Yunanistan'ın bir süredir uluslararası hukuku çiğneyen gayriresmi hareketleri nedense uluslararası basında hiç yer almıyor. Ama Türk komandoları Aydın/Söke'ye konuşlanınca kıyamet kopuyor.
Tunceli 51. Komando Tugayı, Aydın/Söke'ye kaydırıldı, Türkiye için olağan bu durum olağan bir hal iken Yunan basınında "Sisam Adası'nın karşısında terörle mücadelede görev almış seçkin Türk komandolarının ne işi var?" manşetleri yer aldı.
Seçkin bir komando birliğinin Ege kıyılarına konuşlandırılması vetugayın hızlı intikal, operasyon kabiliyetlerine sahip olması Yunan medyasında sabah akşam anlatılıyor.
Yunanistan'ın son dönemde İsrail ile geliştirdiği savunma iş birliği ve hava savunma sistemi tedariki ile Ege adalarındaki askerî yapılanmasına ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde Atina’nın gündemine bomba gibi düşen Türk komandoları hakkında, Yunan savunma uzmanı Dr. Yiannos Charalambides, bu durumun askerî dengeler açısından önem taşıdığını savunurken, gelişmeyi Yunanistan açısından “derin endişe kaynağı” olarak nitelendirdi.
Yunanistan’ın en çok okunan yayın organlarından Protothema, 51. Komando Tugayı’nın Söke’ye taşınmasını “2 bin komandoluk Türk gücü” manşetiyle gündeme getirirken, Ta Nea ise tugayın Sisam’ın karşısına konuşlanmasına odaklandı ve “Dengeler nasıl değişecek?” sorusunu sordu.
Biz de soruyoruz dengeleri kim dengesiz hale getirmek istiyor?
*
Peki gayriaskeri statüye sahip Meis Adası'nı ziyaret edip, askeri birlikler konuşlandıran, barış ve istikrarın temsili olan adayı silahlandırıp "Deniz biraz dalgalanmaya başladı." diyen Miçotakis'e ne demeli?
Yunanistan'ın İsrail ile birlikte Doğu Akdeniz ve Ege'de yaptığı askeri tatbikatları saymıyorum bile...
Yunanistan; ülkenin hava sahasını balistik füzeler, seyir füzeleri, savaş uçakları ve İHA’lara karşı korumak amacıyla İsrail’den yaklaşık 3 milyar Euro karşılığında satın aldığı çok katmanlı entegre hava savunma ağı projesi için‘Aşil Kalkanı’ anlaşması yapıldı.
Aşil Kalkanı ile ilgili şöyle bir detay daha var; Yunanistan Komünist Partisi (KKE), İsrail'den tedarik edileceği açıklanan "Aşil Kalkanı" silah sistemlerinin kaynak kodunun hangi ülkenin elinde ve sistemin İsrail'e bağımlılığının ne düzeyde olacağı konusunda hükümetten açıklama istedi. Yani bu sistemin kalbi olarak nitelendirilen Komuta Kontrol (C2) Sistemi'nin operasyonel ve teknik kontrolünün kimde olacağının açıklığa kavuşturulması konusu bile Yunanistan'da tartışma konusu iken, sınırımızda böyle bir muallak durumun olması büyük risk.
Peki bu kaynak kodu İsrail'de olursa ne olacak?
Neyse...
*
Geçtiğimiz hafta Miçotakis, diyaloğa önem verdiğini söylerken bir yandan da 1947 yılında imzalanan Paris Antlaşması'na aykırı davranıp Meis Adası'nı ziyaret etti. Bu ziyarette Miçotakis, Ege'de gerilimin yeniden yükseldiğini iddia ederek İsrail ile Yunanistan'ın Doğu Akdeniz’de ortak tatbikat düzenlediği duyurdu.
Meis Adası, gayrıaskeri statüye sahip, barış ve istikrarın temsili olan bir adadır. Bu adanın silahlandırılması, askeri araç ve gereçlerin yerleştirilmesi, askeri birliklerin konuşlandırılması yasaktır. Bu yasakları meşrulaştıran Miçotakis, Meis Adası'na yaptığı ziyarette kendisini askeri birliklere karşılattırarak resmen barış havasını bozup savaşın ateşini fitillemiştir.
Ege'de karasularının 12 deniz miline kadar genişletilmesi söyleminde ısrar eden Miçotakis, Meis Adası ziyaretine ilişkin "Adaların Yunan kimliğinin korunması için en iyisi sınırların güçlendirilmesidir" diyerek resmen savaş sebebi oluşturmaya çalıştırmaktadır.
