Ana içeriğe geç

eura24.com - Avrupa'dan haberler ve köşe yazıları. Tarafsız, güçlü, dinamik: yazarlarımızdan en güncel yazılar, Almanya ve Avrupa gündemi, Türk dünyası, kültür, sanat ve yaşam.

Türk Dünyasının Geleceği Ankara'da Şekilleniyor

UGEP Genel Başkan Vekili Oğuzhan KUL, TDT Ankara zirvesini Eura24news okurları için değerlendirdi.

Türk Dünyasının Geleceği Ankara'da Şekilleniyor
1 / 2

Oğuzhan KUL

UGEP Genel Başkan Vekili


Fırsatlar, Sınamalar ve Yeni Dengeler

Zirvenin ana teması olan “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik”, ortak tarih ve kültürün geleceğe yönelik bir iş birliğine dönüştürülmesi hedefini yansıtıyor. Bugün asıl mesele, bu hedefin ne ölçüde somut ekonomik projelere, güçlü eğitim ortaklıklarına ve kalıcı siyasi ilişkilere dönüşebileceğidir.

Ekonomik iş birliği artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik

Zirvede öne çıkan başlıklardan biri, Asya ile Avrupa arasındaki ulaştırma bağlantılarının geliştirilmesiydi. Orta Koridor, Hazar geçişleri ve bölgesel demiryolu projeleri, Türk devletlerine yalnızca ticaret hacimlerini artırma değil, küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Ancak bu fırsatın kendiliğinden ekonomik başarıya dönüşeceğini düşünmek doğru olmaz. Yeni demiryolları inşa etmek kadar gümrük işlemlerini hızlandırmak, sınır geçişlerini kolaylaştırmak ve lojistik maliyetlerini düşürmek de önemlidir. Türk devletleri, ortak ulaştırma projelerini birbirinden bağımsız yatırımlar olarak değil, birbirini tamamlayan bölgesel bir ekonomik ağ olarak ele almalıdır.

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in gündeme getirdiği 100 ortak sanayi ve yatırım projesi önerisi de bu açıdan dikkat çekicidir. Kritik minerallerin işlenmesi, yeşil enerji teknolojileri ve ortak üretim yatırımları, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin yalnızca ticaretle sınırlı kalmamasına katkı sağlayabilir.

Bununla birlikte, hedeflerin açıklanması ile projelerin hayata geçirilmesi arasında önemli bir mesafe vardır. Bu mesafenin aşılması için yatırım kaynaklarının, sorumlu kurumların ve uygulama takvimlerinin belirlenmesi gerekiyor.

Yapay zekâ ve dijital dönüşümde ortak hareket etme zamanı

Zirvenin dijital dönüşüm ve yapay zekâ boyutu, önümüzdeki yılların en kritik başlıklarından biri. Avrupa Birliği’nin 2026’da Avrupa genelinde yedi yapay zekâ gigafabrikası kurulması için ihale sürecini başlatması, küresel rekabetin ulaştığı ölçeği gösteriyor. Bu tesisler, ileri yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve eğitilmesi için büyük işlem gücü sağlamayı amaçlıyor.

Bu gelişme, Türk Devletleri Teşkilatı açısından da önemli bir mesaj taşıyor: Yapay zekâ alanında yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknoloji geliştiren ve kendi kapasitesini oluşturan bir yapıya ihtiyaç var.

TDT ülkeleri; ortak araştırma programları, üniversiteler arası iş birlikleri, veri altyapısı, siber güvenlik, dil teknolojileri ve yapay zekâ girişimlerine yönelik ortak fonlar üzerinden ilerleyebilir. Türk dilleri için geliştirilecek ortak dil modelleri de yalnızca kültürel bir proje olarak görülmemeli. Bu çalışmalar eğitimden kamu hizmetlerine, dijital içerik üretiminden ticarete kadar geniş bir alanda kullanılabilir.

Ancak burada gerçekçi olmak gerekiyor. Ortak hedef açıklamak ile küresel ölçekte rekabet edebilecek teknoloji üretmek aynı şey değil. Bunun için yüksek nitelikli insan kaynağı, sürdürülebilir finansman, güçlü araştırma kurumları ve özel sektörün sürece katılımı gerekiyor. Avrupa Birliği’nin attığı adımlar, Türk dünyasının bu alanda zaman kaybetmeden ortak bir strateji geliştirmesi gerektiğini gösteriyor.

Aliyev'in yokluğu ne anlatıyor?

Zirvenin dikkat çeken gelişmelerinden biri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in toplantıya katılmaması oldu. Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Bakü yönetimi katılmama gerekçesini önceden planlanmış programlarla açıklarken, uluslararası basında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerde yaşandığı öne sürülen gerilimler de gündeme geldi.

Bu gelişmeyi değerlendirirken ihtiyatlı olmak gerekiyor. Mevcut açıklamalar, Aliyev'in yokluğunun kesin olarak hangi siyasi nedenden kaynaklandığını ortaya koymuyor. Dolayısıyla tek bir gelişmeden hareketle iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın zayıfladığı veya sona erdiği sonucuna varmak doğru değildir.

