?>

Avrupa'nın Yeni Güvenlik Mimarisinin Mimarı Kim Olacak..?

Aziz KARAAZİZ

4 saat önce

Savaşın yoğun gündemi arasında gözden kaçmaması gereken bir haber.Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Savunmadan Sorumlu Üyesi Andrius Kubilius, Avrupa'nın güvenlik mimarisinin "yeni dünya düzenine" uygun şekilde değişmesi gerektiğini belirterek, Avrupa savunmasında parçalı yapının aşılması ve daha güçlü ortak mekanizmalar kurulması çağrısında bulundu.Avrupa'nın dış politika, güvenlik ve savunma alanındaki doktrinleri ile karar alma mekanizmalarının artık "yeni dünya düzenine uygun olmadığını" dile getiren Kubilius, özellikle transatlantik ilişkilerde yaşanan değişime dikkati çekti.Kubilius, ABD'nin stratejik odağını giderek Hint-Pasifik bölgesine kaydırdığını belirterek, "Transatlantik ortaklarımız Avrupa'daki konvansiyonel savunma ve barışın sorumluluğunu Avrupalıların üstlenmesini istiyor. Bu talebe karşı çıkmak için rasyonel bir nedenimiz yok" dedi.Oldukça uzun bir haber, daha fazla uzatmayalım.Kubilius'un, Rusya'nın Avrupa için saldırı olasılığı yüksek bir tehdit olduğunu söylediği de ekleyerek, biz kendi söylemek istediğimize geçelim.Öncelikle şunu söylemek isterim ki, söylenenlerin tamamı doğru.AB "uyduruk" savunma modelleri yerine kendi güvenlik mimarisini tesis etmeli.Özellikle de ABD'ye yönelik biraz sitem biraz da yalnız bırakılmışlık ifadeleri de göstermiştir ki, AB bu konuda bir yol ayrımına gelmiştir.Hatta birliğin başı çeken ülkelerinin bu konuda kendi aralarında bazı işbirliği mutabakatları sağlamış olduklarına da eminim.Belli ki anlaşmışlar ve şimdi belli dozlar şeklinde niyetlerini dillendirmeye başladılar.Bir yandan ABD'nin nankörlüğü, öte yanda Rusya'nın tehditleri.Peki Avrupa ne yapacak..?Yeni güvenlik mimarisi diyoruz ama bu işin mimarı kim olacak..?Almanya mı yoksa Fransa mı..?Kim bilir belki iş AB ile sınırlı kalmaz ve Avrupa'nın güvenliği şeklini alır.İşte o zaman işe İngiltere'nin dahil olması da mümkün olur.Özellikle de İran konusunda Amerikan yönetimi ile ters düşmüş olan İngiliz hükümeti bu işte başı çeken ülke konumuna gelmekten çekinmeyecektir.Ancak burada yapılan bir başka vurguyu da hatırlamalıyız.Ne diyor Kubilius:Avrupa savunmasında parçalı yapı aşılmalı ve daha güçlü ortak mekanizmalar kurulmalı..!Parçalı yapı, mevcut yapının bugünkü tanımıdır.Her ülkenin farklı güç katkısı ve ABD'nin keyfi tutumu ile Avrupa'nın savunma gücü ile imkan ve kabiliyetleri ciddi bir bilinmezlik içerisinde.Bunun yerine güçlü ortak mekanizmalar kurulmalı.İşte tam bu noktada güç kavramın anlamının detayları önem kazanmakta.Avrupa ülkeleri bugün tehdidin adını rahatlıkla koyabiliyorlar.Rusya'yı potansiyel tehdit olarak ilk sıraya koymuşlar.Zaten Rusya da buna itiraz etmiyor.AB'nin bu işte karşısına çıkacak en büyük sıkıntı, güç bakımından zayıf ülkelerin savunulması olacak.Güney Kıbrıs da bu ülkelerin arasında ilk sırada yer almakta.Son olayda, yani İran savaşında yaşananlar bunun en büyük kanıtı.Savunma acizi bir ülke ve sürekli yardım çağrısı yapan bir yönetim.Avrupa'nın asla istemediği bir davranış biçimi.O nedenle de güçlü bir yapı kurmak ve belli başlı bazı ülkeleri hakim kılmak düşüncesi öne çıkacaktır.Bu noktada bahsedilmesi gereken en önemli ülke Türkiye'dir..Avrupa ülkeleri bir karar vermelidir.Türkiye'yi savunma sistemlerine hakim ülke olarak kabul edecekler mi..?Aksini, yani pasif bir taşeron muamelesini Türkiye asla kabul etmez.Bunun yerine Rusya ile paralel bir işbirliğine girme şıkkını canlı tutmayı tercih edecektir.Avrupa ülkeleri çok ciddi bir karar aşamasında.Ve bu kararı çok kısa bir süre içerisinde vererek çok hızlı bir şekilde aksiyon almaları da şart.Amerikan Yönetimi'nin çok fazla düşünmeden başlattığı savaş önce Avrupa, ardından dünya üzerinde farklı değişimlere neden olacak.Ayağı yere sağlam basan ülkelerin karlı çıkacakları bir dönem olacak...

YAZARIN DİĞER YAZILARI