USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Milletvekili Polis İlişkisi

19-06-2022

Eski AKP Milletvekili, günümüzün Deva Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’nu uzun zamandır severek takip ederim. Kendisi yaşadığım şehir olan Köln’de büyüdüğü için birçok ortak arkadaşımızın olması da sempatime bir katkı sağlıyor olabilir elbette.

Ancak sempatimin esas sebebi ortak tanıdıklarımız olması değil, siyasi düşüncelerimiz farklı olsa da Yeneroğlu’nun olayları her zaman adalet terazine koyarak değerlendirmesi olmuştur.

Hiçbir zaman bir kişinin adamı olmamış, Avrupa’da keyfi yerinde hayatına devam edebilecekken çok stresli bir iş olan “muhalif siyasetçi” kimliğine geçiş yapmıştır. Dediğim gibi siyasi düşünceler bakımından yarı yarıya ayrıştığımız durumlar olsa da kendisine her zaman saygı duymuşumdur.

Değerli okuyucularım…

Şimdi diyeceksiniz ki Pazar günü nereden çıktı şimdi Mustafa Yeneroğlu?

Kendisinin sosyal medya hesaplarından paylaştığı, daha sonra haberlere konu olan Ankara Kızılay’da polis amirinin kendisine olan davranışı gerçekten tüylerimi ürpertti.

Ankara’nın orta yerinde sokak kabadayısı tavırlarıyla milletvekiline bu şekilde davranan polis, sıradan vatandaşa tenhada neler yapmaz diye düşünmeden edemedim.

Önce konuyu özetleyeyim, fikirlerimi anlatayım sonra da polis amiriyle ilgili birkaç kelam edeceğim.

Türk vatandaşlığı almış, Somali asıllı vatandaşlara polisin yaptığı ırkçı bir baskıdır. Elmayla armudu birbirine karıştırmayı çok seven bir toplum olarak vatanseverlikle ırkçılığı da birbirine karıştırmamalıyız. Polis yabancı dildeki tabelalara bu kadar hassas ise bizzat devlet kurumlarındaki Arapça yazıları ortadan kaldırsın! Veya Ankara Kızılay’da değil de bir Esenyurt’ta, Beylikdüzü’nde, hatta direkt adres vereyim Gökevler Mahallesi Kristalşehir Sitesi’nde bir dolaşsın hele. Türkçe’nin çoktan hükmünü kaybettiği sadece Arapça’nın geçerli olduğu sokakları, işletmeleri görsün.

Bakın ırkçılık hastalıklı bir düşüncedir. Tehlikelidir. Suçtur. Ama bir de toplumu yabancı düşmanı olmaya iten politikalar vardır. Bir ülkeye 10 yılda 10 milyon yabancıyı alırsanız, toplumsal sorunlar başlar ve Türkiye’ye kaçak yollarla ya da mülteci olarak değil yatırımcı olarak gelmiş, hukuken evraklarını tamamlamış yabancı kişiler de bu toplumsal sorunların hedefi haline gelir.

Irkçılığı ve yabancı düşmanlığını devlet demografik yapıyı dengede tutarak engelleyebilir. Ya da tam tersini yaparak insanların kontrolden çıkmasına neden olabilir.

Ankara’daki olayda da esnafın rahatsız olduğu iddiasıyla Somali asıllı Türk vatandaşı bir kadın esnafın dükkanına polis baskınları oluyor ve Mustafa Yeneroğlu bu durumun bir ırkçılık olduğunu, hukuksuz bir uygulama olduğunu düşünüp devreye giriyor.

Mustafa Yeneroğlu iddiasında haksız olsa dahi bir milletvekili olarak konuyu kamuoyunun dikkatine sunuyor. O esnada güneş gözlüğü takmış kabadayıdan bozma bir polis amiri milletvekili Mustafa Yeneroğlu’na hem argo kelimeler kullanıyor, hem tehdit ediyor.

Milletvekilleri hiyerarşide polis amirlerinin üstündedir. Halkın iradesini temsil ederler. Dokunulmazlıkları da bundandır. Elbette HDP milletvekili gibi polise tokat atma yetkisi yoktur, MHP milletvekili gibi polise yumruk atma yetkisi de… Veyahut AKP milletvekili gibi polise “şerefsiz” deme hakkı da yoktur. Yani buradan bana bu örnekleri gösterip polis amirini haklı çıkartamazsınız çünkü Mustafa Yeneroğlu ile ya da TİP milletvekillerinin Boğaz Köprüsü’nde polislerle yaşadıklarında milletvekillerinin bu tip bir eylemi yoktu. Gayet saygılı ve hukuk çerçevesinde davranmışlardı. Polisler ise düşmanca bir tutum sergilemişlerdi.

Ancak…

Şimdi sormak lazım Mustafa Yeneroğlu istifa etmemiş olsaydı da halen AKP milletvekili olsaydı o polis amiri böyle mi davranacaktı yoksa el pençe divan bir şekilde “Aman sayın milletvekilim, hoş geldiniz” mi diyecekti? İşte ben bunu kabul etmiyorum. Bunları gördükçe çıldırıyorum.

Eşitlik, hukukun üstünlüğü her zaman, herkese lazım.

Devlet hepimizin. Devletimizi de seviyoruz.

Ama hükümeti sevmeme, eleştirme hakkına sahibiz. Hükümet ile devlet aynı şey değil. Bunu kaç defa söyledim, yazdım hatırlamıyorum bile artık. Ama ülkede her gün tekrar etmek gerekiyor.

Siyasi tweet atan bürokratlar türedi mesela son zamanlarda. Kardeşim hiç mi devlet geleneği öğrenmedin? Sen devletin bürokratısın. Hükümetin değil. Hükümet değişince de yeni hükümetin yönettiği devlette görevine devam edeceksin.

Senin siyasetle ne işin var? Her şeyi herkesi partileştirmek ülkeyi demokrasiden uzaklaştırıyor.

Çünkü partileşmiş devlet kendinden olmayanı sevmez.

O polis amiri milletin vekili olan seçilmiş birine, kendisine hiçbir saygısızlık yapmamasına rağmen bu şekilde davranabiliyorsa bunun altındaki motivasyon “bunlar zaten muhalif, devlet düşmanı” algısıdır.

Hâlbuki tüm muhalifler devleti seviyorlar. Hatta bundandır ki sevdikleri devleti yönetmeye talipler. Devlet düşmanı olan devleti yıkmak ister. Yönetmek değil…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
Hayati Yaman
Hayati Yaman 2 hafta önce
Süper bir analiz. Devletin polisi ile hükümetin polisi
Devletin bürokratı ile hükümetin bürokratı
Devletin memuru ile hükümetin memuru

Bu ayrımlar o kadar önemli ki, her şeyin suyu çıktı memlekette...