Göktürk (İlteriş Kağan)

Göktürk (İlteriş Kağan)
24-02-2024

Bumin Kağan'ın 552 Yılında kurduğu Göktürk Kağanlığının merkezi Ötüken'deydi. Doğu ve batı kağanlığı olarak iki ayrı koldan yönetilmekteydi. Batı Kağanlığı çıkan ayaklanmalar ve iç huzursuzluklar yüzünden 658 senesinde yıkılmıştı. Doğu Kağanlığı ise huzursuzlukların baş gösterdiği çok zor bir dönemlerden geçiyordu. Ekonomik sorunlar ve Çin'in kışkırtmasıyla Uygur Türkleri başta olmak üzere diğer Türk asıllı halkların başlattığı isyanlar ve ayaklanmaların ardı arkası kesilmiyordu. O sırada Kutluk Bey Doğu Türk kağanlığını ayakta tutabilmek için canla başla mücadele etmekteydi.

682'li Yılların başında çıkan bir isyanı bastırmak üzere oğulları Bilge ve Kültigin'i isyancı ordularının üzerine cenge yollamıştı. Bilge ve Kültigin büyük bir zafer kazanmış ve çıkan isyanı büyük bir zaferle taçlandırarak bastırmışlardı. Ancak bu seferde ulaklardan Ötüken merkezinde Çin'in kışkırtmasıyla bir isyan çıktığı ve Ötüken önlerinde kendilerini bekleyen büyük bir ordunun olduğu haberini almışlardı. Bu haberi alır almaz Türk diyarının uçsuz bucaksız bozkırında Ötüken'e doğru esen bir rüzgâr eşliğinde, büyük bir hızla seferden dönen askerlerin komutanlarından Bilge, karındaşı Kültigin'e biraz dinlenseydik, iyi olmazmıydı? Kaç gündür at (Akalteke) sırtındayız. Yaralı askerlerimiz de var. Ne dersin? Diye sordu. Kültigin, başını sert bir şekilde ağabeyi Bilge'ye doğru çevirerek hayır olmaz. Çin'in yurdumuzda başlattığı isyanı bilmez misin? Babamız Kutluk Bey, anamız İlbige hatun, kız karındaşlarımız ve halkımız büyük bir tehlike altındadır. Biz bu isyanı başlatanları biran önce durdurarak, yurdumuzdan defedemezsek Çinliler ve yandaşları öz yurdumuzda bizi esir ederler, sağ kalırsak kellemizi kazığa geçirip, bizi de itlere yem ederler. Bu durumu sen, benden daha iyi biliyorsun karındaşım Bilge dedi. Sakın, olmasın öyle bir şey Kültigin, bunun şakası bile çok kötü ağzından yel alsın, yok yok aman ha, geri al sözünü kötü ruhları başımıza üşüştürme, Kültigin sözüne devam etti. Aldım elbette sözümü geri, ben sadece olabilecek şeyleri söyledim. Hem fazlaca bir yolumuz da kalmadı. Birazdan Orhun nehrine varmış olacağız. Orhun nehrinin kenarında uygun bir yer bulup, hava kararana kadar dinlenir sonra da yolumuza devam ederiz dedi. Bilge, hesaplarıma göre Orhun nehrine birazdan varırız. Kültigin, o zamana kadar da ortalık aydınlanır. Öyleyse biraz daha hızlı hareket edelim. Orhun nehrine varınca ağaçların gölgesinde iyice dinleniriz. Hava kararınca da tekrar yolumuza devam ederiz dedi. Bilge, tamam Kültigin, dediğin gibi olsun, Orhun nehrine varınca dinleniliriz dedi. Bilge ay ışığında sessizce ilerleyen beraberlerindeki askerlere doğru dönüp, şöyle bir göz gezdirdi. Baktı neferlerin hiçbirinde yorgunluk belirtisi bile görünmüyordu. Heyt be dedi sessizce, Kültigin emin ol ki, Gök Tengri ve atalarımızın ruhları her zaman bizimledir. Hele dön de bir bak, biz bu yiğitlerle değil isyancı orduları dağıtmak, Çin'i bile ele geçiririz. Sence de öyle değil mi? dedi. Kültigin'in duruşu vakur ve yüzünde hafif bir tebessüm vardı. Sadece başını salladı bir şey söylemedi. Kültigin henüz 21 yaşlarındaydı. Ağabeyi Bilge'den iki yaş küçük olmasına karşın yiğitliğiyle, düşmanlarına karşı takındığı kimi zaman sert tavrıyla, kimi zaman da akıllıca verdiği kararlarıyla ve çoğu zaman da her şeyden önce askerlerini gözeterek, attığı her adımı ölçüp, tartıp karar vermesi ve her zaman tedbirli olması sebebiyle askerlerin gönlünde taht kurmuş, verdiği her kararına kendinden yaşça büyükler tarafından da güven duyulan ve kabul edilen yiğit bir lider olmuştu. Ağabeyi Bilge'de çok akıllı ve usta bir asker olmasına karşın özellikle zor ve tehlikeli anlarda, atılacak