Eura24News Analiz
İyilik, Kalbin Attığı En Zarif İmzadır
Son yıllarda psikoloji, sosyoloji ve nörobilim alanlarında yapılan araştırmalar, iyilik, merhamet ve yardımseverliğin yalnızca muhatabını değil, iyiliği yapan bireyin ruhsal ve bedensel sağlığını da doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Buna karşın modern toplumlar; menfaat ilişkilerinin ağırlaştığı, güven duygusunun zayıfladığı ve bireysel çıkarın yüceltildiği bir yapıya doğru sürükleniyor. Egoizmin normalleştiği, yardımlaşmanın yerini hesapçılığın aldığı bu ortamda, insanlık giderek ümitsizlik, yalnızlık ve ruhsal tükenmişlik sarmalına giriyor.

Uzmanlara göre bu tablo bir tesadüf değil; iyiliğin, merhametin ve paylaşmanın toplumsal hayattan çekilmesinin doğal bir sonucu. Zira insan yalnızca alan değil, veren bir varlık olarak anlam buluyor. İyilik yapmadıkça ruh daralıyor, ilişkiler sertleşiyor, toplumlar kırılganlaşıyor. Tam da bu nedenle, günümüzün en büyük ihtiyacı yeni bir sistem ya da teknoloji değil; insanı yeniden insan yapan değerlerle, özellikle de iyilikle yeniden inşa edilmiş bir toplumsal iklimdir.
Bu çerçevede, Eura24News yazarı Sosyolog Kevser Karaarslan’ın gündelik hayatın içinden aktardığı sade ama derin bir iyilik hikâyesi ile Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan’ın bilimsel değerlendirmeleri, aynı gerçeğe işaret ediyor:
“İyilik, başkasına uzanan bir el olmanın ötesinde, insanın kendi varlığını onaran en güçlü iyileştirici eylemdir.”
İyilik, yardımlaşma ve karşılıksız destek…Eura24News yazarı Sosyolog Kevser Karaarslan, bu haftaki köşe yazısında gündelik hayatın içinden çarpıcı bir örnekle iyiliğin yalnızca iyilik görene değil, iyilik edene de mutluluk verdiğini hatırlatıyor. Bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri ise bu insani deneyimi doğruluyor: İyilik, ruh sağlığını onaran güçlü bir psikolojik kaynaktır.

Hayatın İçinden Bir İyilik Hikâyesi
Kevser Karaarslan, köşe yazısında okuru sade ama derin bir karşılaşmaya götürüyor. Günlük hayatın koşturmacası içinde, aceleyle evden çıkan bir kadının yolu, yüzünde çaresizlik taşıyan yaşlı bir teyze ile kesişiyor. Elinde eski bir tuşlu telefon, gözlerinde ise kaybolmuşluğun yanında hâlâ sönmemiş bir umut…
“Türk müsün kızım?” sorusu, yalnızca bir kimlik arayışı değil; güvene, ilgiye ve merhamete uzanan sessiz bir çağrı oluyor. Kapıları karıştıran, okuma yazması olmadığı için adresi bulamayan bu teyze, aslında bir yön değil, bir insan eli arıyor. O an, planlar, aceleler ve yapılacaklar önemini yitiriyor. Hayat duruyor, insan kalbi konuşuyor.

‘Benim Dünyama Eşlik Eder misin?’
Adresi birlikte buluyorlar, birlikte yürüyorlar. Kapı açılana kadar bekleniyor. Ardından edilen dualar, bir teşekkürden çok daha fazlası oluyor:
“Allah da seni dara düşürmesin…”
O an anlaşılıyor ki bazen birkaç dakikalık bir iyilik, insanın ruhuna günlerce sürecek bir huzur bırakabiliyor.
Karaarslan’ın yazısı, iyiliğin matematiğini bozuyor: Verilen küçük bir emek, karşılığında ölçülemeyecek bir iç ferahlığı getiriyor. Belki de o teyze yanlış kapıya gelmiyor; belki de o gün, iki insanın yollarının kesişmesi gerekiyordu.
Bilim Ne Diyor? İyilik İyileştiriyor
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan’ın değerlendirmeleri, bu insani tecrübeyi bilimsel verilerle destekliyor.
Araştırmalar, iyilik yapan bireylerde:
- Depresyon ve anksiyetenin azaldığını
- Öz saygının arttığını
- Oksitosin, serotonin ve dopamin gibi mutluluk hormonlarının salgılandığını
- Stres hormonu kortizolün düştüğünü
- Bağışıklık sisteminin güçlendiğini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre iyilik yapan insanlar, iyilik görenlerden daha mutlu. Hatta iyiliğe tanık olmak ya da geçmişte yapılan bir iyiliği hatırlamak bile benzer bir mutluluk etkisi oluşturabiliyor.

Karşılıksız Yardım, Ruhun Nefesidir
Kevser Karaarslan’ın satırlarında altı çizilen temel nokta şu:
Karşılıksız yardım etmek, sadece başkasının yükünü hafifletmez; insanın kendi iç dünyasını da onarır. Birine yol tarif ederken kendi yolunu berraklaştırır, birine güven verirken kendi yüreğini güçlendirir.
Psikolojik açıdan bakıldığında, birine el uzatmak insana şu duyguyu verir:
“Değerliyim, faydalıyım, varlığım anlamlı.”
Bu duygu, insanın iç dünyasında huzur ve tatmin bırakır; yalnızlık hissini azaltır.
İyilik Sadece Vermek Değildir
İyilik; para vermek, yardım etmek ya da büyük fedakârlıklar yapmakla sınırlı değildir. Bazen bir duruş, bir dinleyiş, bir bakış ya da bir “evladım” hitabı da iyiliktir. Zarafetle yapılan iyilik, karşı tarafın onurunu incitmez; aksine insanı insan yapan bağı güçlendirir.
Dinlerin, kültürlerin ve kadim öğretilerin ortak kalbi de buradadır: merhamet, şefkat ve gönül alma bilinci.

Sonuç: İyilik, Kalbin Attığı En Zarif İmzadır
İyilik; insanın kalbinin kendine attığı en zarif imzadır.
Huzuru kendi içine yazan, sesi dua olan, kokusu merhamet taşıyan bir imza…
Bir başkasının elinden tutan insan, aslında kendi kalbini daha sıkı kavrar. Çünkü bazen birine yol göstermek, insanın kendi içindeki ışığı hatırlamasıdır.
Ve o ışık, kalpten kalbe geçtikçe sönmez; büyür, çoğalır ve hayata dönüşür.
Kevser Karaarslan’ın konuyla ilgili 02.01.2026 tarihli Makalesini Linkten okuyabilirsiniz
https://www.eura24.com/yazi/iyilik-ruhun-en-guzel-imzasi-2492.html
