Rusya-Ukrayna arasında 2022 yılında başlayan ve en başından itibaren Rusya tarafının “askeri operasyon” olarak lanse ettiği bu krizin, dördüncü yılını doldururken neden hala bitmediği ve cephelerin adeta donmasına rağmen bir barış antlaşmasına ısrarla neden gidilemediği merak uyandırmakta, uluslararası bir krize dönüşen bu çatışmanın, diğer çatışmalara da fikir babası olabileceği korkusu kamuoyunun zihninde yer etmiş durumda.
Soğuk Savaş’ın bitişinin ardından Sovyetler Birliği dağılmış ve yerine irili-ufaklı birçok devlet ve Rusya Federasyonu kurulmuştu, NATO gibi Soğuk Savaş’ın en kritik aktörlerinden birisi olan örgütün de Soğuk Savaş’ın bitişiyle ve düşmanın ortadan kalkmasıyla biteceği ve dağılacağı düşünülmüştü. Fakat Sovyetler Birliği’nin resmen dağıldığı tarihten sonra, NATO misyonunu yenilediğini duyurarak yalnızca Batı ittifakının güvenliğini değil bütün bir dünyanın güvenliğini küresel çapta sağlayacağını ilan etmişti.
Başlangıçta, NATO’nun genişlemesi yeni kurulan Rusya Federasyonu’nu rahatsız etmemiş, ilişkiler güzel bir şekilde devam etmişti. İlerleyen dönemde, Rusya’nın parçaları olan Doğu Avrupa ülkeleri yani Doğu Bloğu devletlerinin de NATO’ya dahil edilme sürecinin başlamasıyla, NATO ve Rusya arasındaki ipler gerilmeye başlamıştı. NATO’nun Ukrayna’yı örgüte dahil etme ihtimali, güvenlik ikilemi diye adlandırdığımız, bir tarafın güvenlik endişeleri ile güvenliğini artırmasının karşı taraf için doğuracağı güvenlik zafiyeti ile birlikte bir güvenlik dilemması doğurmuştu.
Vladimir Putin’in iktidarında, ideolojik olarak da Ukrayna ve diğer Doğu Bloğu devletlerinin Rusya’nın bir parçası olarak görme eğilimi, NATO’nun adımları sonrası daha hırçın şekilde kendini belli etmeye başlamıştı. Irk olarak aynı aileye mensup olduklarının iddiası, ortak bir tarihe ve kültür mirasına sahip olduklarının tartışması alevlenmiş, Rusya politikalarını daha açık bir şekilde duyurmaktan çekinmemeye başlamıştı.
Uluslararası kamuoyunun bu şekilde başlangıçta atışmalarla gerilmeye başladığı ortam, Ukrayna’da yönetime gelen Batı yanlısı yönetim sonrası daha da gerilmiş ve Rusya’nın somut adımlar atmasına neden olmuştu. Somut adımlardan ilki, 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı olmuş, Rusya Kırım’ın ele geçirilmesiyle Karadeniz’deki jeopolitik konumunu güvence altına almıştı. Aynı dönemde, Ukrayna’nın doğusundaki ve bugün de savaşın en kritik bölgelerinden birisi olan Donbas bölgesinde ayrılıkçı hareketler başlamış ve çatışmaların ön hazırlığı burada yapılmış diyebileceğimiz bir ortam oluşmuştu.
Nihayetinde, NATO ve Rusya arasındaki iplerin tamamen kopması, Biden yönetimindeki ABD’nin Ukrayna’ya Avrupa üzerinden sağladığı desteğin Putin’i rahatsız etmesiyle gerçekleşti. Söz konusu destekten sonra Putin’in önderliğinde, Rusya’nın deyimiyle askeri operasyon, dünyanın deyimiyle sıcak savaş başlamıştı.
İlk çatışmadan itibaren 12, sıcak çatışmadan, savaştan itibaren 4 yıl geçtiği halde, Rusya, Ukrayna topraklarının bir kısmını ele geçirip sonrasında devamlı kaybetmekte. Biden yönetiminde, Rusya’nın Avrupa’ya yöneleceği korkusu nedeniyle Ukrayna’ya hibe edilen lojistik ve maddi yardımlar sayesinde Ukrayna cephede uzun süre Rusya’ya kafa tutmuş, direnebilmişti. Fakat Biden’ın yerine gelen Trump, bu yardımları Biden’ın israfı olarak değerlendirdiği için durdurmuş, Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kaderiyle baş başa bırakmıştı.
Rusya’nın ideolojik ve güvenlik argümanları gerekçe gösterilerek devam ettirilen bu savaş, bugün geldiğimiz durumda, tamamen donmuş durumda. Sahada yaşanan ve değişen drone teknolojilerinin cephede askerler için yarattığı tahribatın korkunçluğu, gelen videolar ile gözler önüne serilmekte ve bu çıkmazı daha da derinleştirmektedir. İki ülkenin de kaybettiği erkek popülasyonunun yanı sıra ekonomik dengelerin altüst olması, Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz satışını kısıtlaması, Ukrayna’dan dış ülkelere gerçekleştirilen göçler gibi sayılabilecek birçok etken, savaşın bugün uluslararası bir kriz doğurduğunu apaçık ortaya koymakta.
Barış antlaşmasına karşı iki devlet de ellerindeki kozlar yüksek girmek istediği için, çatışmalar bir şeyi değiştirmese de devam etmekte, savaşın kazananı Rusya’nın olduğu durumda, Ukrayna’yı ilhak ettiği bir senaryoda, yeniden imarı için harcayacağı maddi kaynaklar inanılmaz seviyelerde. Ukrayna’nın kazanması çok zor da olsa, elinin güçlü olduğu senaryoda, alacağı tazminatın kaybettiklerinin yanında hiçbir şey olduğu da bir gerçek.
İki tarafın da sınırda sıkıştığı bu savaş, iki tarafın da adeta bataklığı olmuş, kazananın olmadığı, kimin vazgeçerse öleceği bir kafes dövüşüne dönüşmüş durumda.