her adımda Kültegin'e güveniyor ve aldığı kararlara saygı duyuyordu. Çok geçmeden Orhun nehrine varmışlardı. Kültigin askerlerin tedbirli bir şekilde dinlenmelerini emredip, kendisi de Bilge ve beraberindeki komutanlarla birlikte dinlenmek için uygun bir yere geçtiler. Bilge, karındaşı Kültigin'in düşmanları tarafından yapılabilecek her hareketi önceden sezinleyerek, tedbirler almasına, askeri dehasına hayranlık duyuyordu. Hatta daha sefere çıkmadan düşmanlarının Ötüken'e saldırabileceklerini tahmin ederek, Ötüken etrafında büyük bir askeri güç bırakmış, çeşitli bölgelere de pusu kurdurmuş olmasına ve askerlerin her ne olursa olsun ihtiyatı elden bırakmamalarını emretmiş olmasına şaşırıyordu. Bunları nasıl haber alıyor? Nasıl sezinliyor? Hiç anlamıyorum diye düşünürken uzun zamandır at sırtında olduğundan çok yorulmuştu. Bir anda içi geçti ve uykuya daldı. Rüyasında çevresini binlerce Çin yanlısı isyancı sarmış, karındaşı Kültigin ve yanındaki askerlerle birlikte isyanı bastırmak ve yurtlarını kurtarmak için binlerce düşman askerine karşı haykırarak kahramanca kılıç sallıyordu. Kılıcını her indirdiğinde onlarca isyancının kellesini koparıyordu. Anası İlbilge Hatun'u ve kız karındaşlarını gördü. Anası da yanındaki kadınlarla birlikte cengaverce çarpışıyordu. Türk kadını töresi gereği erkeğinden aşağı kalmaz yurdu için, evlatlarıyla birlikte savaşırdı. Evlatlarım, bilesiniz ki Gök Tengri ve atalarımızın ruhları bizimledir. Sen ve karındaşın Kültigin bu savaşta da galip geleceksiniz. Üzerimizdeki kara bulutlar dağılacak, kötü ruhlar kaçışacak ve Çin üzerine seferler edeceksiniz. Toyunuz toylanacak, obamız yurdumuz şenlenecek, bu yurtta ne isyan kalacak ne de size bir baş kaldıran olacak, Türk yurdunu sen ve karındaşın Kültigin birlikte yöneteceksiniz. Haydi, yolunuz, töreniz ve şansınız açık olsun. Dediğini duydu. Rüyasında Babası Kutluk'da kıyasıya savaşıyordu. Kutluk bey, bozkurt başlı, mavi Göktürk bayrağını elinde taşıyordu. Kutluk bey, kurt başlı mavi bayrağı bir elinde, diğer elinde de kılıcına öyle bir davranıyordu ki, tüm Türk yurdunu Çin'in boyunduruğundan kurtarıyordu. Kutluk bey, atası Bumin Kağandan sonra dağılmış, ihanete ve isyana uğramış Türk ulusunu, yeniden birleştirmeye, Türk birliği ve dirliğini yeniden kurmaya çalışıyordu. Kutluk tek başına bir dağ olmuştu. Kutluk bey haykırıyordu. Vurun evlatlarım, saldırın düşmana işte bugün Doğu Türkel’inde ikinci kez Gök Türk Kağanlığının, Türk'ün dirilişini kutlayacağız. Emin olun ki, Gök Tengri bizimledir. Bize bugün için büyük bir Kut vermiştir Dedi. Bir anda Kutluk Bey çok parlak bir ışık oldu ve o an Kutluk Bey, Gök Tengri'ye erişti. Kutluk bey, Gök Tengri'den aldığı Kut'la artık İlteriş Kağan olmuştu. Bu ne cengâver bir yiğitti. Gök Tengri'den kut alan Ataları'nın ruhları da Kutluk beyin yanındaydı. Kutluk beyle el ele tutuşmuşlardı. Herkes, hep bir ağızdan İlteriş Kağan, yolun yolumuz, kolun kolumuzdur. Biz senin uğrunda, Türklük töresi yolunda ölürüz. Gök girsin, kızıl çıksın ki, ancak sen, bizim yüce kağanımızsın sen yüce Yabgusun, sen yüce Tanhusun diye haykırışlarla ve büyük bir coşkuyla halk sel olmuş, peşinden gidiyordu. İlteriş Kağanın sol yanında Bilge, sağ yanında Kültigin, şad olmuş ve kıyasıya kılıç savuruyorlardı. Çin'in yanında yer alan komutanlar ve neferleri, korkuya kapılmış, darmadağın olmuşlardı. Dehşet içinde önlerinden karıncalar gibi kaçışıyorlardı. Bu ne güzel ne kutlu bir gündü. Bilge biraz sonra huzur içinde uyandı ve kendine geldi. Kültigin'e gördüğü rüyayı anlattı. Kültigin karındaşının rüyasını sevinçle karşıladı. Bilgeye sarılarak, karındaşım Gök Tengri bizimledir. Biliyorum, biliyorum hem galip geleceğiz hem atamız Bumin Kağanın yolunda ilerleyip, Türk'ün töresini