Berlin’de yayınlanan Freitag (Cuma) gazetesindeki ilginç yorum.
Yorum | Elsa Koester
Vanessa Emde saf olabilir. Peki Yeşiller ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Gazze’deki soykırıma karşı ne yaptı?
Elif Eralp ve Kerstin Wolter liderliğindeki Berlin Sol Partisi (Die Linke), bugün Yahudi yaşamının korunmasını ciddiye alan, aynı zamanda Filistinlilerin yaşam hakkını da savunan sorumlu bir siyasi parti konumunda.
Bu iki siyasetçinin öncülüğünde, Vanessa Emde’nin de aralarında bulunduğu tüm meclis grubu üyeleri, İsrail’in var olma hakkını tanıyan bir bildiriyi kabul etti.
Şimdi Eralp ve Wolter’in sorumluluğu, bu sözlerin somut adımlara dönüşmesini sağlamak. Bu sorumluluk Yeşillerin, SPD’nin ya da Almanya’daki başka bir siyasi aktörün değil, doğrudan onların omuzlarında.
Peki, Yeşiller ve SPD milletvekilleri ne yaptı?
Sol Parti’den çok sayıda siyasetçinin aksine Gazze’deki soykırıma karşı mücadele etmeyen Yeşiller ve SPD milletvekillerine ne demeli?
Filistinlilerin yaşamını yitirmesine karşı düzenlenen protestolarda neredeydiler? Yaklaşık 70 bin Filistinlinin hayatını kaybettiği bir süreçte seslerini ne ölçüde yükselttiler?
İki devletli çözümden söz ediliyor. Peki, Filistin’in var olma hakkını tanıyorlar mı? Filistin halkının kendi geleceğini belirleme ve özgürce yaşama hakkını açıkça savunuyorlar mı?
Kırmızı-Yeşil-Kırmızı siyasi ittifakının milletvekillerinin bu güvenceyi verdiği ortak bir bildiri nerede?
Böyle bir bildirinin talep edilmemesi, üç yıla yayılan soykırım sürecinin ardından basit bir ihmal olarak görülemez. Bu, felaket boyutunda bir siyasi başarısızlıktır ve uluslararası ölçekte benzeri az görülen bir durumdur.
Berlin’deki koalisyon ön görüşmeleri sırasında İsrail ve Filistin konusunda yaşanan tartışmalar, önde gelen siyasetçilerin Gazze’deki soykırıma rağmen hâlâ gerekli dersleri çıkarmadığını gösteriyor.
Ortadoğu’daki acının yalnızca bir tarafı görmezden geliniyor; diğer tarafın yaşadığı yıkım ve kayıplar sessizliğe mahkûm ediliyor.
Bu tutum utanç vericidir.
Sol Parti neden ulus devlet karşıtlığı adına İsrail’in var olma hakkına karşı bir tutum almamalı? Alman Kitap Ticareti Barış Ödülü sahibi Philippe Sands, Almanya’ya hangi mesajları veriyor?
Bu sorular, İsrail’in güvenliğini ve varlığını savunmakla Filistinlilerin yaşam hakkını, özgürlüğünü ve devlet olma hakkını tanımanın birbirine karşıt olmadığını yeniden hatırlatıyor.
Asıl mesele, bir halkın acısını savunurken diğerinin acısını görmezden gelmemektir. Siyasi sorumluluk, insan haklarını ve yaşam hakkını herkes için aynı kararlılıkla savunmayı gerektirir.
Kaynak: Der Freitag












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir