Uzun yıllar boyunca hastalıklara teğet geçip, " sonunda ben de o meşhur durakta mola verdim: Şifayı kaptım.
Atalarımızın her sözü ne kadar ince, ne kadar derin manalar içeriyor, hiç düşündünüz mü? "Hasta oldum" ya da "yıkıldım" demiyorlar; "Şifayı kapmak" diyorlar. Aslında bu deyim, hem maddede hem de manada bizlere sunulan muazzam bir perspektif. Çünkü hastalık, bedene gelen bir ceza değil; posta kutunuza düşen bir mektup, telefonunuza gelen kritik bir mesaj kadar kıymetlidir.
Bir Durma ve Fark Etme Vakti
O mektupta aslında tek bir cümle yazar: "Bir şeylerin değişme vakti!"
Hastalık insanı yavaşlatır, kişiyi dış dünyadan koparıp kendi merkezine döndürür. Bastırılmış duyguları su yüzüne çıkarır, halının altına süpürülen her şeyi ortaya saçar. Hayatı, insanları ve olayları yeniden sorgulatır. Bu yönüyle hastalık, aslında bir uyarı ve dönüşüm kapısıdır.
Bedendeki Simya: Ateş, Ter ve Teslimiyet
Ruhumuza ev sahipliği yapan şu muazzam makinenin, bedenin mucizelerine tanıklık etmek ise ayrı bir şükür vesilesi. Vücut, hastalık sırasında aslında şifayı kendi içinde üretmeye başlar:
- Ateş: Bedendeki ateş elementidir. Ölçülü olduğunda bağışıklık sistemini bir ordu gibi harekete geçirir, içeriyi temizler.
- Hapşırık ve Öksürük: Vücudun "artık bana lazım değil" dediği zararlı maddeleri dışarı atma yöntemidir.
- Ter ve Yorgunluk: Bedenin hafifleme ve "beni dinlendir" deme şeklidir.
Almanya’ya ilk yerleştiğim yıllarda aile hekiminin grip için yazdığı reçetede sadece "dinlen ve bitki çayı iç" notunu görmek beni çok şaşırtmış ve mutlu etmişti. Gereksiz alınan her kimyasal, bedenin o muazzam hücre yenileme sistemine birer müdahaledir. Beden aslında bize fısıldar: "Seni koruyorum ve kendi bildiğim yolla iyileştiriyorum."
Mesajı Kabul Etmek
Elbette bir uzmana danışmak, bedenin ne anlatmak istediğini tıbbi olarak anlamak hayati önem taşıyor. Ancak bedenin kendi kendini tedavi etme gücünü (otofaji ve bağışıklık mucizesini) unutmadan bu süreci yönetmek gerek.
Şifayı kapmak, Yüce Yaradan’ın bizlere sunduğu bir arınma armağanıdır. Bu armağanı sevgiyle, sükunetle ve şükürle kabul etmek; bedenden ve ruhtan gelen mesajlara tanık olmak dileğiyle...
Unutmayın; bazen en hızlı yol, durmaktan geçer.