dünyaya yayacağız. Muzaffer bir devlet olacağız. Buna inanıyorum Bilge dedi. Önce Ötüken’e bir varalım. Darmadağın ederiz Çin'in çaşıtlarını ve isyancılarını bu rüya bize Gök Tengri'den bir armağandır. Gök Tengri'nin bizim yanımızda olduğuna dair bir kanıttır. Haydin kalkın öyleyse o hainlere günlerini gösterelim, daha fazla gecikmeyelim yola koyulalım dedi. Bilge, Orhun nehri üzerindeki dağlara doğru bir hayli zaman at koşturdular. Bulundukları yerden aşağı doğru baktıklarında artık Ötüken gözlerinin önündeydi. Planları gereği evvela, düşman yapılacak yoğun saldırılarla yıldırılacak ve kayıplar verdirilerek düşman birliklerinin iyice yıpratılması ve psikolojisinin bozulması sağlanacaktı. Ardından da Kültigin, beraberindeki küçük bir askeri gurupla düşmana saldırılacaktı. Bu küçük birlik mahsustan düşman önünden korkuya kapılmış gibi kaçacak ve düşmanlarını pusuda yatan büyük birliğin önüne çekileceklerdi. Düşman bir an şaşkınlıkla galip geldiğini sanıp, hamle yaparak, yerinden ayrılacak ve bu küçük birliğin peşine düşecekti. Büyük bir hilal şeklinde pusuda bekleyen Bilge'ye bağlı esas askeri birlik düşmana aman vermeden okçularla saldıracak ve atlı birlikler hızla düşmanı yok edecekler ve Ötüken'e galip olarak girecekler, şehri kurtaracaklardı. Kültigin beraberindeki beş yüz atlıyla birlikte düşmana saldırdı. Aynen planlarındaki gibi davrandılar. Düşman askerleri bir an galip geldiğini sanarak Kültigin ve beraberindeki askerlerin peşlerine düştü. Bir süre sonra Bilge ve beraberindeki okçular pusu bölgesine giren düşman birliklerine şaha kalkmışçasına yıldırım gibi saldırdı. Düşmanlarının üstüne gökten yağmur gibi ok yağıyordu. Düşman birlikleri şaşırmış ve bozguna uğramış, sağa, sola kaçışıyordu. Bilgenin yanındaki atlılar bir anda şaha kalkarak, aman vermeden düşmana saldırmaya başladı. Düşman birlikleri darmadağın edilmiş ve Ötüken'e kolayca girilmişti. Ötüken'de babası Kutluk Bey ve yanındaki askerler de düşmanla kıyasıya savaşıyordu. Bilge'nin rüyasında gördüğü gibi halk ve askerler Kutluk beye, İlteriş kağan, senin yolun, bizim yolumuz, buyruk senindir. Gök girsin kızıl çıksın, Yüce İlteriş kağan diye sesleniyorlardı. Düşman yok edilmişti. Bu ne kutlu bir gündü. Yanlarına anaları İlbilge ve kız karındaşları da geldi. Tüm halk çok mutluydu. Bu kutlu günü halk coşkuyla kutladı. İlteriş Kağan bozkurt başlı, mavi Göktürk bayrağı elinde halkına seslendi. Gök Tengri ve atalarımızın ruhları bizimleydi. Hatunum, oğullarım, kızlarım, beylerim, komutanlarım ve halkım bizimleydi. Ben Kutluk'a Gök Tengri bugün, kut verdi. Biz bugün Gök Tengri tarafından bize verilen Kut’la düşmanı kolayca yendik ve galip geldik Gök Tengri bugün bana İteriş Kağan unvanını verdi. Bizi bugün düşmanlarımızın tamamı işitti. İlteriş Kağanınız olarak rehavete kapılmamanızı, daima düşmanlarımızın olacağını unutmamanızı bildiriyorum. Bugün yeniden Göktürk Kağanlığını kurduk, daha savaşlarımız henüz bitmedi. Ülkemiz her an düşman tehditi altındadır. Gök yarılıp, başımıza çökmedikçe, yer ayrılıp, bu dünya yok olmadıkça Türk'ün savaşı bitmeyecektir. Gök Tengri Türk'e savaş buyruğunu vermiştir. Unutmayasınız dedi.

Tarihe yön veren insanların, başarıları, arkalarında bıraktıkları eserler, verdikleri mücadeleler, çabalar, yaşadıkları savaşlar, düşünceleri, hayata ve yaşama bakış açıları söyledikleri tüm sözler bizi biz yapan değerlerdir. Hepsini minnet ve saygıyla anıyoruz.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Ekin
Ekin 1 ay önce
Tebrik ederim.
Serife Balcioglu
Serife Balcioglu 2 ay önce
Her zamanki gibi bilgilendirici bir makale yazmışsınız. Derin anlamlar içeren, uzun ve önemli bir dönemin başarılı bir özetlemesi olarak gördüm makalenizi. İlgiyle okudum. Teşekkürler Ali Bey.