Bana Dokunmayan Yılan Bir Gün Bana da Dokunur

Bana Dokunmayan Yılan Bir Gün Bana da Dokunur
28-06-2026

Toplum olarak sık kullandığımız bir söz vardır:
"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın."
İlk bakışta mantıklı gibi görünür.

Sonuçta sorun bana ait değilse neden müdahil olayım?
Haksızlığa uğrayan ben değilsem neden ses çıkarayım?
Mağdur olan ben değilsem neden sorumluluk hissedeyim?
Fakat tarihe baktığımızda toplumları ayakta tutan anlayışın bu olmadığını görüyoruz.
Çünkü haksızlık yayılma eğilimindedir.

Bugün başkasına yapılan bir haksızlığa sessiz kalındığında, yarın aynı haksızlığın size yapılmasını engelleyecek ahlaki zemin de ortadan kalkar.
Bir toplumun geleceği yalnızca kanunlarla değil, vatandaşlarının gösterdiği vicdanla da şekillenir.

Bu nedenle "bana ne" düşüncesi aslında göründüğü kadar masum değildir.
Çünkü hiçbirimiz birbirimizden tamamen bağımsız yaşamıyoruz.
Bugün kötü bir eğitim sistemi sizi etkilemeyebilir.
Ancak yarın sizi tedavi edecek doktoru etkileyebilir.

Bugün adaletsizlik size dokunmayabilir.
Ancak yarın çocuğunuzun karşısına çıkabilir.
Bugün çevreye verilen zarar sizi rahatsız etmeyebilir.
Ancak torunlarınızın yaşayacağı dünyayı etkileyebilir.
İşte bu nedenle toplumsal meseleler yalnızca bugünün meselesi değildir.

Aynı zamanda gelecek kuşakların da meselesidir.
Vatandaşlık yalnızca hak sahibi olmak değildir.
Yaşadığımız topluma karşı sorumluluk taşımaktır.
Demokrasi yalnızca seçim günü oy kullanmak değildir.
Gerektiğinde doğruyu savunabilmek, yanlışa itiraz edebilmektir.

Bir toplumun kalitesi, yalnızca iyi insanlar yetiştirmesiyle değil, iyi insanların sessiz kalmamasıyla da ölçülür.
Çünkü tarih bize şunu göstermiştir:
Kötülük çoğu zaman güçlü olduğu için değil, iyi insanlar sustuğu için büyür.
Bu yüzden mesele yılanın size dokunup dokunmaması değildir.
Mesele, o yılanın toplumun içinde dolaşmasına izin verilip verilmemesidir.
Çünkü bugün başkasına dokunan sorunlar, yarın sizin kapınızı da çalacaktır.
Ve o gün geldiğinde aslında mesele hiç de "bana dokunmayan yılan" meselesi olmayacaktır.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?