Türkiye; Yunanistan'ın Ege'de karasularının 12 mile çıkarılması durumunda açık deniz alanlarının yok denecek kadar azalacağını, Türk gemilerinin kendi limanlarından çıkıp Akdeniz'e ulaşmak için bile Yunan karasularından geçmek zorunda kalacağını belirtmektedir. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1995 yılında aldığı bir kararla Yunanistan'ın karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını bir savaş sebebi (casus belli) sayacağını ilan etmiştir.
Miçotakis'in Meis Adası'na ziyareti ve burada yaptığı açıklamalar aslında bir casus belli statüsüdür. Bütün bu kışkırtmalara rağmen Türkiye büyük bir soğukkanlılıkla süreci diplomatik olarak yürütmeye çalışmaktadır. Türkiye; Mavi Vatan'da barışın ve istikrarın Türkiye'den geçeceğini bütün dünyaya göstermeye çalışmaktadır.
*
Atina yönetiminin Türkiye kıyılarına kuş uçumu mesafedeki, silahsızlandırılmış olması gereken adalara üst düzey siyasi ve askeri makamlarca gösterişli ziyaretler düzenlemesi tansiyonu bilerek tırmandıran provokatif bir eylemdir.
Şu anda yaşanılan jeopolitik gerginliğin sonucu nereye varır kestiremiyoruz lakin Yunan basınının Türkiye karşıtlığından beslenen tavırlarını bütün dünya konuşuyor. Bu adaların bugün birer askeri üsse dönüşüp, birer propaganda fabrikası olma ihtimali Türkiye için kabul edilebilir bir durum değildir.
Tüm bu gelişmeler dışında gözlemlenen en garip tablo ise şüphesiz sosyo-ekonomik boyutta yaşanıyor. Yunanistan, 12 mil üzerinden savaş çığırtkanlığı yapıp Anadolu kıyılarındaki adalara ağır silahlar, askeri birlikler yığarken aynı adaların ekonomisi, Türk turistlerin bıraktığı dövizlerle ayakta durmakta.
Millete anlatmaya çalışıyorum gitmeyin şu Yunan Adaları'na diye ama anlayan yok. Evet bir kere merak eder gidersin. Ama her yaz sanki olmazsa olmazmış gibi gidilmesine karşıyım ben.
Özellikle yaz aylarında kapıda vize uygulamasının da etkisiyle Midilli, Sakız, İstanköy (Kos) veya Rodos gibi adalara akın eden binlerce Türk vatandaşı, ekonomik krizlerle boğuşan Yunan esnafına adeta can suyu oluyor. Bir yanda Ankara’ya karşı akılları sıra gözdağı vermeler, diğer yanda Türk milletinin cüzdanına bağlanan ekonomik yatırımlar...
Bu ikiyüzlü yaklaşım, samimi ve sürdürülebilir bir komşuluk ilişkisini mi gösteriyor sizce?
Ayrıca nüfusu yaşlanan Yunanistan, sınır bölgelerini canlandırmak için kesenin ağzını açıyor. Ekimde devreye girecek yeni programla, Türkiye ve Bulgaristan sınırındaki yerleşimlere taşınacak Yunan ailelere 10 bin euroya kadar destek verilecek.
Kısacası Yunanistan bir hazırlık içerisinde ama bakalım çıkar kokusu.
*
Türkiye bütün bu tehlikelerin farkında olarak bu konuda gereken bütün tedbirleri alıyor. Tatbikatlar üzerinden psikolojik harp konusunda askeri gücünü gösteriyor, savunma sanayi fuarları düzenleyerek teknoloji ve bilişim alanındaki detaylı çalışmalarını sergiliyor, Söke'nin kurtuluş gününde Söke'ye kaydırılan komando personelleriyle törenler düzenleyerek insan kaynağının gücünü gösteriyor.
Ama Yunan Adaları'na giden vatandaşlarımızın önüne bir türlü geçemiyoruz. Tamam merak et, git gez eyvallah ama her hafta gitme her yaz gitme. Çok basit ve saçma geliyor belki bu dediklerimiz ama Yunanistan diyor ki "Türkiye'nin paraları sayesinde ordumuz ayakta."
Yunan Adaları'nda sahilde kalamar yerken Miçotakis'in o pişkin açıklamaları gözünüzün önüne gelsin. Bence bizimkilerin yüzüne "HOŞ GELDİNİZ!" deseler de içlerinden "BOĞAZINIZA DURSUN İNŞALLAH!" dedikleri kesin...
