği uyarısında bulunuyor. Almanya’da göçmen kökenli milyonlarca insanın ülkenin ekonomik ve sosyal yapısına önemli katkılar sunduğu sık sık hatırlatılıyor.
Yaşanan tartışmanın önümüzdeki günlerde hem siyasi arenada hem de kamuoyunda daha geniş yankı bulması bekleniyor.
