Almanya’da ırkçı aşırı sağcı şiddet sonucu en fazla ölümün yaşandığı eyalet olan Kuzey Ren-Vestfalya (NRW), geçmişte işlenmiş cinayetleri siyasi arka planları açısından yeniden değerlendirdi. ToreG NRW Projesi kapsamında incelenen 30 vakadan üç ölüm ve bir bedensel zarar verme olayı, geriye dönük olarak aşırı sağcı motivasyonla işlenmiş suçlar olarak tanındı. Aydınlatma, hatırlama, tazminat ve önleme için yıllardır verilen mücadelede bu adım, sivil toplum açısından önemli bir kazanım olarak görülüyor, fakat aynı zamanda tanınmayan ve yanlış değerlendirilen sayısız olayın varlığını da ispatlıyor.
Devletin Tanıdığı, Toplumun Bildiği
Söz konusu projenin bilimsel şeffaflığı, kullanılan kriterlerin belirsizliği ve mağdur yakınlarının sürece dâhil edilmemesi ciddi eleştirilere yol açtı. Eyalet Kriminal Dairesi (LKA NRW) dosyaları yeniden inceledi. Horst Pulter, Josef Anton Gera ve Thomas Schulz’un öldürülmeleri “aşırı sağcı cinayet” olarak tanınırken, Essen’de ismi bilinmeyen bir kişinin ölümü yalnızca “sağcı motivasyonlu bedensel zarar verme” olarak kayda geçti. Oysa resmî raporun kendi tanımına göre, insanların eşit olmadığı fikrine dayanan her eylem politik nedenli suç sayılmalıydı. (1)
Sorun tam da burada başlıyor. Medya, araştırmacılar ve mağdur inisiyatifleri yıllardır resmî kayıtlara girmeyen pek çok cinayeti, bulgularına dayanarak aşırı sağcı şiddet olarak tanımlıyor. Ancak eski dosyalar kısmen yeniden değerlendirilse de devletin istatistikleri ile toplumun gerçeği arasındaki uçurum bir türlü kapanmıyor. Hatta bu durum, devletin en üst güvenlik makamları tarafından bile kabul ediliyor. Anayasayı Koruma Dairesi Eski Başkanı Thomas Haldenwang, Ekim 2023’te Meclis Denetim Komisyonu’nda aşırı sağcı motifli suçların kayda geçirilmesinde ciddi yetersizlikler bulunduğunu açıkça dile getirmişti.
Sayılmayan Kurbanlar
Amadeu Antonio Vakfı’nın istatistikleri bu yüzden hayati önem taşıyor. Çünkü bu veriler, failin motivasyonunu dikkate alıyor. Yine de istatistikler 1990’da başladığı için daha öncesi yok.
Danışma merkezleri de benzer bir noktaya işaret ediyor: Irkçı kundaklamalar, ölümle sonuçlanan saldırılar, tüm göstergelere ve sivil gayretlere rağmen resmî tanıma dâhil edilmiyor.
Irkçı Cinayet Kurbanı: Şahin Çalışır
Bu olaylardan biri de Amadeu Antonio Vakfı’nın listesinde yer almasına ve LKA NRW tarafından incelenmiş olmasına rağmen resmî olarak tanımamakta ısrar edilen Şahin Çalışır cinayetidir.
Şahin Çalışır, 27 Aralık 1992’de, henüz 20 yaşındayken Meerbusch yakınlarındaki A52 otoyolunda hayatını kaybetmişti. Duisburg’daki Thyssen çelik fabrikasında tesviyeci olarak meslek eğitimi yapıyordu. O gün, polisin ırkçı sağcı görüşleriyle tanıdığı bir holigan ve arkadaşları tarafından kovalanan araçta bulunuyordu. Araç sıkıştırıldı, temas edildi, kontrolden çıktı. Şahin otoyola kaçtı ve arkadan gelen bir aracın çarpmasıyla hayatını kaybetti.
Faillerin aşırı sağ bağlantıları biliniyordu. Saldırının niteliği ortadaydı. Fakat Şahin Çalışır’ın ölümü hiçbir zaman ırkçı ya da aşırı sağcı bir cinayet olarak tanınmadı.
Görülmek İstenmeyen Bağlantılar
Halbuki bu olayın dosyası oldukça rahatsız edici içeriklerle dolu. Olayda yer alan kişilerden biri, Solingenli bir Neonazi idi ve “Hak-Pao” adlı dövüş sporları okulunda eğitim almıştı. Burası, aylar sonra Genç ailesinin evini kundaklayacak faillerin ve Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın muhbiri Bernd Schmitt’in temas kurduğu bir mekandı. (2) Buna rağmen dava, ağır ceza mahkemesine değil, Neuss’taki yerel mahkemeye gönderildi. Savcılık olayı “trafik kazası” olarak ele aldı. Fail, 1993’te taksirle öldürme, yani “istemeden ama kusurlu davranış” gerekçesiyle mahkûm edildi. Irkçı motivasyon yok sayıldı.
Solingen Faciası Önlenebilirdi
Bu dava ile ilgili sorularımı cevaplayan Şahin Çalışır’ın amca oğlu Orhan Çalışır’ın sözleri, bu yapısal körlüğü açık biçimde ortaya koyuyor: “Şahin Çalışır, benim amca oğlum. Aslen Kastamonuluyuz ve Şahin de orada doğdu. Yaklaşık üç yaşındayken Almanya’ya, Duiburg’a geldi ve burada büyüdü. Cenazesi Türkiye’de defnedildi. Bu saldırıyı yapanlar Solingenli ve elebaşları Genç ailesinin evini kundaklayanların da devam ettiği Hak-Pao adlı Neonazilerin müdavimi olduğu spor klübü çevresinden birisi. Bir diğeri ise Fortuna Düsseldorf’un holiganlarından. Eğer devlet, o zaman bir şeyler yapsaydı, belki de Solingen katliamı önlenebilirdi. Ben bunu, defalarca hem basında hem de konuşmalarımda dile getirdim. Yani bilinen bir durum. Bu saldırı ırkçı bir saldırı olarak kabul edilmedi. Tam tersine mahkeme bunun üstünü örttü. Bizim son yıllardaki çabalarımız da resmi bir tanıma getirmedi. NRW’de İçişleri Bakanlığının kurduğu komisyon yaklaşık bir yıl kadar önce Şahin Çalışır ile ilgili ‘yeterli bilgi yok‘ diye konuyu kapattı. Halbuki internette bir arama motoruna girselerdi, epeyce bilgiye ulaşabilirlerdi. İsteselerdi, bana da ulaşabilirlerdi. Ben açık adımla yazıyor ve konuşuyorum. Olay 30 yılı geçtiğinden bir şeyler yapmak daha da zor. Her şeye rağmen çalışmalarımız devam ediyor. Cinayetin, Almanya yasalarında zaman aşımı yok. Fakat bunun bir ırkçı cinayet olarak tanınmaması için devlet tarafından çok çaba harcandığını düşünüyorum.”
Bu değerlendirmeler, Orhan Çalışır’ın “Solingen: Kundaklama Saldırısından 30 Yıl Sonra” kitabında yayımlanan “Belki de Solingen Kundaklama Saldırısı Önlenebilirdi: Şahin Çalışır’ın Anısı ve Tartışmalı Yargılama Süreci Üzerine Eleştirel Düşünceler” başlıklı yazısında daha ayrıntılı olarak yer alıyor. (3)
Adalet Hatırlamakla Başlar
Bu sorular cevapsız kaldıkça, ToreG NRW yalnızca geçmişi tarayan bir proje olarak kalabilir. Halbuki adalet sadece mahkeme salonlarında değil, toplumsal hafızada inşa edilir. Tanınmayan her ırkçı cinayet, yalnızca bir faili değil; kurumsal ihmali, politik korkuları ve bilinçli suskunluğu da görünür kılar.
Şahin Çalışır cinayeti neden hâlâ ırkçı motifli bir cinayet olarak tanınmıyor? Yoksa, Solingen faciasına giden yolun yeterince aydınlatılmadığının ortaya çıkmaması için mi resmî hafızanın dışında tutuluyor?
Şahin Çalışır’ın adı resmî kayıtlara girmedikçe, Almanya’nın ırkçı aşırı sağcı şiddetle yüzleştiği söylenemez. Unutulan her dosya ise, geleceğin suçlarının sessiz ortağı olmaya devam edecektir.
Kaynak:
1-Abschlussbericht-Handout zum Projekt zur Klassifikation von Todesopfern rechter Gewalt in NRW (ToreG NRW), Angefertigt von Landeskriminalamt NRW.
https://lka.polizei.nrw/sites/default/files/2024-09/toreg-nrw-abschlussbericht-handout_0.pdf
2-Erinnerung an den Tod von Şahin Çalışır
https://solingenistbunt.de/erinnerung-an-den-tod-von-sahin-calisir/1523/
3-“Vielleicht hätte der Solinger Brandanschlag verhindert werden können”: Eine Erinnerung an Şahin Çalışır und kritische Gedanken zu einem fragwürdigen Prozess, Orhan Çalışır: Solingen, 30 Jahre nach dem Brandanschlag: Rassismus, extrem rechte Gewalt und die Narben einer vernachlässigten Aufarbeitung: Demirtas, Birgül (Ed.); Schmitz, Adelheid (Ed.); Gür-Seker, Derya (Ed.); Kahveci, Çagri (Ed.), S. 121-126
https://www.transcript-verlag.de/chunk_detail_seite.php?doi=10.14361%2F9783839464977-008