Bununla birlikte, devlet başkanları düzeyindeki zirvelerde katılımın taşıdığı diplomatik anlam da göz ardı edilemez. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, Türk Devletleri Teşkilatının siyasi ağırlığı ve bölgesel bağlantısallık projeleri açısından özel bir öneme sahiptir.

Buradan çıkarılması gereken sonuç açıktır: Türk dünyasının geleceği, yalnızca ortak tarih ve kültür üzerine değil, karşılıklı saygıya, düzenli diplomatik diyaloğa ve ortak çıkarların korunmasına da dayanmalıdır. İkili ilişkilerde ortaya çıkabilecek sorunların kurumsal iş birliğini olumsuz etkilememesi büyük önem taşıyor.

Tokayev’in Rusya önerisi: Yeni bir kapı mı, yeni bir denge sorunu mu?

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Rusya’nın TDT+ formatında veya gözlemci statüsünde teşkilatın faaliyetlerine katılması yönündeki önerisi, zirvenin en fazla tartışılabilecek başlıklarından biri oldu.

Bu öneriyi yalnızca Rusya ile Türk devletleri arasındaki diplomatik ilişkiler çerçevesinde değerlendirmek eksik kalır. Rusya Federasyonu sınırları içinde Tatarlar, Başkurtlar, Saha Türkleri ve diğer Türk halkları yaşıyor. Bu toplulukların dil, kültür, eğitim ve tarih alanlarındaki bağları, Türk dünyasının daha geniş bir coğrafyaya uzanan insani boyutunu oluşturuyor.

Rusya’nın TDT ile daha kurumsal bir ilişki kurması, bu halkların kültürel ve akademik bağlantıları açısından yeni imkânlar doğurabilir. Aynı zamanda Tokayev’in önerisi, Moskova’nın Türk dünyasıyla ilişkilerinin TDT’nin kurumsal gelişiminden bağımsız düşünülemeyeceğini de gösteriyor. Bununla birlikte, Rusya’nın teşkilatın faaliyetlerine ilgi duyması ile TDT’ye resmî bir katılım başvurusunda bulunması aynı şey değildir. Rusya’nın niyeti, katılımın biçimi ve olası koşulları konusunda kesin sonuçlara varmak için daha fazla resmî bilgiye ihtiyaç var.

Diğer taraftan, Rusya’nın olası katılımı önemli soruları da beraberinde getiriyor. TDT’ninkarar alma süreçleri nasıl etkilenecek? Üye devletlerin bağımsız dış politika tercihleri nasıl korunacak? Teşkilat, kültürel ve ekonomik iş birliği temelini sürdürürken büyük güçler arasındaki rekabetin dışında kalabilecek mi?

Bu soruların yanıtı, meselenin yalnızca genişleme olarak ele alınamayacağını gösteriyor. TDT’nin önceliği, kurumsal kapasitesini güçlendirmek ve üyeler arasındaki güveni korumak olmalı. Rusya ile kurulacak herhangi bir ilişki de bu ilkeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Avrupa ile Türk dünyası arasında yeni bir iş birliği alanı

Avrupa ile Türk devletleri arasındaki ilişkiler, yalnızca ticaret ve enerji üzerinden değerlendirilmemelidir. Eğitim, bilim, gençlik hareketliliği, dijital dönüşüm ve kültürel diplomasi de bu ilişkilerin geleceğinde önemli bir yer tutmaktadır.

UGEP olarak, Avrupa ile Türk dünyası arasında daha güçlü bağlar kurulmasının hem Avrupa'da yaşayan gençler hem de Türk devletlerindeki yeni nesiller için önemli fırsatlar yaratabileceğine inanıyoruz. Bu süreçte üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, iş dünyasının ve gençlik örgütlerinin birlikte çalışması büyük önem taşıyor.

Özellikle gençlerin yapay zekâ, dijital beceriler, girişimcilik ve uluslararası iş birliği alanlarında desteklenmesi, siyasi düzeyde belirlenen hedeflerin toplumsal karşılık bulmasına yardımcı olabilir.

Ankara Zirvesi'nin ortaya koyduğu gündem, bu tür çalışmalar için önemli bir başlangıç noktasıdır. Bundan sonraki aşama, ortak söylemi somut projelerle desteklemek ve farklı ülkelerden kurumları uzun vadeli iş birlikleri etrafında buluşturmaktır.

Sonuç olarak, Türk dünyasının geleceği yalnızca ortak geçmişinde değil, birlikte ne üretebildiğinde, gençlerine hangi fırsatları sunabildiğinde ve uluslararası alanda nasıl bir iş birliği modeli geliştirebildiğinde şekillenecektir. Ankara Zirvesi bu yönde önemli bir siyasi mesaj vermiştir. Şimdi bu mesajı kalıcı sonuçlara dönüştürme zamanı.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın